KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Ara Bölge'de yapılan üçlü görüşme sonrası açıklamasında, "Sayın Genel Sekreter'in gelmesinden öncesine kıyasla daha umutluyum" dedi. Erhürman, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in görev süresi dolmadan önce bir 5 artı 1 toplantısı yapılmasını güçsüz bir ihtimal olarak görmediğini belirtti.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GRKY) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'i ara bölgede bir araya getiren üçlü görüşme tamamlandı.
Görüşmenin ardından Erhürman, Cumhurbaşkanlığı'nda basın toplantısı düzenledi.
Guterres'in Ada'ya gelişini önemli ve olumlu bulduğunu belirten Erhürman, Genel Sekreter'in adaya gelişini önemli ve olumlu bulduğunu söyledi.
Genel Sekreter Guterres'in birlikte geldiği heyetin de önemli olduğunu vurgulayan Erhürman, daha önceki açıklamalarında, "Sorunları Lefkoşa'da konuşabiliriz" dediğini, Genel Sekreter Guterres'in Lefkoşa'da bulunmasının, bu açıdan da önemli olduğunu kaydetti.
Erhürman, ziyaretin, çok somut çıktıları olmamasına karşın, sonuçları açısından önemli ve olumlu olduğunu düşündüğünü dile getirdi.
KKTC'deki seçimlerden çok önce, "yeni bir müzakere masası kurulacaksa, 9 yıldır çok anlamlı denilebilecek görüşmeler yapmamış iki toplum liderinin, bu 9 yılda artan güvensizliği gidermek amacıyla güven yaratıcı önlemler konusunda bazı olumlu adımlar atmalarının önemli olacağını" hep vurguladığını hatırlatan Erhürman, "Biz 2004'te de 2017'de de çözümü isteyen taraf olduğumuzu çok açık bir şekilde ortaya koymuş olmamıza rağmen çözüme ulaşılamamıştı. Dolayısıyla bu yaşanan deneyimlerden ders çıkararak, Sayın Guterres'in dediği gibi bu defa farklı bir şey olması gerektiğini söylüyorduk ve o farklılığı da gene biliyorsunuz ki metodoloji diye ortaya koymuştuk" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erhürman, metodoloji ve güven artırıcı önlemler arasında görüşme masası ve müzakere masası şeklinde bir ayrım yaptıklarını söyleyerek, "Görüşme masasında bu güven yaratıcı önlemler ve metodoloji meseleleri de halledilsin diyorduk. Şimdi Sayın Genel Sekreter geliş programıyla bile aslında güven yaratıcı önlemlere yüklediği anlamı gösterdi" dedi.
Guterres'in Ada'dan ayrılmadan önce düzenlediği basın toplantısındaki açıklamalarına değinen Erhürman, şunları kaydetti:
"Yaptığı açıklamada, güven yaratıcı önlemler konusundaki hazırlıklara ve metodoloji konusundaki hazırlıklara özel bir önem atfettiğini gösterdi. Dolayısıyla bu bizler açısından önemlidir. Bunu sakın şöyle anlamayın, yani Kıbrıs Türk tarafının kazanımıdır falan diye tarif etmiyorum bunu. Benim tarifim şudur. Biz çözüm istiyoruz ve çözüme ulaşmak için bu defa farklı bir şey yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu defa farklı olması gerektiğini düşünen de tek biz değiliz. Crans Montana'dan beri Sayın Genel Sekreter defalarca 'Bu defa farklı olmalı' diyordu. Biz de diyorduk ki, 'Çözüme giden yolun taşlarını doğru döşemezsek oraya gidemeyeceğiz zaten'. O taşların doğru döşenmesi de bizim açımızdan güven yaratıcı önlemler ve metodolojide anlamlı ilerlemenin kaydedilmesiydi. Dolayısıyla bu da Sayın Genel Sekreter'in hem bütün o toplantılardaki yaklaşımıyla hem de son yaptığı açıklamalarla bir anlamda teyit edilmiş oldu diye düşünüyorum."
"TÜRKİYE İLE TAM BİR İSTİŞARE İÇİNDE SÜRECİ YÜRÜTECEĞİZ"
Cumhurbaşkanı Erhürman, Guterres'in bu süreçte garantör ülkelerle de görüştüğünü dile getirerek, şöyle devam etti:
"Kendi konuşmasında aynen şu ifadeyi kullandı, tabii Türkçe'ye çevirerek söylüyorum, konuşmasında, garantör ülkelerin devam eden desteğine güvendiğini vurguladı. Sayın Genel Sekreter ve yeterli hazırlık yapılması koşuluyla 5 artı 1 konusunda garantörlerle mutabakatı olduğunu da vurguladı. Dolayısıyla bu açık bir şey. Sayın Genel Sekreter elbette 5 artı 1'den söz ettiği zaman, o 5'in içerisinde garantörler de olduğuna göre, onlarla da yakın temas içerisinde bu süreci devam ettirdi bugüne kadar, bundan sonra da öyle devam ettireceğini söylüyor. Biz de tabii ki aynı şekilde garantör ülke Türkiye Cumhuriyeti ile bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çok yakın ve tam bir istişare içerisinde süreci yürütmeye devam edeceğiz."
Erhürman, süreçle ilgili sonuç odaklı yaklaşımına ilişkin, "Hep şunu söylüyorduk. Müzakere olsun diye müzakere istemiyoruz. 5 artı 1 olsun diye 5 artı 1 istemiyoruz. Ne istiyoruz? 5 artı 1 olacaksa, sonuç vereceği güvence altına alınmış, 5 artı 1 olsun ve müzakere olacaksa bu defa bizi çözüme ulaştıracak bir müzakere olsun. Derdimiz müzakere olsun diye müzakere etmek ya da 5 artı 1 olsun diye 'hadi bir 5 artı 1'de buluşalım da bakalım' yaklaşımıyla 5 artı 1 olması değildi" ifadelerini kullandı.
"SONUÇ ALINAMAYACAK TOPLANTILAR İHTİMALİ BERTARAF EDİLDİ"
Bütün bunlardan sonra umutlu olup olmadığı hususunda Erhürman, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Sayın Genel Sekreter'in gelmesinden öncesine kıyasla daha umutluyum. Sebeplerim var. Elbette bunu sadece bir slogan olarak kullanmıyorum. Bir kere Sayın Genel Sekreter'in dışarıya söyledikleri de içerideki toplantılarda bize söyledikleri de hem kendisinin hem de BM'in bu konuya son ana kadar her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğunu gösteriyor. Bu net bir şekilde ifade edildi, içeride de bence dışarıda da tabii onun takdiri. Bir kere sonuç alınamayacak toplantılar ihtimali bertaraf edildi. Bunu da ben olumlu bir gelişme olarak görüyorum. Bu çünkü neyi gösterecek? Eğer 5 artı 1 istiyorum iddiasında taraflar samimiyse, ki biz şunu çok açık söylüyoruz, sonuç üretecek bir 5 artı 1 istiyoruz.
Sonuç üreteceği önceden güvence altına alınmış bir 5 artı 1 istiyoruz. Eğer biz de muhatabımız da samimiysek, hani tarih belirlenseydi daha iyi olurdu, daha umutlu olurdu diye düşünenler olabilir elbette. Ama ben tam tersini düşünüyorum. Çünkü tarihin belirlenmemiş olması ama 5 artı 1 toplama niyetinin de hem de garantör ülkelerin her iki tarafla görüşerek çok açık bir şekilde beyan edilmiş olması aslında neyi ortaya koyacak, bu konularda ilerlemeniz gerekiyor. Yani, bir tür motivasyon kaynağı haline gelecek 5 artı 1 motive olmak isteyenler için. İlk kez 'Bu kez farklı olacak' yaklaşımı metodolojik kelimesinin açıklamalara girmesiyle ete kemiğe büründü. Benim net düşüncem bu. Bu da bize neyi gösteriyor? Bu kez farklı olacak. Hani baştan beri 'Nedir ya, farklı olacak da ne farklı olacak' dediğimiz şey, ilk defa metodoloji kelimesinin resmi açıklamaya, kendisinin kişisel açıklamasıdır o, joint declaration değildir, joint statement de değildir, orada metodoloji kelimesinin kullanılmasıyla ete kemiğe büründü."
"GÜVEN YARATICI ÖNLEMLERDEN BAHSEDİYORUZ AMA BUNLAR GÜVENİ ZEDELEYEN FAKTÖRLER"
Cumhurbaşkanı Erhürman, toplantı gündemine ilişkin ekstradan bazı konuları gündeme getirdiklerini ifade etti. Bunların başında, mülkiyet konusunun geldiğini söyleyen Erhürman, bu konunun son günlerde ciddi bir tartışma haline geldiğine dikkati çekti.
Erhürman, gazeteci Yasa Yeşilada'nın polis istasyonuna ifade vermesiyle ilgili bir celpname çıkarıldığını kaydederek, süreci yakından takip ettiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erhürman, "Bütün bunları Sayın Guterres ile de bu sabah Sayın Nikos Hristodulidis'in olduğu ortamda bir kez daha Sayın Genel Sekreter ile paylaştık ve kendilerine, güven yaratıcı önlemlerden bahsediyoruz ama bütün bunlar var olan güveni de zedeleyen faktörlerdir ve unutmayın ki bir hukukçu olarak asla ne isterim ne dilerim ne amaçlarım ama bunu da size söylemek zorundayım ki, benzer bir şeyin burada yapılması, eğer birileri aksini düşünüyorsa yanılıyorlar, imkansız değildir, çünkü Güney'de de Türk malları üzerinde o eski Türk mal sahiplerinin rızası olmaksızın ikamet eden veya onları kullanan Kıbrıslı Rumlar var" dedi. Cumhurbaşkanı Erhürman, meselenin tapu meselesi olmadığına dikkati çekti.
Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğüne bağlı olarak mülkiyet başlığında da bir çözümsüzlük yaşandığını vurgulayan Erhürman, 1974 öncesi mal sahiplerinin rızası olmaksızın mal kullanımı olduğunu söyledi. Erhürman, "Biliyoruz ki Güney Kıbrıs'ta mesela 'Gelir de bu tarafta 6 ay ikamet ederseniz eviniz size geri verilir' falan denilmiş olmasına rağmen uygulamada bunun böyle olmadığının bilgisine sahibiz" diye konuştu.
Erhürman, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakları ve dolaşım özgürlüğü meselesini dile getirdiklerini, spor konusundaki izolasyonu ve genel olarak izolasyonu uzun uzun tartıştıklarını anlattı.
"RUM YÖNETİMİNİN SİLAHLANMA GİRİŞİMLERİNİ GÜNDEME GETİRDİK"
"Kıbrıs Rum Yönetimi'nin son dönemde silahlanma ve askeri konulardaki girişimleri meselesini altını çizerek tekrar gündeme getirdik" diyen Erhürman, Guterres'in bu konuya genel olarak Ada'daki güvenlik ve riskler konusunda birkaç defa özel vurgular yaptığını aktardı. Erhürman, "Bu da önemlidir diye düşünüyorum. Sonuçta bu vurguları yapan kişi BM Genel Sekreteri'dir. Tabii ki biz de onun da bağlamı içerisinde bu hareketlerin Ada'daki halkın güvenliği açısından hiç de arzu etmediğimiz sonuçlar ortaya koyma riski taşıdığını kendileriyle paylaştık" dedi.
Cumhurbaşkanı Erhürman, Raffaele Fitto'nun Avrupa Birliği'nin (AB) Kıbrıs Özel Temsilcisi atandığını anımsatarak, şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Fitto ile bu süreç içerisinde, konuşmamayı tercih ettiğim süreç içerisinde bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Kendisi aradı ve bir iki gün içerisinde de burada olacak. Hem Güney'de Sayın Hristodulidis ile hem Kuzey'de bizimle görüşecek Sayın Fitto. Bunu da bir telefon görüşmesinde de kendisine bizim bu konudaki bilindik pozisyonumuzu aktardık. Siz bizim açımızdan 5 artı 1 masasındaki ya 5'in 6'ıncısı ya da 1'in 2'cisi değilsiniz. Dolayısıyla masada AB'nin yer alması söz konusu değil."
"HRISTODULIDIS'E EN AZINDAN HAFTADA BİR GÖRÜŞMEYE HAZIR OLDUĞUMU SÖYLEDİM"
Erhürman, "(Toplantıdan) çıkarken Sayın Nikos Hristodulidis'e, haftada bir en azından görüşmeye hazır olduğumu Sayın Genel Sekreter'in önünde söyledim. Bizim burada göstereceğimiz, bu konularda göstereceğimiz performanstır elbette 5 artı 1'in tarihini daha yakına çekecek olan" şeklinde konuştu.
Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erhürman, geçiş dönemiyle ilgili iddialara dair soru üzerine, "Geçiş dönemi bir fikir olarak zaten bir süreden beri konuşulan bir şey. Dolayısıyla burada da kavram olarak ve dönem olarak gündeme geldi. Ama bu, bunun üstünde pazarlık yapıldı, ayrıntısına girildi falan filan diye bir anlama gelmiyor. Ama bu artık bir şekilde biraz da metodoloji ile bağlantılı olarak konuşulan bir fikir. Bunu artık saklamanın alemi yok. Ama dediğim gibi bunun böyle ayrıntılarında pazarlıklar yapıldı, üzerinde şu noktasında uzlaşıldı da bu noktasında uzlaşılmadı gibi şeyler söz konusu değil" dedi.
"KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ BÖLGEDE DE KALICI BARIŞIN ANAHTARI"
Erhürman, Guterres'in, "Bölgede yaşanan jeopolitik gelişmeler aniden Kıbrıs'ı istenmeyen olayların merkezine koyabilir" açıklamasına ilişkin değerlendirmesinin sorulması ve "Sık sık üzerinde durduğumuz '5 artı 1'e gideceksek bu kez sonuç alıcı olmalıdır' derken ne kastediyorsunuz? Orada resmi müzakerelerin başlangıcının bir kabulü müdür? Güven artırıcı önlemlerin artması, yeni geçiş kapılarının açılması mıdır? Sonuç alıcı derken beklentiniz nelerdir?" sorularını şöyle yanıtladı:
"Sayın Genel Sekreter dışarıda söylediklerinden çok daha açıklayıcı ve çok daha ayrıntılı şeyleri içeride bize söylemedi bu konuda. Bizim bildiğimizden daha fazla şey biliyordur elbette BM Genel Sekreteri. Ama bizim bildiğimiz de galiba bize yeter, değil mi? Yani, bu bölgede var olan gerilimin aslında hiç de arzu etmeyeceğimiz boyutlara tırmanma riski taşıdığı da bizim de bildiğimiz bir şey. Muhtemelen Sayın Genel Sekreter bunun ötesinde şeyleri bilerek bu endişeleri dile getirdi. Ama hep bizim açıklamalarımızda şu var ya, yani Kıbrıs sorununun çözümü aslında sadece Kıbrıs'ta değil, bölgede de kalıcı barışın, kalıcı istikrarın çok temel bir anahtarıdır. Tam tersten düşünürsek de bölgede kalıcı barış ve istikrar olmazsa, Kıbrıs'ta kalıcı barış ve istikrara ulaşmamız da son derece zordur. Yani dünya bir anlamda küçüldü, hepimiz biliyoruz bunu ve bu bölgede her şey birbiriyle ilintili.
Çok istemiyorum, dediğim gibi, muhatabıma buradan kendisi yokken herhangi bir eleştiri yöneltmeyi, ama İsrail ile yapılan anlaşmaları, salt o anlaşmaları esas alsak, geriye kalanları bıraksak bile bütün bunların bölgede ne anlama geldiğini, nasıl gerilimlere gebe olduğunu zaten biliyoruz. Bu konuda da siz de biliyorsunuz ki ben Cumhurbaşkanı olduktan sonra değil, 3-4 senedir bu konuda sürekli uyarı yapıyorum. Hep şunu söylüyorum, yani Sayın Hristodulidis kendince Türkiye'ye karşı bir askeri denge oluşturma çabasıyla, tabiri caizse büyük abileri buraya çağırıyor, 'Gelin arkamda durun' diye. Hep diyorum ki, bu zaten nafile bir çaba, bunun sonuç vermesi mümkün değil. Ama arkanızda dursunlar diye çağırdığınız birileri varsa, siz de bilirsiniz ki geldikten sonra o coğrafyaya çok da arkanızda durmazlar. Önünüze geçerler ve işlerin rengi değişir."
"BÜYÜK PROJELERİ DE KONUŞMAMIZ GEREKİYOR"
KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, elektrik, doğal gaz boru hattı gibi büyük projelerin de düşünülmesi ve konuşulması gerektiğini vurgulayarak, "Biz öyle bir 5 artı 1'e gidelim ki, mesela çok mikro örnek verirsem, dokuz tane güven yaratıcı önlem mi konuşuyoruz, altısında emin olalım ki bitirdik, üç tanesi kaldı. O üç tanesini de orada Genel Sekreter'in ve garantör ülkelerin bulunduğu ortamda konuşursak, onları da çözeriz. Gidelim, en kötü ihtimal altısını ilan edelim. Metodolojide önemli bir mesafe katettik. Ufak tefek bir iki unsur kaldı. Anlamlı bir ilerleme, ama en azından o kadarını ilan edebilecek durumdayız. Gidelim, ilan edelim. Yani gidelim 5 artı 1'de iki gün, üç gün kalacaksak orada çözülmemiş kısımları sadece yanımızda taşıyalım ama çözülmüş olanlar da bizim de Genel Sekreterin de cebinde olsun ve oradan pozitif mesajlarla çıkalım" değerlendirmesini yaptı.
"Sonraki 5 artı 1 toplantısına gidecek yolda, Guterres'in görev süresinin yetip yetmeyeceği ve yetmezse yeni Genel Sekreter ile her şeyin sıfırdan mı başlayıp başlamayacağı" sorusu üzerine Erhürman, "BM gibi uluslararası kurumlar, yılların kurumları, 'O Genel Sekreter geldi, bu Genel Sekreter gittiydi, ona göre her şey değişir' falan kurumları değildir. Sayın Genel Sekreter dosyayı taşıyabileceği yere kadar taşır ki ben, yani Sayın Genel Sekreter'in görev süresi dolmadan önce bir 5 artı 1'i hiç de güçsüz bir ihtimal olarak görmüyorum. Dolayısıyla olabilirliği çok yüksek geliyor bana" dedi.
Erhürman, "görüşmede, Türkiye ile KKTC arasındaki boru hattının da gündeme gelip gelmediği" sorusu üzerine de böyle bir konunun somut olarak masaya gelmediğini söyledi.
"TAVİZ HİÇ KONUŞULMADI"
Guterres'in açıklamasında, "Kıbrıs halkının çözüm istediğini ve liderlerinin de bazı tavizler vermesi gerektiğini" dile getirdiği anımsatılan Erhürman, şöyle konuştu:
"Bu toplantılar dizisi içerisinde bu anlamda bir taviz hiç konuşulmadı. Şöyle şeylerdir Sayın Genel Sekreter'in söylemeye çalıştığı şey, yani, bir geçiş noktası üzerinde anlaşıyorsanız, sizin pozisyonunuzdan biraz kıpırdamanız lazım, Rum tarafı da kendi pozisyonundan biraz kıpırdaması lazım gibi şeylerdir bugün ima ettikleri. Çünkü onun dışında, o hep konuşulan büyük meseleler bu toplantılar dizisinin hiçbir yerinde yer almadı. Çünkü tekrar ediyorum, bu toplantılar dizisinin, 'Genel Sekreter niçin geldi ya buraya? Başka işi mi yoktu' deniliyor ya, işte sonuç bize şunu gösterdi. Genel Sekreter buraya somut bir yol haritası çıkarmak için geldi ve somut bir yol haritası çıkardı. Usuli konularda sonuç almak için geldi. Esasa dair konulara girmedi. Bizim önümüzde bir plan milan asla yok. Zaten Sayın Maria Angel Holguin Cuellar da bunu açıkladı. Yazılı hiçbir metin, plan milan yok. Birtakım fikirler konuşuldu. Sorulan soruya az önce söyledim, o da bir fikir olarak konuşuldu, o fikirler konuşulurken, mesela 'Geçiş dönemi olacaksa toprakta bilmem ne olsun' gibi laflar geçti gazetelerin içerisinde. Mesela, Türkiye Cumhuriyeti garantilerden vazgeçecek geçiş dönemi başında, sonra referandumda hayır demesine rağmen, Rumlar o da ona hediye olarak kalacak gibi, böyle böyle saçma sapan şey olmayacağı açık. Saçma sapan dememin sebebi şu, benim pozisyonum diye koymuyorum ortaya. Benim pozisyonum olacak olsa da bu olurdu da yani pozisyon koymama gerek yok. Geçiş döneminin mantığına uygun değil. Hiçbir geçiş döneminde böyle bir şey olmaz. Dolayısıyla o yazılanlar, çizilenler bu noktalarda hiçbir şekilde uzaktan yakından doğru değil, yani alakası bile yok."




