ABD’nin özel askeri gücü Delta Force, Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşinin esir alınmasına yönelik gerçekleştirilen operasyonun ardından uluslararası kamuoyunun dikkatini yeniden üzerine çekti.
Irak, Somali, Libya ve Suriye gibi ülkelerde yürüttüğü gizli operasyonlarla bilinen Delta Force, bu kez Venezuela’da egemen bir devlete yönelik müdahalesiyle gündemde.
Söz konusu operasyon, ABD’nin emperyal çıkarlarını askeri güç yoluyla dayattığı müdahale pratiğinin ve bu pratiğin hukuki-siyasal sınırlarının bir kez daha tartışılmasına yol açtı.
Delta Force, ABD ordusunun en gizli ve en seçkin özel harekât birimlerinden biri olarak biliniyor. Resmî adıyla 1st Special Forces Operational Detachment–Delta olan birlik, 1977 yılında terörle mücadele ve rehine kurtarma gerekçesiyle kurulduğu biliniyor.
İngiltere’nin Özel Hava Servisi (SAS) modeli örnek alınarak oluşturulan Delta Force, bugün ABD Ortak Özel Harekât Komutanlığı’na (JSOC) bağlı olarak faaliyet yürütüyor. Deniz Kuvvetleri’ne bağlı SEAL Team 6 ile birlikte “en üst seviye” özel kuvvetler arasında gösterilen bu yapı, aynı zamanda faaliyetlerinin büyük bölümünü siyasi ve hukuki denetim dışında yürütmesiyle dikkat çekiyor.
TARTIŞMALI OPERASYONLAR
Birliğin temel görev alanı, ABD tarafından terör örgütü lideri ve “yüksek değerli hedefler” olarak tanımlanan kişi ve yapılara yönelik nokta operasyonları.
Rehine kurtarma, gizli yakalama ve ülke dışına çıkarma gibi görevler Delta Force’un uzmanlık alanları arasında yer alıyor.
Panama’da Manuel Noriega’nın yakalanması, Somali’de Mogadişu baskını, Irak’ta Saddam Hüseyin’in ele geçirilmesi ve Suriye’de IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi’ye yönelik operasyonlar, kamuoyuna yansıyan örnekler arasında bulunuyor.
ABD tarafından “başarılı operasyonlar” olarak sunulan bu müdahaleler, sivil kayıplar ve hedef ülkelerin egemenlik hakları açısından ise uzun süredir tartışılıyor.
"SEÇKİN, KAPALI BİR YAPI"
Delta Force’a seçilen personelin, ABD ordusunun en deneyimli birlikleri arasından belirlendiği bildiriliyor.
Ranger ve Yeşil Bereliler arasından gönüllü olan askerler, son derece ağır fiziki ve psikolojik elemeden geçiriliyor; çok azı bu süreci tamamlayabiliyor.
Operasyonlar genellikle küçük timler halinde yürütülüyor ve birlik, gerektiğinde sivil kıyafetle, yerel halk arasına karışarak faaliyet gösterebiliyor.
Bu yöntem, operasyonel başarıyı artırırken, aynı zamanda yürütülen faaliyetlerin şeffaflığına dair soru işaretlerini de büyütüyor.
Faaliyetlerinin büyük bölümü kamuoyundan gizli yürütülen Delta Force, bu yönüyle uluslararası hukuk ve insan hakları tartışmalarının merkezinde yer alıyor.
Yabancı ülkelerde gerçekleştirilen gizli baskınlar, yakalama ve ülke dışına çıkarma operasyonları, sık sık egemenlik ihlali ve yargısız infaz iddialarıyla gündeme geliyor.
Buna rağmen Delta Force, ABD’nin küresel askeri ve güvenlik stratejisinde, hukuki sınırları belirsiz ancak politik olarak tercih edilen bir araç olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.




