YENİ Parti İzmir Milletvekili Murat Bakan, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okul önünde meydana gelen silahlı saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Bakan, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin saldırının ardından yaptığı değerlendirmelere tepki göstererek, okul güvenliği konusunda devletin sorumluluğuna dikkat çekti.
Bakan, saldırının sabah saat 08.00’de okul kapısının önünde gerçekleştiğini ve 11 öğrencinin vurulduğunu belirterek, saldırıyı gerçekleştiren kişinin de vurulan öğrencilerin de öğrenci olduğunu, saldırının gerekçesi olarak ise okulda yaşananların gösterildiğini ifade etti.
Bakan, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir olayın “okul dışı bir vaka” olarak kayda geçirilemeyeceğini savundu.
“RİSKİ TESPİT ETMİŞSİN VE ENGELLEYEMEMİŞSİN”
İçişleri Bakanlığı’nın okulun birinci derece riskli okullar listesinde bulunduğunu açıkladığını hatırlatan Bakan, devletin riski önceden bildiğini ve listelediğini ancak saldırının önlenemediğini söyledi.
Bakan, “Saat 08.00'de okul kapısının önünde 11 öğrenci vuruluyor. Saldıran öğrenci, vurulanlar öğrenci, gerekçe olarak açıklananlar okulda yaşananlar. Dünyanın hiçbir yerinde bu olay okul dışı bir vaka diye kayda geçmez. Bu, sorumluluğu kaldırım taşının üç metre ötesine taşıma çabasıdır” dedi.
Okulun birinci derece riskli okullar arasında yer aldığının İçişleri Bakanlığı tarafından açıklandığını belirten Bakan, “Devlet riski biliyor, listeliyor. Sonra olan bitene ‘okulun yakınında oldu’ diyor. Riski tespit etmişsin ve engelleyememişsin. Anlatılması gereken budur” ifadelerini kullandı.
Bakan, saldırıda kullanılan silahın evden alınmış olmasının da sorumluluğu yalnızca ailelere yükleyecek bir gerekçe olmadığını belirtti.
DUNBLANE, PORT ARTHUR VE ALMANYA ÖRNEKLERİNİ VERDİ
Silahın evden alınmış olmasına ilişkin değerlendirmesinde Bakan, dünyada benzer saldırıların ardından devletlerin yalnızca velilere silahların güvenli şekilde saklanması yönünde nasihat vermekle yetinmediğini savundu.
Bakan, İngiltere’de 1996 yılında Dunblane’de bir ilkokula yönelik saldırıda 16 çocuk ve bir öğretmenin öldürüldüğünü hatırlattı. İngiltere’nin saldırının ardından kamu soruşturması açtığını ve ertesi yıl tabancaların fiilen tamamen yasaklandığını söyledi.
Avustralya’nın aynı yıl Port Arthur katliamını yaşadığını belirten Bakan, ülke başbakanının 12 gün içinde bütün eyaletleri bir araya getirerek ortak bir ulusal silah anlaşması imzalattığını ve yüz binlerce silahın devlet tarafından geri satın alındığını ifade etti.
Almanya’da 2009 yılında bir lise saldırısı yaşandığını da hatırlatan Bakan, saldırıda kullanılan silahın evden alındığını belirterek Almanya’nın yalnızca silahların kilitli tutulması yönünde çağrı yapmakla kalmadığını, silahların kilitli tutulup tutulmadığını habersiz şekilde denetleme yetkisi getirdiğini söyledi.
“SİLAHA ERİŞİM EBEVEYNLİK DEĞİL, MEVZUAT VE DENETİM MESELESİ”
Bakan, silaha erişimin yalnızca ebeveynlik meselesi olmadığını, mevzuat ve denetim kapsamında ele alınması gerektiğini savundu.
“Silaha erişim bir ebeveynlik meselesi değil, mevzuat ve denetim meselesidir. Mevzuat Meclis'in, denetim senin işin Sayın Bakan” diyen Bakan, benzer olayları inceleyen ülkelerin ulaştığı sonuçların da bu yönde olduğunu ifade etti.
Bakan, çocukların şiddet eylemlerine bir anda yönelmediğini, öncesinde bazı işaretlerin ortaya çıkabileceğini belirterek devamsızlık, içe kapanma ve dijital ortamdaki paylaşımlara dikkat çekti.
Bu işaretleri toplayacak, değerlendirecek ve müdahale edecek ekiplerin her okulda kurulması gerektiğini savunan Bakan, yalnızca turnike, kamera, yüz tanıma sistemi veya kolluk kuvvetleriyle sorunun çözülemeyeceğini söyledi.
“SORUMLU AİLE DEĞİL, SİZSİNİZ”
Murat Bakan, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye yönelik eleştirilerini sürdürerek, okul güvenliğinde sorumluluğun yalnızca ailelere yüklenemeyeceğini savundu.
Bakan, “Sorumlu aile değil Sayın Bakan, sorumlu sizsiniz. Bakanlığınızdır, hükümetinizdir. Riski bilip listeleyen ama önlemini almayan sizsiniz. Komisyonun bütün yaz süren çalışmasını rafa kaldıran sizsiniz. Dün protokol imzalayıp bugün bu tabloyla karşılaşan sizsiniz” dedi.
Bakan, okul güvenliğine ilişkin sorumluluğun okul binasının sınırlarıyla sınırlı olmadığını belirterek, “Bir anne baba çocuğunu okul kapısından içeri gönderdiği andan itibaren o çocuk devletin sorumluluğundadır. Kaldırım taşının üç metre ötesi de buna dahildir” ifadelerini kullandı.




