Ekonomist Mahfi Eğilmez, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 1 Mart 2026’da ara verdiği bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlama kararını değerlendirdi.
TCMB, 23 Ağustos’ta yaptığı duyuruyla bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanacağını açıkladı. Eğilmez ise kararın tek başına resmi bir faiz indirimi olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Eğilmez, kararın bankaların gerçek fonlama maliyetlerine nasıl yansıyacağının takip edilmesi gerektiğini söyledi.
YÜZDE 37’LİK REPO FAİZİ FİİLİ İNDİRİME DÖNEBİLİR
Bir hafta vadeli repo faizinin yüzde 37, gecelik borç verme faizinin ise yüzde 40 olduğunu hatırlatan Eğilmez, 1 Mart’ta haftalık repo ihalelerine ara verilmesinin ardından bankaların daha yüksek faizli gecelik borçlanmaya yöneldiğini belirtti.
Haftalık repo ihalelerinin yeniden başlamasının bankaların fonlama maliyetini otomatik olarak yüzde 37’ye düşürmeyeceğini ifade eden Eğilmez, iki fonlama yönteminin aynı anda kullanılabileceğine dikkat çekti.
Eğilmez’e göre kritik nokta, bankaların fonlama ihtiyacının ağırlıklı olarak hangi kanaldan karşılanacağı olacak. Bankaların yüzde 40 faizli gecelik borçlanma yerine büyük ölçüde yüzde 37 faizli haftalık repo imkanını kullanması halinde, resmi politika faizi değiştirilmeden fiili bir faiz indirimi yaşanabilecek.
FAİZ VE ENFLASYON ARASINDA DENGE ARAYIŞI
TCMB’nin kararının yüksek faiz ile enflasyon arasında denge kurma çabasını yansıttığını belirten Eğilmez, yüksek faizlerin işletmelerin finansmana erişimini zorlaştırdığını ve maliyetleri artırarak sanayi üretimi ile büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
Üretim kesiminin finansman koşullarında rahatlamaya ihtiyaç duyduğunu belirten Eğilmez, buna karşılık enflasyon risklerinin de devam ettiğini vurguladı.
Enflasyon beklentilerindeki bozulmanın para politikasında gevşeme alanını daralttığını ifade eden Eğilmez, TCMB’nin son anket sonuçlarında hanehalkı ve reel sektörün gelecek döneme ilişkin enflasyon beklentilerindeki yükselişe dikkat çekti.
“GEVŞEME KUR VE ENFLASYON BASKISI YARATABİLİR”
Hizmet fiyatlarındaki katılığın sürdüğünü ve küresel jeopolitik risklerin enerji maliyetlerinin gerilemesini sınırladığını belirten Eğilmez, faizlerde olası bir gevşemenin beraberinde getirebileceği risklere de işaret etti.
Eğilmez, “Enflasyonist baskıların ve beklentilerin bu denli yüksek olduğu bir ortamda atılan gevşeme adımları, geçmiş deneyimlerin de gösterdiği üzere kur üzerinde baskı yaratıp enflasyon döngüsünü yeniden tetikleme riski taşıyor” dedi.
ASLINDA FAİZ DEĞİL, FONLAMA MALİYETİ BELİRLEYİCİ OLACAK
Mahfi Eğilmez, TCMB’nin kararının gerçek etkisinin önümüzdeki günlerde uygulanacak fonlama politikasıyla ortaya çıkacağını söyledi.
Eğilmez, bankaların likidite ihtiyacının büyük bölümünü yüzde 37 faizli haftalık repo üzerinden karşılaması halinde fiili bir faiz indiriminden söz edilebileceğini belirtti.
Buna karşılık haftalık repo miktarının sınırlı tutulması ve bankaların yüzde 40 faizli gecelik borçlanmayı ağırlıklı olarak sürdürmesi halinde kararın yalnızca para politikasında esneklik sağlamış olacağını ifade etti.
Resmi politika faizinde henüz değişiklik yapılmadığını vurgulayan Eğilmez, önümüzdeki süreçte asıl takip edilmesi gereken göstergenin para piyasasında oluşacak gerçek fonlama maliyeti olduğunu kaydetti.