Güncel

Kılıçdaroğlu SDG-YPG'nin feshini değerlendirdi! Türkçe, Kürtçe ve Arapça; 'yaşasın halkların kardeşliği' mesajı verdi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu SDG YPG‘nin kendini fesh etmesini değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, Türkçe, Kürtçe ve Arapça olarak 'yaşasın halkların kardeşliği' mesajı verdi. Kılıçdaroğlu, “Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) silahlı yapısının Suriye devletine entegrasyonuna ilişkin gelişmeleri değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, açıklamasında Suriye’de kalıcı barış ve istikrarın sağlanmasının bölgenin güvenliği açısından önem taşıdığını belirtti.

Kılıçdaroğlu, mesajının sonunda Türkçe, Kürtçe ve Arapça olarak “Yaşasın halkların kardeşliği” ifadelerini kullandı.

“SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ KORUNMALI”

Suriye’de kalıcı barış ve istikrar yönünde atılan adımları olumlu karşıladığını belirten Kılıçdaroğlu, SDG’nin silahlı unsurlarının Suriye devletine entegrasyonuna yönelik gelişmelerin yalnızca Suriye açısından değil, bölgenin huzur ve güvenliği bakımından da önem taşıdığını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, Suriye Kürtlerinin kimlikleri ile temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı, farklı etnik ve inanç gruplarının eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşadığı, demokratik ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye’nin Türkiye ve bölge halklarının çıkarına olduğunu savundu.

“KÜRT MESELESİ DEMOKRATİK SİYASETLE ÇÖZÜLMELİ”

Suriye’deki gelişmelerin Türkiye açısından da önemli bir fırsat oluşturduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Kürt meselesinin silah ve çatışmadan tamamen çıkarılarak demokratik siyaset, hukuk ve TBMM çatısı altında çözülmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’de yürütülen sürecin silahların tamamen bırakılması, terörün sona ermesi ve demokrasinin güçlenmesiyle sonuçlanmasını dileyen Kılıçdaroğlu, Türkler ile Kürtler arasındaki tarihsel bağların daha da güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin iç barışını güçlendirmesinin Orta Doğu’nun barış ve istikrarına da katkı sağlayacağını belirtti.

“ORTA DOĞU’NUN KADERİNİ HALKLARIN ORTAK İRADESİ BELİRLEMELİ”

Kılıçdaroğlu, yıllar önce önerdiği Ortadoğu Barış ve İş Birliği Teşkilatı’na (OBİT) de mesajında yeniden değindi.

Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin öncülüğünde kurulacak ve zaman içerisinde bölgedeki diğer ülkeleri de kapsayacak bir barış ve iş birliği yapılanmasının Orta Doğu açısından tarihi bir ihtiyaç olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, bölgenin geleceğinin başka ülkelerin çıkar hesapları yerine bölgede yaşayan halkların ortak iradesiyle şekillenmesi gerektiğini söyledi.

“TÜRKİYE BARIŞIN KURUCU GÜCÜ OLMALI”

Türkiye’nin kendi içinde barış, demokrasi ve kardeşliği güçlendirmesi halinde bölgesinde de barışın öncüsü olabileceğini belirten Kılıçdaroğlu; Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması, Filistin’de çatışmaların sona ermesi, İran’a yönelik saldırıların durması ve Orta Doğu’nun savaş yerine diplomasi, iş birliği ve ortak refahın hâkim olduğu bir bölgeye dönüşmesinin mümkün olduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu, çözümün daha fazla çatışmadan değil, diyalog, diplomasi ve bölgesel iş birliğinden geçtiğini belirterek Türkiye’nin Orta Doğu’da savaşların tarafı yerine barışın kurucu gücü olması gerektiğini vurguladı.

“YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ”

Kılıçdaroğlu mesajını, “Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır” ifadeleriyle tamamladı.

Kılıçdaroğlu ayrıca “Yaşasın halkların kardeşliği” mesajını üç dilde paylaştı:

“Yaşasın halkların kardeşliği!”

“Bijî biratiya gelan!”

“عاشت أخوّة الشعوب!”

Kılıçdaroğlu'nun mesajının tamamı şu şekilde:

Suriye’de kalıcı barış ve istikrar yolunda atılan adımları memnuniyetle karşılıyorum.

SDG’nin silahlı yapılarının Suriye devletine entegrasyonu yönündeki gelişmeler, yalnızca Suriye’nin geleceği açısından değil, bölgemizin huzuru ve güvenliği açısından da büyük önem taşımaktadır.

Suriye Kürtlerinin kimliklerinin, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğu; bütün etnik ve inanç gruplarının eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği, demokratik ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye hem Türkiye’nin hem de bölge halklarının çıkarınadır.

Bu gelişmeler Türkiye açısından da önemli bir fırsat sunmaktadır.

Kürt meselesini silahın ve çatışmanın gölgesinden tamamen çıkararak demokratik siyasetin, hukukun ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında çözmek zorundayız.

Türkiye’de yürütülen sürecin silahların tamamen bırakılması, terörün sona ermesi, demokrasimizin güçlenmesi ve Türklerle Kürtler arasındaki tarihsel kardeşliğin daha da sağlamlaşmasıyla sonuçlanmasını yürekten diliyorum.

Türkiye’nin kendi iç barışını güçlendirmesi, yalnızca ülkemiz için değil, Orta Doğu’nun barış ve istikrarı açısından da çok önemli bir güvence olacaktır.

Yıllar önce bu anlayışla Ortadoğu Barış ve İş birliği Teşkilatı’nı, yani OBİT’i, önermiştim.

Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin öncülüğünde kurulacak, zaman içerisinde bölgenin diğer ülkelerini de kapsayacak bir barış ve iş birliği yapılanmasının Orta Doğu’nun geleceği açısından tarihî bir ihtiyaç olduğunu bugün de düşünüyorum.

Çünkü Orta Doğu’nun kaderini başka ülkelerin çıkar hesapları değil, bu coğrafyada yaşayan halkların ortak iradesi belirlemelidir.

Türkiye kendi içinde barışı, demokrasiyi ve kardeşliği güçlendirdiği ölçüde bölgesinde de barışın öncüsü olabilir.

Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması, Filistin’de kanın ve gözyaşının dinmesi, İran’a yönelik saldırıların sona ermesi ve bölgemizin yeni savaşların değil, diplomasinin, iş birliğinin ve ortak refahın coğrafyası hâline gelmesi mümkündür.

Bunun yolu daha fazla çatışmadan değil, daha fazla diyalogdan, diplomasiden ve bölgesel iş birliğinden geçmektedir.

Vakit kaybetmemeliyiz.

Türkiye, Orta Doğu’da savaşların tarafı değil, barışın kurucu gücü olmalıdır.

Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır.

Yaşasın halkların kardeşliği!
Bijî biratiya gelan!
عاشت أخوّة الشعوب!