İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Türk siyaseti üzerindeki yargı vesayetini asla ve kat'a kabul etmiyorum. Bir kişiyi yerinde tutmak için Anayasa’nın çiğnenmesini, hukukun çiğnenmesini, demokrasinin ve millet iradesinin ayaklar altına alınmasını asla ve kat'a kabul edebilmek mümkün değildir. Kendinizi kurtarmaya yönelik adımları atmaya kalkar ve milletin felakete doğru sürüklenmesine rıza gösterirseniz millet buna asla ve kat'a müsaade etmez” dedi.
Mersin'in Mut ilçesinde düzenlenen 64. Karacaoğlan Kayısı, Kültür ve Sanat Festivali siyaset ve sanat dünyasını bir araya getirdi. Festivale İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nın yanısıra Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, CHP ve İYİ Partili milletvekilleri de katıldı. Ayrıca halk ozanı Musa Eroğlu ve birçok yerel sanatçının yer aldığı festivale, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş mesaj gönderdi.
Festivali düzenleyen Mut Belediye Başkanı Murat Orhan’a teşekkür ederek konuşmasına başlayan Müsavat Dervişoğlu, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
“BEN BENDEN BEKLENENİ YAPTIM”
Dervişoğlu, şunları kaydetti:
“Ben hukuktan yana, adaletten yana, demokrasiden yana biriyim. Ben benden bekleneni yaptım; tarihin üzerime yüklediği sorumluluğun da icabını yerine getirdim. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. Benden beklenen oydu ve ben onun gereğini yerine getirdim. Vatandaşın konuşulması gereken onca derdi varken siyasetçi vatandaşın derdini konuşmakla mükellef iken, vatandaş siyasetin sorunlarını konuşmaya başladı maalesef. Bunu üzülerek söylüyorum. Bir kişinin emri hak vaki oluncaya kadar makamında kalmasının önünü açmak üzere atılmış adımlar hem hukuk nizamını hem demokrasiye hem de adalet anlayışımızı zedeliyor. Bir toplumda adalet duygusu zedelenirse zedelenmemiş hiçbir müessese kalmamış demektir. Adaletin olmadığı yerde hiçbir şey olmaz. Adaletin olmadığı yerde demokrasiyi tam ve kâmil şekilde yaşatamazsınız. 2017 yılından itibaren hep aynı şeyleri söylüyoruz. Bu sistem Türkiye’yi her geçen gün onulmayacak bir biçimde sıkıntıya sokacak ve tek adamlığa doğru evrilecektir. Bu uyarıyı 2017'den itibaren yapmamıza rağmen görünen ve anlaşılan odur ki bu ifadelerimizden ders çıkarmayanlar ısrarlarını sürdürmeye devam edecekler. Bu milletin birliğini, bu vatanın bütünlüğünü, demokrasiyi, hukuku, adaleti size çiğnetmeyeceğiz. Çünkü Toros Dağları'nda kıl çadırlardan hâlâ duman tütmeye devam ediyor. Bunu tarih iyi bir sorumlulukla yerine getireceğiz. Siyaseten istifade edilebilecek alanlar bulduk diye o alanları doldurmaya çalışan bir siyasi üslubun mümessili olmayacağız. Farklı fikirlerden olan insanların fikrî ayrılıklarını derinleştirerek bundan siyaseten nemalanmaya kalkışmayacağız. ‘Hepimiz aynı gemideyiz’ diye nutuk atar dururuz. Hepimiz aynı gemideyiz el hak doğrudur. Ama unutmayın aynı denizdeyiz ve deniz Türk milletidir, deniz Türk vatanıdır, deniz Türk bayrağıdır.”
“SİYASİ PARTİLER DÜŞMAN DEĞİLDİR”
Siyasi partilerin birbirlerinin düşmanı değil, birbirlerinin rakibi olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, “Rekabetin sonuçlandırılacağı yer milletin iradesini içine koyacağı seçim sandığı olmalıdır. Türk siyaseti üzerindeki yargı vesayetini asla ve kat'a kabul etmiyorum. Bir kişiyi yerinde tutmak için Anayasa’nın çiğnenmesini, hukukun çiğnenmesini, demokrasinin ve millet iradesinin ayaklar altına alınmasını asla ve kat'a kabul edebilmek mümkün değildir. Demokrasinin namusu, namuslu ve faziletli siyasetçilerin sayesinde değer kazanır. Aksi takdirde her şeyi kendinize uydurarak bir gelecek planı yapmak suretiyle kendinizi kurtarmaya yönelik adımları atmaya kalkar ve milletin felakete doğru sürüklenmesine rıza gösterirseniz millet buna asla ve kat'a müsaade etmez” diye konuştu.
“YOLUNUZU VE YÖNTEMİNİZİ DOĞRU ŞEKİLDE BELİRLEYİN”
Geçmiş dönemdeki darbeleri, muhtıraları ve idamları hatırlatan Dervişoğlu şunları söyledi:
“Türkiye her çalkantıların içinden çıkmaya muktedir bir demokrasi bir birikiminin sahibidir. Bu şartlara bakarak ‘Her şeyi istediğimiz gibi yaparız’ diye düşünenler varsa buradan onlara sesleniyorum: Yolunuzu ve yönteminizi doğru biçimde belirleyin. Mahkemelerin farklı bir bakış açısıyla Türk demokrasisine müdahale edebilecek hakta görmeleri son derece tehlikeli, farklı sıkıntıları da beraberinde getirecek bir durumdur. Her şeyi yargı üzerinden yapmaya kalkarsanız o zaman milletin iradesini ve geride bıraktığımız asırların birikimini de yok saymış; bir kişinin iki dudağının arasından çıkacak lafa teslim olmuş olursunuz. Türk milleti böyle ham ve hımbıl bir millet değildir. Herkes bunu böyle bilmek zorundadır.
“YASSI ADA KARARLARINI MİLLET KABUL EDİYOR MU”
Mahkeme kararlarının tarih içinde nasıl değerlendirildiğini düşünün. Bakanların ve başbakanın asıldığı 60 ihtilalinden sonra kurulan Yassıada mahkemelerinde alınmış olan kararlar da mahkeme kararıydı. Millet bugün kabul ediyor mu bu kararları? 1971 senesinden sonra kurulmuş olağanüstü dönemin mahkemelerinin aldığı kararlar gençlerin idamına vesile oldu. Ama üzerinden geçen zaman içerisinde o kararlar da mahkeme kararları olmasına rağmen eleştiriliyor. Millet o gün alınmış kararları bugün adil mahkeme kararları diye kabul ediyor mu, edebiliyor mu? Asla etmiyor. Recep Tayyip Erdoğan’a bir şiir okudu diye ceza verilen de mahkemeden çıkmış bir karardı. O karar mahkemeden haksız ve hukuksuz bir biçimde çıktığı için ‘muhtar bile olamaz’ dedikleri Recep Tayyip Erdoğan 24 seneden beri bu memleketi yönetiyor.”
“KÖTÜ OLAN NE VARSA DA SORUMLUSU OLARAK ERDOĞAN’I GÖRECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklenen Dervişoğlu, şöyle devam etti:
“Cumhuriyetimiz 100 yıllık, çeyrek asırdır Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan tarafından yönetiliyoruz. İyi olan ne varsa eğer ondan sayacaksak kötü olan ne varsa da onun sorumlusu olarak Recep Tayyip Erdoğan’ı göreceğiz. Eğer gençlerimiz geleceklerinden umutsuzlarsa, eğer çiftçimiz toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamıyorsa, eğer sanayicimiz finansmana erişemediği ve kendini garantide görmediği için yatırım yapamıyorsa; eğer bir memlekette açlık sınırı 35 bin liranın üstüne çıkmış, yoksulluk sınırı 115 bin liraya ulaşmışken en düşük emekli maaşı şayet 20 bin TL ise bunun da sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarıdır. Bu millet alkışlamayı da bilir, ‘Artık dönemin bitti, kenara çekil’ demeyi de bilir. Bu ifadeleri siyasi bir menfaat temin etmiş olmak için konuşmuyorum. Ben bunları bu milletin gerçeği olduğu için ifade etmeye gayret sarf ediyorum. Tükenmişlik, yıkılmışlık, bezginlik artık bu ülkeyi yönetenlerin mustarip olduğu bir hastalık olarak kendini ortaya çıkarıyor. Milleti bezmiş, milleti bıkmış, milleti çaresizmiş gibi göstermeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Türk milleti yaşadıklarına katlanmaya mecbur ve mahkûm değildir. Türk milleti her türlü zorluğun üzerinden gelebilecek, her engeli aşabilecek, her tuzağı bozabilecek kudrette büyük bir millettir. Size söylüyorum, biz varız diyorum. Biz derken sadece şahsımı ve partimi kastetmiyorum. Sizlere inanarak, sizlere güvenerek, demokrasi kültürümüzün ne olduğunu bilip idrak ederek bunları söylüyorum. Sandıkta alkışlayarak getirdiklerini yine alkışlayarak uğurlayan milli bir ferasete sahip olduğumuzu ifade etmek için söylüyorum.”
“ÖMRÜMÜN SONUNA KADAR HAK HUKUK DİYECEĞİM”
Dervişoğlu konuşmasını şu sözlerle noktaladı:
“Zor günlerde kurulmuş hükümetlerde rahmetlik Süleyman Demirel gibi bir kişiyi 6 defa gönderip 7 defa getiren iradeyi sandıkta yaşama geçirebilme kudretine sahip olduğumuzu bildiğim için söylüyorum. Parti, dernek, fırka ayrımına bakmıyorum. Türk milletini bir ve bütün olarak görüyorum. O sebeple söylediğim her kelamı, attığım her adımı milletim için attığımı da buradan tekrar ediyorum. Millet hiç kimseye özellikle tek adamlığı kendisine şiar edilmiş insanlara kendini teslim etmeyecektir. Millet, iradesini ortaya koyacak, getirdiği bu iktidarı sebep olduğu kötülükler yüzünden geldiği gibi geri gönderecektir. Ve bunu da inşallah sandıkta gerçekleştirecektir. Her zaman hakkın, hukukun, adaletin,seşitliğin ve kardeşliğin yanında durma iradesini sergileyeceğimden emin olmanızı istiyorum. Bununla da yetinmiyorum. Bunun için Allah yukarıda şahit siz de buradasınız, ömrümün son anına son nefesime kadar mücadele edeceğimi, hukuk diyeceğimi, adalet diyeceğimi, hürriyet diyeceğimi ve demokrasi diyeceğimi haykırıyorum.”
Konuşmasının sonunda Dervişoğlu, göz ameliyatı olduğunu ve halk ozanı Musa Eroğlu’nu görmediğimi belirterek alkışlatırken, daha sonra yanına giderek selamlaştı.
“HARCADIĞIMIZ HER BİR DELİKLİ KURUŞ SİZİN PARANIZ, ANANIZIN AK SÜTÜ GİBİ HELAL”
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, yaptığı konuşmada Mut için çok ciddi destek verdiklerini belirterek kısaca şunları kaydetti:
“77 yıldır burada kayısı üretimi var. Kayısı üretimi başladığından bu yana da kayısının değeri biliniyor ki bu festival düzenleniyor. Arada belki kesintiler pandemi döneminde olduğu gibi olmuştur. Ama onun dışında istikrarlı bir şekilde bu festivaller yapılıyor. Mut; kayısı, zeytin ve erik bu 3 temel ürünü Türkiye'ye tedarik eden üreten çok değerli bir bölge. Sadece burayı değerli yapan toprağa ya da iklimi değil havası, suyu değil burayı değerli yapan çalışkan bu insanı. Mut'ta üretim var, Mut’ta tarım var. Mersin'in en geniş tarım toprakları Tarsus’la beraber ama yüz ölçümü olarak Mut çok geniş tarım topraklarına sahip ve çok değerli ürünler üretiyor. Bizim birincil işimiz olmamasına rağmen tarım desteklerinde pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Önemli bir kısım destekler ayırdığımız bütçelere Mut’a yaptığımız desteklere gidiyor ama boşa gitmiyor ama torpile gitmiyor, partiliye gitmiyor helalinden kazanan üreten üreticiye gidiyor. Sizin paranız. Bizim harcadığımız her kuruş, her delikli kuruş sizin paranız, ananızın ak sütü gibi helal olsun.
“DERVİŞOĞLU’NA HAKTAN YANA TAVIR KOYDUĞU İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM”
Mut’umuzun konukları var ama değerli bir Genel Başkanımız Sayın Dervişoğlu da burada. Geçtiğimiz günlerde CHP’ye, partimize bir müdahale yapıldı. Biz bunun nedenini çok net biliyoruz. Tamamen güçlü bir muhalefet partisi olan CHP’yi birbirimizle kavga ettirmek, bölmek, parçalamak amaçlı yapılmış bir müdahaledir ama CHP'nin tarihsel birikimi, Türk siyasi tarihinde önemli bir yer tutan CHP'nin bu konudaki deneyimini ferasetini, sorunlar karşısındaki ferasetini kimse tartışamaz. Biz bunun üstesinden geliriz. Bu bir demokrasi sorunu. Türkiye'de hak, hukuk, adalet sorunu. Türkiye'nin hukuk devleti sorunu. İşte burada Dervişoğlu’na çok teşekkür ediyorum. Türkiye demokrasisi adına, bir hukuk devleti olması adına, geleceğimiz adına tavrını koydu. Doğrudan yana tavrını koydu. Haktan adaletten yana tavrını koydu, kendisine teşekkür ediyorum.“