ABD Ortadoğu’yu yeniden dizayn ederken Ankara, kendisine biçilen yeni görevlere hazır. Dış politika uzmanları, Türkiye’nin insan hakları ve demokrasi konusunda eleştiriden muaf tutulan bir Ortadoğu rejimine çevirmek istendiğine dikkat çekiyor.

Birgün'ün derlediği habere göre; Trump yönetimi bütün bölgeyi yeniden dizayn ederken Saray yönetimine de yeni misyonlar biçti. İçeride kaybettiği "meşruiyeti" dışarıdan alacağı destekle sağlamak isteyen AKP iktidarı bunun karşılığında emperyalistlerin kendisine biçtiği rolü oynamaya hevesli. Son dönem ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın sözlerinden Mekke Anlaşması'na, Rusya-Ukrayna savaşından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son çıkışına dek bir dizi gelişme rejimin üstlendiği misyonu ortaya koyuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün El Cezire'ye verdiği röportajda, Avrupa Birliği üyeliğinin artık Türkiye'nin öncelikleri arasında olmadığını söyledi. Avrupa'nın Türkiye'nin AB'ye katılmasına istekli görünmediğini savunan Erdoğan, "Türkiye'nin katılmaması Avrupa'nın kaybı" dedi. Erdoğan'ın sözleri uzunca süredir Ortadoğu odaklı yürüyen siyasetin bir çıktısı. Büyükelçi Tom Barrack'ın bölge için önce "Osmanlı milletler modeli" övmesi, ardından otoriter liderlikler ve hayırsever monarşi vurgusu da rejime biçilen misyonu gösteriyor. Bölgede kendisine bağlı içeride ise otoriter rejimler isteyen ABD bunun karşılığında ihtiyaç duyulan "meşruiyeti" garanti ediyor.

TRUMP DA ANLAŞMADAN MEMNUN!

Öte yandan Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması tam da bu ihtiyacın bir karşılığı oldu. Amerika'nın bir nevi ayak işlerini yapması öngörülen ittifak ile Türkiye biraz daha Ortadoğu eksenine konumlandırılıyor. Anlaşmanın aynı zamanda İran'ı çevreleme planlarının bir parçası olduğu ve Şii Jeopolitiğine karşı bir Sünni Cephe inşası olduğu uzmanlar tarafından değerlendiriliyor. Trump da dün sosyal medya hesabından Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Paylaşımında, "Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamış olmalarını görmekten büyük mutluluk duyuyorum" ifadesini kullanan Trump, anlaşmanın Orta Doğu'nun bir araya geldiğini ve bölge ülkelerinin kendilerini daha etkili şekilde savunabileceklerini ortaya koyduğunu savundu.

Bir başka dikkat çeken gelişme de Rusya-Ukrayna hattında yaşanıyor. Önceki dönem kısmen denge siyaseti yürüten ve Moskova'dan S-400 alımına kadar giden ilişkiler tersine dönmüş durumda. Moskova'ya pozisyonunu daha açık hale getiren Ankara, Kiev'e ABD yapımı silah satışına hazırlanıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı bu ayın başlarında Kongre'ye, Türkiye'nin stoklarındaki silahların Ukrayna'ya yeniden ihraç edilmesine izin vermeye hazır olduğunu bildirmişti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova ise dün Türkiye'den Ukrayna'ya transferi planlanan ABD yapımı silahlara ilişkin konuştu. Zaharova böyle bir adımın 'Pandora'nın kutusunu açacağını' ve ikili ilişkilere zarar vereceğini vurguladı.

TAŞERON ÜLKE YAPMA ÇABASI!

Konuya ilişkin görüşlerini paylaşan Prof. Dr. İlhan Uzgel şu değerlendirmeyi yaptı: "Türkiye'nin dış politikası AKP iktidarı altında giderek Trumpçı bir çizgiye kaymaktadır. Trump'ın Mekke Savunma Anlaşması'na dair açıklaması bu politikanın ifşasıdır. Aynı dönemde Ukrayna'ya Amerikan yapımı silah satışının Rusya'nın tepkisine yol açtığını görüyoruz... Bu sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan "Avrupa Birliği'ne katılmak önceliğimiz değil" demiştir. "Avrupa Birliği'ne katılmak önceliğimiz değil" ne demektir? Türkiye'yi AB'ye üye yapmak iktidarın bu ülkeye verdiği sözdü. Devletin stratejik hedefi, toplumun talebiydi. Bu konuda toplumsal talebin aşınmasına neden olup şimdi de bu hedeften dönemezler. Türkiye'yi, insan hakları ve demokrasi konusunda eleştiriden muaf tutulan bir Ortadoğu diktatörlüğüne çeviremezler.

Tarih boyunca Türkiye, ancak darbe dönemlerinde Avrupa'dan ve değerlerinden uzaklaşmıştır. Sorun tek başına AB üyesi olmak da değildir. Muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkmak ve ona uygun demokratik değerlere sahip çıkmaktır. Türkiye'yi, dokunduğu her bölgede ABD adına askeri ve güvenlik işlerini yürüten bir taşeron ülkeye çevirmek istiyorlar. Stratejik değerimiz artarken, bu imkanı stratejik özerkliğe dönüştürmek yerine, stratejik bir taşerona çevirdiler. Uluslararası sistem çok kutupluluğa evrilirken, dış politikamızı tek boyutlu hale getirdiler. Bu yapılanlar; Rusya, İran, Hindistan gibi ülkeleri karşımıza almaktır. Yalnızca büyük güçler değil, Küresel Güney ile de bağlarımız zayıflamaktadır."

KIBLE ABD'YE DÖNÜNCE RUSYA İLE SOĞUMA BAŞLADI

Siyaset Bilimci Erhan Keleşoğlu ise şu ifadeleri kullandı: "ABD, Pasifik'e ağırlık vermek istiyor ancak İran savaşından nasıl çıkacağını bilmiyor. İran savaşı nedeniyle "güven" kaybetti. Amerika'nın askeri gücüne rağmen İran direndi ve karşı hamle yaptı, Hürmüz Boğazı'nı kullanarak bir denge yarattı. Bu durum ABD'nin körfezde kurduğu "güvenliği" yer le bir etti. Körfez ülkelerindeki üsler, ABD'nin yarattığı şemsiye delik deşik oldu. Bu durum ABD'ye karşı bir güvensizlik yarattı.

ABD Ortadoğu'da yeni bir denge kurmak ve dışarıda kalmak istiyor. ABD'ye güvenin azaldığı denklemde Mekke gibi anlaşmalar ABD'nin yeşil ışığıyla oluyor. Trump'ın anlaşmayla bir derdinin olmadığını tweetinde de görebiliyoruz.

Anlaşmanın ortak mutabakat olduğu biliniyor ama bunların hangi hususlar olduğu belirtilmemiş. Sadece ortak savunma ihtiyaçlarından bahsediliyor. Ve NATO'nun 5. maddesi benzeri, "üyelerden biri saldırıya uğrarsa diğerlerine yapılmış sayılır" bir madde var. Anlaşmanın metnini göremiyoruz.

Gökay Çakır ve Başaran Aksu serbest bırakıldı
Gökay Çakır ve Başaran Aksu serbest bırakıldı
İçeriği Görüntüle

Trump'ın iktidara gelişiyle Ankara-Washington ilişkileri yeniden tamir edilmeye, çıkarlar ortaklaşmaya başlandı. Esad iktidarının düşmesi ve Kürt özerk bölgelerinin rejime entegre edilmesi bu ortaklaşmalardandı.

Bu yeni denklemde Türkiye'nin 2016 sonrası Rusya ile yakınlaşması ise soğuyor. Türkiye'nin Ukrayna'ya silah satış kararının ardından Rusya'nın yaptığı sert açıklamalar da bunu işaret ediyor. ABD Türkiye'yi bölgede birçok alanda öne sürüyor.

Tom Barrack'ın "Bu bölgede en iyi işleyen şey, ister beğenin ister beğenmeyin 'hayırsever bir monarşi' olmuştur. İşleyen model budur" sözleri güçlü, merkezli monarşik yapıya göndermeydi. Amerika Türkiye içinse cumhuriyetçi olmayan otoriter merkezi bir rejimi istiyor. Devlet Bahçeli'nin söylediği "Cumhurbaşkanı yardımcılarından biri Kürt olsun biri Alevi olsun" sözü de bunu fazlasıyla destekler nitelikte.