CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu günler sonra partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor. Grup Toplantısı'na Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın da bu grup toplantısına son dakika katıldı. İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ve 20 ilçe başkanı da toplantı da yer aldı.
6 Ekim Salı CHP Grup Toplantısı...
Kılıçdaroğlu, kürsüye gelirken 'Gençliğin Umudu Kılıçdaroğlu' sloganı atıldı, Kılıçdaroğlu da 'Benim umudum da sizlersiniz. Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz' dedi. Daha sonra 'Başbakan Kemal' sloganı da atıldı.
Kılıçdaroğlu, borsa ve çeteler ile yurttaşın soyulduğunu, 25 yıldır iktidarda olan yapının ülkeyi bu hale getirdiğini dile getirdi.
Mazota zam paıldığı zaman iğneden ipliğe her şeye zam geldiğini, saraydakilerin bu zamlardan etkilenmediğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yeni bir iktidara ihtiyacı olduğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu, siyasallaşan bürokrasi tehlikesine dikkat çekti.
Kılı.daroğlu'nun açıklamasından satır başları:
Genlerde çalışan kadın ve gençlerin sosyal sigorta priminin devlet tarafından ödenmesini savunan partiyiz. Onlar bizi besliyor. Onlar bizim başımızın tacıdır.
Hiç kimse yargılanamaz değildir, demokratik toplumlarda. Sabahın 5'inde bir belediye başkanının kapısı çalınmaz, kapısı kırılmaz ve içeri girilmez. Sabahın 5'inde kapıyı açan bir kadının gece kıyafeti medyaya servis edilmez. Bunlar insanlık dışı işlemlerdir.
Bir belediye başkanının yargılanması olabilir, ama belediye başkanını tutuklanmasını doğru bulmayız.
Bunu şimdi söylemiyorum, ilk belediye başkanımız tutuklandığında da söyledim.
Bir belediye başkanını tutuklamak beldede yaşayanların hizmet hakkını kısıtlamaktır.
Hukukta çifte standart olmaz.
Sayın Bülent Arınç deyimiyle; Ankara'yı parsel parsel satan kişi.
Ne yapıldı bu kişi? Bu da belediye başkanıydı. Davet edildi, ağzında sakızıyla geldi. Elini, kolunu sallayarak çıktı. Adeta 'beni kimse yargılayamaz' atmosferi içinde adliyeden ayrıldı.
Ordu milletvekilimize dedim ki; 'Sayın savcı makam aracı ile beyefendiyi adliyeye getirebilirdi.' Bir eksiği o kaldı zaten. Böyle bir çifte standart yargıya gölge düşürür. Çifte standarda itiraz ediyoruz.
Çıraklık mağdurları nerede olursa olsun başımızın üstünde yeri var ve mağduriyetlerini gidermenin görevi de CHP'dedir, bunu yapmak zorundayız.
Neden memleket bu halde, neden yoksulluk var, neden emekli perişan, neden asgari ücret çok düşük? Çünkü devlet soyuluyor.
Gelir dağılımı bozuldu; bir üsttekiler bir de en alttakiler var. Orta sınıf kalmadı.
Hukuku sağlayamazsak devletin vatandaşına hizmet etme şansı kalmaz.
Son 25 yılda devleti soyanlar rahatlıkla at koşturdular.
Bir dönem insanların inançlarıyla uğraştılar, istismar ettiler. İslami holding kuruyoruz dediler. Almanya'dan, Fransa'dan, Avusturya'dan, İngiltere'den pek çok vatandaşımız alın terini getirdi, bunlara teslim etti. Ne oldu İslami holdingler? Paralar gitti. Soygun düzeni oldu.
Bir dönem Jet Fadıllar, bir dönem Çiftlik Banklar, bir dönem titanlar, saadet zincirleri çıktı, bir dönem Deniz Fenerleri çıktı. Nereye baksanız soygun düzeni var.
Bunlardan doğru düzgün hesap veren olmadı. Hepsi rahat bir şekilde ellerini, kollarını sallayarak gezdiler. Çoğunun yanına kar kaldı.
Şimdi soygunda yeni bir aşamaya geldik. İlk kez devleti yöneten bürokratlarla bazı siyasiler el ele verip halkı soydu.
Çirkin ve çıkarcı bürokratla, çirkin ve çıkarcı siyasetçi işbirliği yapıp devleti soyarsa orada çok büyük bir sorun var demektir. Bu bir Jet Fadıl, İslami holding olayı değil. Bu bir devlet krizi. Bürokrat ve siyasetçi halkı soymak için işbirliği yapmış. Son fon skandalı bunun en tipik örneğidir. Bir tarafında bürokratlar, bir tarafında siyasetçiler var. Soyulan vatandaşımızın sayısı 455 bin 748 kişi. Açıklıkla soyulmuş.
Herkesin huzurunda 3 soru soruyorum;
1-) Borsa vurgununda kimler kazandı?
2-) Bunu kimler denetlemekle görevliydi?
3-) Bu soygunu bildiği halde kimler zamanında müdahale etmedi?
4 Kasım 2025; Türkiye Sermaye Piyasaları Genel Kurulu'nda Bakan Mehmet Şimşek bir açıklama yapıyor. 'Özellikle bazı fonlardan üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz. Olanda bir düzenleme eksikliği olduğunu da biliyoruz. Bu eksikliği gidereceğiz' diyor. Bu işin kalbinde söylüyor. Madem biliyordun neden önlem almadın? Hangi siyasi güç senin görev yapmana engel oldu? Engel olduysa neden o makamda duruyorsun sen?
Bu açıklamadan 1 ay sonra 2 Aralık'ta sayın Mehmet Şimşek Finanlsa İstikrar Komitesi'ni topluyor. Komitenin aldığı kararları gereğini yapması için SPK'ya gönderiyor. SPK 10 ay boyunca bunu tutuyor ve borsada soygun 10 ay boyunca artarak devam ediyor. Ta ki uluslar endeks sağlayıcılarının uyarısı geldikten sonra olay ortaya çıkıyor ve artık 'kaçınılmaz oldu' diyorlar. Bu sıradan bir kriz değildir, bu devlet krizidir.
Bir bürokrat bir bakana bu kadar cesur davranamaz. Bakanın istediği doğru şey. Ama yapmıyor. O zaman Mehmet Şimşek'in yapması gereken tek bir görev var; istifa etmek.
Eğer makamına saygı duyuyorsan Hazine ve Maliye Bakanıysan senin yaptığını SPK yapmamışsa SPK senin üzerinde bir egemen güç olarak duruyorsa o makamı derhal bırakacaksın kardeşim, derhal...
AK Parti içinde de Erdoğan sonrası için iktidar mücadelesi var. Erdoğan giderse kim gelecek? Acaba vu fon olayının arkasında bu hesaplaşmamı var?
Bunu AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram da söylüyor. Bunları söyledi diye uyarı geliyor; X hesabından yaptığı açıklamada biraz özür diler gibi bir atmosfere giriyor. Bu insana yakışmaz. Söylediğin sözün arkasında duracaksın.
AK Parti'nin kendi içerisinde ciddi bir hesaplaşması var. Bakanların kutuplaşması var. 'Erdoğan giderse yerine kim gelecek?' bunun hesabı var. Bu çatışma var. Siz kendi aranızda hesaplaşabilirsiniz ama vatandaşı soyamazsınız.
Arınma sadece CHP'de değil, büyük ölçüde arındık zaten, ama hala var. Arınacağız, arınacağız... Kör kuruşun hesabını soracağız, bu millet için yapacağız bunu.




