TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi’nin (TÜRKPA) 15’inci Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Filistin’de yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze’de saldırıların durdurulması, kalıcı ateşkesin sağlanması ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması gerektiğini belirten Kurtulmuş, Batı Şeria’da Filistinlilerin topraklarına el konulmasını ve arazilerinin ilhak edilmesini de kabul edilemez olarak nitelendirdi. Kurtulmuş, “Eğer dünya bu sessizliğine devam ederse bir müddet sonra üzerinde herhangi bir bağımsız devletin kurulabileceği Filistin toprağı da kalmayacaktır” dedi.

Kırgızistan Parlamentosunun ev sahipliğinde Irıs Ordo Kongre Merkezi’nde “Yapay Zeka ve Teknolojik İlerleme Çağında Türk Dünyasında Parlamenter İşbirliği” temasıyla düzenlenen TÜRKPA 15’inci Genel Kurulu’na katılan Kurtulmuş, konuşmasında küresel gelişmelerden yapay zekâya, Türk dünyasındaki iş birliğinden Filistin meselesine kadar birçok başlığı ele aldı.

Kurtulmuş, TÜRKPA Dönem Başkanlığını devralan Kırgız Cumhuriyeti Jogorku Keneş Başkanı Marlen Mamataliev’i tebrik ederek başarılar diledi. Dönem Başkanlığını devreden Kazakistan Kurultay Başkanı Aybek Dadebay’a da çalışmalarından ve TÜRKPA’ya katkılarından dolayı teşekkür etti.

“KÜRESEL SİSTEM KURUMLARI VE KURALLARIYLA ÇÖKÜŞE GEÇİYOR”

Dünyada büyük altüst oluşların yaşandığını belirten Kurtulmuş, küresel sistemin kurumları, kuralları ve kavramlarıyla çöküşe geçtiği bir dönemin başında bulunulduğunu söyledi. Siyasi ve ekonomik güç dengelerinin yeniden şekillendiğini ifade eden Kurtulmuş, dünyanın çok merkezli bir yapıya doğru hızla ilerlediğini kaydetti.

Bilim ve teknolojideki gelişmelerin hayatın bütün alanlarını köklü biçimde değiştirdiğini dile getiren Kurtulmuş, yapay zekânın insanın zihinsel kapasitesinin yerini alacağı yeni bir döneme girildiğini belirtti. Yapay zekânın artık yalnızca teknoloji dünyasının gündeminde olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, bu teknolojinin ekonomiden eğitime, sağlıktan kamu yönetimine kadar birçok alanda geleceği belirleyen stratejik bir güç haline geldiğini ifade etti.

Teknolojik gelişmelerde öncü olan ülkelerin bu süreçlerden yarar sağladığını belirten Kurtulmuş, Türk dünyasının yeni teknolojilerin geliştirilmesinde geri kalmaması ve yalnızca taklit eden bir konumda bulunmaması gerektiğini söyledi.

Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“İnsanlığın teknoloji alanında yaşadığı şimdiye kadarki gelişmeler, bu süreçlerde ön alan ve teknolojiyi yönlendiren ülkelerin yararına olmuştur. Türk dünyası olarak yeni teknolojilerin gelişmesinde geri kalmamalı, sadece taklit eden konumunda bulunmamalıyız. Dolayısıyla bugün yapay zekayı konuşmak, aynı zamanda geleceğin dünyasında nasıl bir yer edineceğimizi konuşmak demektir.

Gelecekte söz sahibi olabilmek için teknolojik gelişmeleri takip etmek tek başına yeterli değildir. Kendi insan kaynağımızı yetiştirmek, bilimsel ve teknolojik kapasitemizi artırmak, fikri mülkiyetimizi korumak ve yeni teknolojilerin hukuki ve etik çerçevesini oluşturmak mecburiyetindeyiz. Türk dünyası olarak bu dönüşüme yön veren merkezlerden birisi olmak durumundayız. Küresel yapay zeka yönetişiminde de ortak bir ses oluşturmalıyız.”

Kurtulmuş, 15 Mayıs 2026’da Türkistan’da “Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’nde liderlerin “Dijital Türk Dünyası” vizyonunu ortaya koyduğunu hatırlattı. Bu ortak iradeyi parlamentoların çalışmalarıyla destekleyeceklerini belirten Kurtulmuş, TÜRKPA çatısı altında ortak bir yasal ve etik yaklaşım geliştirilmesini ve parlamentoların katkısıyla bir Yapay Zekâ Model Kanunu hazırlanmasının değerlendirilmesini faydalı bulduklarını söyledi.

ORTAK DİL VE ALFABE ÇALIŞMALARI VURGUSU

Teknolojik ilerlemeyi desteklerken insan onurunun, temel hakların, özgürlüklerin ve hukukun üstünlüğünün korunmasının ortak sorumluluk olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, Türk dünyasının ortak dil ve alfabe çalışmalarını artırması gerektiğini dile getirdi.

Kurtulmuş, “Ortak dil ve alfabe konusu Türk dünyasının bilimsel ve kültürel yakınlaşmasını sağlayacak en önemli unsurların başında gelmektedir. Bu konuda çalışmalarımızı artırmalı, ortak dil kullanımını özendirmeli ve gerçekleştirmeliyiz” dedi.

Türk dillerinin dijital dünyadaki varlığının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, ortak kültürel birikimi esas alan büyük dil modelleri üzerinde birlikte çalışmanın teknoloji kapasitesini artıracağını ifade etti. Yapay zekânın sunduğu olanakların yanı sıra dezenformasyon, sahte içerikler ve seçim güvenliği bakımından ortaya çıkardığı risklerin de birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Türkiye’de yapay zekâ alanında insan kaynağını geliştirmeye, araştırma kapasitesini güçlendirmeye ve teknolojinin kamu yönetimiyle toplumsal hayata katkısını artırmaya yönelik çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Kurtulmuş, 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı ile TBMM bünyesinde yürütülen çalışmaları bu yaklaşımın somut örnekleri olarak gösterdi.

Türk dünyasının genç ve dinamik nüfusunun en büyük zenginliklerinden biri olduğuna işaret eden Kurtulmuş, teknoloji festivalleri ve genç araştırmacı değişim programları aracılığıyla ortak bir yetenek havuzu oluşturulması gerektiğini söyledi. Kurtulmuş, Genç Parlamenterler Grubu’nun da bu gündeme katkı sunmasını beklediklerini dile getirdi.

Uluslararası kuralların şekillendiği süreçte Türk dünyasının ortak görüşler geliştirmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, “İnsanı merkeze alan, adil ve kapsayıcı bir yaklaşımın güçlenmesine katkıda bulunmalıyız” diye konuştu.

“FİLİSTİNLİLERİN ARAZİLERİNİN İLHAK EDİLMESİ ASLA KABUL EDİLEMEZ”

Dünyadaki gelişmelerin yalnızca teknolojik dönüşüm üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Kurtulmuş, farklı bölgelerde yaşanan savaşların, çatışmaların ve insani krizlerin uluslararası sistemi ciddi biçimde sınadığını söyledi. Filistin’de yaşananların insanlığın ortak vicdanı ve uluslararası sistem açısından ağır bir sınav olmaya devam ettiğini ifade etti.

Gazze’deki saldırılara ve Batı Şeria’daki uygulamalara dikkat çeken Kurtulmuş, Gazze’de üç yılı aşan soykırımın durdurulması, kalıcı ateşkesin sağlanması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve yeniden imar sürecinin başlatılmasının uluslararası sistemin en önemli öncelikleri arasında bulunması gerektiğini belirtti.

Gazze’ye odaklanılırken Batı Şeria’da yaşananların da göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydeden Kurtulmuş, yasa dışı yerleşimlerin genişletildiğini ve Filistinlilere yönelik şiddetin sürdüğünü söyledi.

Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Gazze’de üç yılı aşan soykırımın durması, kalıcı bir ateşkesin sağlanması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve yeniden imar sürecinin başlatılması hiç şüphesiz uluslararası sistemin en önemli önceliklerinden birisi olmak mecburiyetindedir. Ancak Gazze’ye odaklanırken aynı şekilde Batı Şeria’da da siyonist İsrail rejiminin soykırımcı tavırları devam etmekte, yasa dışı yerleşimciler oralardaki yerleşimlerini genişletmekte, Filistinlilere yönelik her türlü şiddet uygulanmaya devam etmektedir.

Hepinizin izlediği gibi bu şiddetin içerisinde Filistinli zeytin üreticilerinin zeytin hasadını yapmalarına bile müsaade etmeyen, atadan babadan kalma ağaçlarını söküp atan anlayışı lanetlediğimizi bir kere daha buradan ifade etmek istiyorum. Ayrıca Batı Şeria’da uygulanan, Filistinlilerin yerlerine el konulması ve arazilerinin ilhak edilmesi de asla kabul edilemez.”

Türkiye’nin, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasını adil ve kalıcı barışın temel şartı olarak gördüğünü vurgulayan Kurtulmuş, uluslararası toplumun sessizliğinin sonuçlarına ilişkin uyarıda bulundu.

Kurtulmuş, “Ancak üzülerek ifade etmek isterim ki eğer dünya bu sessizliğine devam ederse bir müddet sonra üzerinde herhangi bir bağımsız devletin kurulabileceği Filistin toprağı da kalmayacaktır. Dolayısıyla parlamenter diplomasi yoluyla hakkı, adaleti ve insan onurunu merkeze alan adil bir uluslararası sistemin tesisine katkıda bulunmak hiç şüphesiz parlamenter faaliyetlerimizin de en önemli konularından birisidir” dedi.

Dünyadaki haksızlıkların, çifte standartların, savaş suçlarının, insanlık suçlarının, çatışmaların, gerilimlerin ve yoksulluğun sona ermesi için yeni bir dünya sistemine ihtiyaç duyulduğunu belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm insanlığın yaşadığımız dönemin haksızlıklarından, çifte standartlarından, savaş suçlarından, insanlık suçlarından, çatışma, gerilim ve yoksulluklarından kurtulabilmesinin yegane yolu ise yeni, adil, hakkaniyetli bir dünya sisteminin kurulmasından geçmektedir. Tarihi boyunca hakkı ve adaleti toplumsal düzeninin merkezine almış olan Türk milleti olarak hiç şüphesiz bu sorumluluk bugün de hepimizin omuzlarındadır.”

KURTULMUŞ’TAN COP31 İÇİN ANTALYA DAVETİ

İklim değişikliğinin de ortak sınamalardan biri olduğunu belirten Kurtulmuş, Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacağını hatırlattı.

Kurtulmuş, 16 Kasım 2026’da Parlamentolar Arası Birlik (PAB) ile TBMM’nin ortaklaşa gerçekleştireceği toplantıya mevkidaşlarını davet etti. Parlamentoların iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesine, gerekli yasal çerçevelerin geliştirilmesine ve alınan kararların uygulanmasına katkısının önemine dikkat çekti.

Türk dünyasının yeşil dönüşüm, temiz enerji ve iklim teknolojileri alanlarında tecrübe paylaşımını artırması gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, “Yapay zekanın enerji verimliliği, afet yönetimi ve sürdürülebilir üretim alanlarındaki imkânlarından birlikte yararlanmalıyız” dedi.

“TÜRK DÜNYASI 2,4 TRİLYON DOLARI AŞAN EKONOMİK BÜYÜKLÜĞE SAHİP”

Türk dünyasının ekonomik kapasitesi, doğal kaynakları ve Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan stratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Kurtulmuş, Türk Devletleri Teşkilatı’nın üye ve gözlemci devletlerinin 180 milyonu aşan nüfusu ve 2,4 trilyon doları aşan ekonomik büyüklüğüyle önemli bir kapasite oluşturduğunu söyledi.

Potansiyel katılımlarla nüfusun 300 milyona ulaşmasının yakın bir ihtimal olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bu potansiyelin ticaret, yatırım ve üretim bağlantıları güçlendirilerek ileri taşınması gerektiğini kaydetti. Lojistik, enerji arz güvenliği ve dijital bağlantısallık alanlarında iş birliğinin derinleştirilmesi gerektiğini de vurguladı.

TÜRKPA’yı yalnızca parlamentoları bir araya getiren bir platform olarak görmediklerini belirten Kurtulmuş, asambleyi “Türk dünyasının ortak geleceğinin her boyutunu inşa eden müşterek meclis” olarak kabul ettiklerini ifade etti. Kurtulmuş, bu çalışmaların ortak ihtiyaçlara ortak çözümler geliştirilmesine ve yasama iş birliğinin güçlendirilmesine imkân sağlayacağını dile getirdi.

“EN KISA SÜRE İÇERİSİNDE TERÖRDEN DEĞİL, BİRLİKTEN VE KARDEŞLİKTEN SÖZ EDİLECEK”

Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kurtulmuş, geçen yıl TBMM’de bütün siyasi partilerin katılımıyla bir komisyon oluşturulduğunu ve uzun süre devam eden müzakere sürecinin ardından olumlu bir rapor hazırlandığını söyledi.

Komisyonda farklı toplumsal kesimlerin görüşlerinin dinlendiğini belirten Kurtulmuş, sürecin ardından TBMM’nin 10 Ağustos’ta 467 milletvekilinin kabul oyuyla ortak bir yasayı kabul ettiğini anlattı.

Kurtulmuş, sürecin Türkiye’nin yanı sıra bölge ülkelerini de etkileyebilecek bir hukuki ve siyasi altyapı oluşturduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Böylece Türkiye’de terör örgütünün kendisini feshetmesi ve silahsızlanmasıyla birlikte Türkiye’nin tam manasıyla terörsüz bir ülke haline gelmesi ve bunun da başta Suriye ve Irak olmak üzere bütün bölge ülkelerimizi etkileyerek terörsüz bir bölgeye doğru yol alınmasını sağlayacak fevkalade ciddi siyasi ve hukuki bir altyapıyı hazırladık.

Ümit ediyorum ki en kısa süre içerisinde artık ne Türkiye’de ne de bölgemizde terörden söz edilecek; birlikten, beraberlikten, kardeşlikten ve ortak hedeflerden söz edilecektir.”

“ÖZBEKİSTAN VE TÜRKMENİSTAN’IN OLMADIĞI TÜRKPA TOPALDIR”

Türk dünyasındaki parlamenter iş birliğinin genel iş birliği süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Kurtulmuş, TÜRKPA’nın Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere diğer iş birliği kuruluşlarıyla eş güdüm içinde çalışması gerektiğini söyledi. Parlamenter diplomasi ile hükümetler arası iş birliğinin birbirini tamamlamasının önemini vurguladı.

Ulaş Karasu’dan KÖİ projelerine tepki: 10 yılda 816 milyar lira ödendi
Ulaş Karasu’dan KÖİ projelerine tepki: 10 yılda 816 milyar lira ödendi
İçeriği Görüntüle

Özbekistan ve Türkmenistan’ın en kısa sürede TÜRKPA çatısı altında yer almasını beklediklerini belirten Kurtulmuş, “Özellikle kardeşimiz Özbekistan ve Türkmenistan’ın en kısa zamanda TÜRKPA çatısı altında asli yerlerini almalarını bekliyoruz. Açıkça söyleyeyim, Özbekistan’ın ve Türkmenistan’ın olmadığı TÜRKPA aslında topaldır, bir ayağı sakattır. Bir an evvel Özbekistan’ı ve Türkmenistan’ı aramızda görmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Gözlemci üyeler Macaristan ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin çalışmalar içinde daha etkin ve güçlü biçimde yer almasının birliği kuvvetlendireceğini dile getiren Kurtulmuş, 30 Ekim 2026’da Ankara’da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı 13’üncü Zirvesi’nin ortak hedefleri ve iş birliğini daha ileri taşımasını temenni etti.

Kurtulmuş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Ortak mirasımızı geleceğe taşımak ve Türk dünyasının yeni dönemin en güçlü merkezlerinden birisi haline gelmesi hepimizin ortak hedefi ve sorumluluğudur. Teknolojiyi insanın hizmetine sunan, her alanda güçlü ve etkili Türk dünyasını birlikte inşa edeceğiz. TÜRKPA’nın parlamentolarımız arasındaki iş birliğini ileri taşıyan, ortak meselelerimize çözüm üreten ve somut sonuçlar ortaya koyan güçlü bir platform olmaya devam edeceğine inanıyorum. 15. Genel Kurul'umuzun hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ediyor, nazik ev sahiplikleri için Kırgızistan’a bir kez daha teşekkür ediyorum.”