CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep’te gerçekleştirdiği programla yeniden sahaya çıktı. Vatandaşlarla buluşan, gazetecilerin sorularını yanıtlayan ve çözüm süreci, erken seçim, ittifak arayışları ile CHP’nin geleceğine ilişkin mesajlar veren Kılıçdaroğlu’nun siyasi çıkışı mercek altına alındı. Kılıçdaroğlu’nun Gaziantep programını takip eden Baba Ocağı'ndan gazeteci Zübeyde Sarı, sahadaki gözlemlerini aktarırken Kılıçdaroğlu'nun yeniden siyasette etkili olup olamayacağını sorguladı.

41412142-2

"GAZİANTEP'TE BİR GÜN"

Sarı'nın, izlenimleri şu şekilde:

"Gaziantep’te bir gün: Sokağa çıkabilecek mi sorusundan çözüm sürecine, ittifak arayışlarından CHP’nin geleceğine uzanan izlenimler…

Gaziantep’i çok iyi tanıdığımı söyleyemem. Bu kente daha önce yalnızca bir kez gitmiştim. Yıl 2014’tü. Suriye savaşının en yakıcı dönemiydi. Suriyeliler sınır kenti Gaziantep’e akın ediyor, savaşın ağır yükünü geride bırakıp kendilerine yeni bir yaşam kurmaya çalışıyordu. O dönem BBC Türkçe’de çalışıyordum. Sığınmacılar üzerine hazırlayacağım dosya haber için gelmiştim Gaziantep’e.

Yıllar sonra bu kez Kemal Kılıçdaroğlu’nun Gaziantep programını takip etmek üzere davet aldım.

Daveti kabul etmeden önce elbette düşündüm. Gelebilecek eleştirileri, sosyal medyada kopabilecek linci, kendinden olmayana tahammül edemeyen öfkeli kalabalığı…

Çünkü artık gazetecilerin üzerinde yalnızca iktidar baskısı ve sansür yoktu. Takip ettikleri siyasetçiler ve paylaştıkları haberler nedeniyle de hedef alınıyorlardı.

Ama ben gazeteciydim. Gidecek, izleyecek ve sorularımı soracaktım. Mesleğimin gereği buydu.

12442421241

“KILIÇDAROĞLU SOKAĞA ÇIKABİLECEK Mİ?”

Son dönemde en sık duyduğumuz sorulardan biri buydu: Kılıçdaroğlu sokağa çıkabilecek miydi? Çıktığında neler yaşanacaktı?

Aklımdaki bu sorularla Gaziantep’e indim. Kılıçdaroğlu’nun programı yoğundu. İlk ziyaret noktasına ulaştığımızda güçlü bir kalabalıkla karşılaşmadık. Daha önce Kılıçdaroğlu’nu defalarca takip etmiştim; belki de en sakin ziyaretlerinden biriydi.

Arabadan indiğinde partililer sloganlarla karşıladı. Esnafla tokalaştı. Etrafta olup biteni merak eden, gördüklerini anlamlandırmaya çalışan Gaziantepliler de vardı. Ancak herhangi bir tepkiye ya da öfkeye tanık olmadım.

Kılıçdaroğlu, Gaziantep ziyaretleri boyunca ekonomi, çözüm süreci ve siyasi ahlak üzerine mesajlar verdi.

Fakat biz gazeteciler için asıl önemli durak, sınırın sıfır noktasıydı. Burada vereceği mesajları dinlemek, sorularımızı yöneltmek ve yanıtları doğrudan kendisinden almaktı amacımız.

42142142111

SINIRIN ÖTE YANINDAKİ IŞIKLAR VE GEÇMİŞTEN KALAN İZLER

CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat’ın annesinin, Suriye sınırının sıfır noktasında bulunan evine doğru yola çıktık. Şehir merkezinden uzaklaştıkça fıstık bahçelerinin arasından geçen daracık yollarda ilerledik.

Bizi davul zurna eşliğinde, yaklaşık bin kişinin katıldığı bir yemek programı bekliyordu. Köylüler, muhtarlar ve çevre sakinleri aynı sofrada buluşmuştu.

Yemekten sonra Kemal Kılıçdaroğlu ile buluşacağımız terasa çıktık.

Yaklaşık 500 metre ileride, Suriye tarafında yanan ışıkları gördüm. Kısa süreliğine elektrikler kesildiğinde manzara daha da belirginleşti. O ışıklara bakarken zihnimde yıllar öncesine ait görüntüler canlandı.

2013’te Ceylanpınar’dan Suriye’deki savaşı yaklaşık bir yıl boyunca sınırın sıfır noktasından takip etmiştim. Bir noktadan sonra uzaktan izlemek yetmemiş, sınırı geçerek savaşın ağır izlerini yerinde görmüş ve haberleştirmiştim.

Şimdi aynı coğrafyanın karşısında duruyordum. Görüntü oldukça sakindi. Ne var ki bu sakinlik, bana hiçbir şeyin gerçekten geride kalmadığını düşündürüyordu.

Suriye, altında girdaplar taşıyan sakin bir göl gibiydi. Yüzeyde sessizlik, derinlerde ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz bir hareketlilik…

GAZETECİLERİN YEMEK YEMESİ NEDEN TARTIŞMA KONUSU OLDU?

Sınırdaki yemek programından sosyal medyada paylaşılan bir fotoğraf, gazetecilerin yemek yemesi üzerinden eleştirilere neden oldu.

Bir noktaya açıklık getirmek istiyorum: Gün boyunca bir programdan diğerine koşan, röportaj kovalayan gazetecilerin bir tabak yemek yemesi neden bu kadar tartışıldı?

Belki inanmayacaksınız ama gazeteciler de acıkır!

Orada kimseye özel bir sofra kurulmadı. Biz de diğer misafirlerle aynı yemeği yedik. Bin kişinin önüne ne konduysa bizim önümüze de o kondu.

Bunu özellikle söylüyorum. Çünkü gazeteciliğin meşruiyetini bir siyasi aktörün davetine katılıp katılmamak üzerinden tartışmaya açan bir anlayışla karşı karşıyayız.

Oysa gazetecinin görevi, kimlerle aynı masaya oturduğundan çok, o masada hangi soruları sorduğuyla ilgilidir.

Gazeteciliğin ölçütü, bir siyasetçinin davetine katılmak ya da katılmamak değil; gördüğünü aktarmak, sorulması gereken soruları sormak ve yanıtları kamuoyuyla paylaşmaktır.

24142124142214

SORULAR NETTİ, YANITLAR DEĞİL

Kalabalık bir gazeteci grubuyduk. Bizim için hazırlanan masaya oturduk ve Kılıçdaroğlu’na sorularımızı yöneltmek için bekledik.

Kılıçdaroğlu masaya oturduğunda tam karşısında bulunan iki kadın gazeteciyi görünce şaşırdı. Aslında ben de onu ilk gördüğümde şaşırmıştım. Sonra kendi kendime, “Siyaset ve CHP…” dedim.

Sorular peş peşe geldi. Kılıçdaroğlu kimi sorulara net yanıtlar verirken kimilerini de birçok şey söyleyerek ama aslında sorunun özüne girmeden yanıtladı.

İlk olarak çözüm sürecini sordum:

“Bahçeli’nin çıkışıyla başlayan çözüm süreci, Öcalan’a statü tartışmalarıyla devam ediyor. Meclis’te bir komisyon kuruldu ve CHP, İmralı’ya gidecek heyete üye vermedi. Siz olsaydınız üye verir miydiniz? Bir de Öcalan’ın statüsü konusunda ne düşünüyorsunuz?”

Kılıçdaroğlu sorularıma net yanıtlar vermedi. Sürecin önemine ve bu sürece verdikleri desteğe değindi. Öcalan’ın statüsü konusunda ise ayrıntılı bilgiye sahip olmadıklarını, konuya gazetelerde yer alan bilgiler ölçüsünde hâkim olduğunu belirtti.

Böylece iki sorumun da yanıtı havada kaldı.

Ancak diğer sorularda daha çarpıcı ifadeler kullandı:

“Yarı başkanlık sistemini tartışırız.”

“Erken seçimden kaçmayız.”

“Mekke İttifakı’na evet oyu vereceğiz.”

Bu açıklamalar, Kılıçdaroğlu’nun yalnızca geçmişteki siyasi pozisyonlarını anlatmakla yetinmediğini, önümüzdeki döneme ilişkin tartışmalara da kapı araladığını gösteriyordu.

4212411424

ALTILI MASA’DAN YENİ İTTİFAK ARAYIŞLARINA

Sözü, geçmişte muhalefetin bir araya gelmesinde önemli rol oynayan Altılı Masa’ya getirdim.

Olası bir seçimde muhalefetin nasıl yan yana gelebileceğini ve Yeni Parti ile aynı ittifakta yer alıp almayacaklarını sordum.

Kılıçdaroğlu, Altılı Masa’nın kurulduğu koşullarla bugünün koşullarının aynı olmadığına dikkat çekti. Buna rağmen farklı siyasi aktörlerin yan yana gelebilmesinin önemini vurguladı.

Yeni Parti ile ittifak meselesini konuşmak için henüz erken olduğunu, zamanı geldiğinde değerlendirme yapacaklarını söyledi.

Bu yanıt, muhalefetin olası iş birliği arayışlarının tamamen kapanmadığını gösterse de nasıl bir siyasi zeminde ve hangi aktörlerle şekilleneceği sorusunu yanıtsız bırakıyordu.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin geleceğine ilişkin değerlendirmesi de dikkat çekiciydi. Partiyi “güvenli limana” ulaştıracak koşulların henüz oluşmadığını söyledi. Ona göre bu koşullar, CHP’nin kuruluş değerlerine geri dönmesiyle oluşacaktı.

Bu sözler, siyasi tartışmaların ötesinde CHP’nin yönü, kimliği ve geleceği üzerine de düşünülmesi gereken bir başlık açıyordu.

421421214-63

KILIÇDAROĞLU’NUN HESABI, CHP’NİN GELECEĞİ

Gaziantep’teki programın bende bıraktığı izlenim şu:

Kılıçdaroğlu, geçmişte kendisine verilen desteği yeniden canlandırmak için çalışmayı sürdürecek. Siyasetten vazgeçmeyecek ve genel başkan olarak kalmaya devam edecek.

Hem çözüm sürecine hem de anayasa değişikliğine destek verecek. “Arınma”siyasetini sürdürecek.

CHP içinde farklı cepheler arasındaki mücadele de devam edecek. Bu mücadelede galip gelen taraf partinin kaderini belirleyecek.

Ancak bütün bunların ötesinde asıl mesele, Kılıçdaroğlu’nun ne söylediğinden çok, söylediklerinin siyasette nasıl bir karşılık bulacağı.

Tutuklu gazeteci Murat Ağırel’den mektup çağrısı: İnsan bi’ ses istiyor!
Tutuklu gazeteci Murat Ağırel’den mektup çağrısı: İnsan bi’ ses istiyor!
İçeriği Görüntüle

Gaziantep’te sokağa çıkabildiğini, vatandaşlarla bir araya gelebildiğini ve gazetecilerin karşısına geçerek soruları yanıtladığını gördük. Fakat bir siyasi aktörün sahada görünmesiyle siyasi etkisini yeniden kazanması aynı şey değil.

Kılıçdaroğlu’nun önünde yalnızca kendisini yeniden anlatma meselesi yok. CHP’nin geleceğine, muhalefetin olası ittifaklarına ve Türkiye siyasetinin yönüne ilişkin iddialarını somut bir siyasi güce dönüştürme meselesi de var.

Asıl soru şu: Kılıçdaroğlu’nun yeniden sahaya çıkmasının, verdiği mesajların ve sürdürdüğü siyasi mücadelenin sandıkta ya da siyasetin genel dengelerinde bir karşılığı olacak mı?

Gaziantep’te soruların bir kısmına yanıt bulduk. Bu sorunun yanıtı ise henüz ortada yok."