CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündemi değerlendirdi. Kılıçdaroğlu iktidara, "Sanatçıları gözaltına alıyorsunuz, belediye başkanlarını alıyorsunuz, ellerine kelepçe vuruyorsunuz, TV'leri çağırıyorsunuz, gazetecileri çağırıyorsunuz, ya kardeşim, dünyanın soygununu yapan insanların listesini açıklamıyorsunuz neden?" diye sordu.
Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"MÜCADELE EDECEĞİZ"
"Evlatlarımız için mücadele edeceğiz. Tarihin bize yüklediği bir sorumluluk var, ona göre hareket edeceğiz. Çünkü bizim adımız Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Tarihin yüklediği sorumluluğu yerine getirmek boynumuzun borcudur.
Hiç endişe etmeyin, arınacağız. Sadece biz değil, tüm Türkiye arınacak. Yetimin malına el uzatandan, fakirin hakkına el uzatandan hesap soracağız. Bizim görevimiz bu. 86 milyon vatandaşımızın hiçbirini ötekileştirmeden kucaklayacağız. Bu yüzden biz CHP'yiz. Halk için mücadele edenlerin partisiyiz.
Samimi bir şey söyleyeyim. Kadınlar bir şeye el attıysa sorun çözülmüş demektir. Ülkenin sorunlarını çözmede en duyarlı kesimin kadınlar olduğunu bilmemiz lazım. Yani kadınlar bir şeye el attıysa iş çözülecek demektir.
Milli gelirin yüzde biri her yıl çiftçiye verilir. Çiftçiye 772 milyar verilmesini kanun ön görmüş. Çiftçiye sadece 168 milyar vermişler.
Çiftçinin saray iktidarından alacağı para 604 milyar liradır. Çiftçinin alacağının takipçisi olacak partinin adı CHP'dir.
Bunun hesabını soracağız, araştırma önergesi vereceğiz. Çiftçi kardeşlerimize haber vereceğiz. Kim çiftçilerin yanında görsünler.
"ÖNLEM ALMIYORSUNUZ"
Sel felaketi oldu, Kocaeli’de 10 vatandaşımız hayatını kaybetti. Akıllı olan insan, eğer yağmur yağdığında sel oluyorsa oraya karşı önlem alır. Ne yapar? Oraya bariyer yapar ama ev yapmaz. Ama rant bazen insanın gözünü köreltiyor. Para, insanların sağlıklı karar almasının önündeki en büyük engel olarak karşımıza çıkıyor. Derelere, sellerin geldiği yerlere ev yapıyor, apartman yapıyor. İnsanlar hayatını kaybediyor. Sonra bir bakıyorsunuz, Çevre ve Şehircilik Bakanı arkasında bürokratlar, yanında belediye başkanları, oraları geziyor. Nereyi geziyorsunuz siz? Orada neyi görüyorsunuz siz? Siz herhangi bir ilde yapılan binanın kaç katlı olacağına Ankara’da oturup karar verebiliyorsunuz. Belediyenin bütün kararlarına müdahale edebiliyorsunuz. 25 yıldır iktidardasınız. Dere yataklarına ev yapılmasına neden izin verdiniz? Hangi gerekçeyle izin verdiniz? Geziyorsunuz, acıları paylaşıyorsunuz. Göstermelik geziler olmaz, olmaz! Siz önlem alırsınız, ondan sonra bakarsınız. Önlem almıyorsunuz, insanlar hayatını kaybediyor. Böyle bir devlet yönetimi olmaz. Riski önceden görmeyen ve bunun önlemini almayan bir iktidara da halk için çalışan iktidar denmez. O iktidarın adı, rantiye için çalışan, vurgunlar için çalışan iktidardır.
FON OLAYI!
AK Parti iktidarı demek vurguncuların iktidarı demek. AK Parti iktidarı demek vurguncuları korumak demek.
Bu fon olayı nasıl ortaya çıktı?
Erdoğan sonrası hesap yapan insanlar mı yaptı?" diye sormuştum. Erdoğan sonrası bir hesaplaşma AK Parti içinde yürüyor ve gidiyor. Ama bu ülkeyi felakete sürükleyecek bir tabloyu önümüze koymasın. 455 bin 758 mağdurun soyulmasına göz yumdular. Bunların hakkını, hukukunu teslim edecek misiniz? Ama hakkını, hukukunu teslim ederken hazineden bir kuruş alırsanız, bu milletin vergisinden bir kuruş alırsanız dünyayı size dar ederiz dar. Fonculardan alacaksınız götürüp hakkını teslim edeceksiniz.
"SİYASETÇİYLE BÜROKRATIN EL ELE VERDİĞİ MİLLETİ SOYDUĞU BİR SÜRECİN İÇİNDEYİZ"
Takas Bank'ta borç verenle borç alan birbirini tanımaz. Şaibe bulaşmasın diye. Yasa böyle... Ama bakıyorsunuz ki bazıları bu riski görüyor. Malı görüyor, nasıl götüreceğini gayet iyi biliyor. Nasıl oluyor bu? Bu düzen nasıl inşa edildi? Yurt dışındaki kredi derecelendirme kuruluşu bunu görüyor, ama bizim SPK görmüyor, BDDK görmüyor. Hiçbirisi görmüyor. Neden? Onlar da vurgunun bir parçası. Siyasetçiyle bürokratın el ele verdiği, milleti soyduğu bir sürecin içerisindeyiz.
"Devlet adına bunları denetlemesi gerekenler bu kurumların yönetim kurullarında görev alıyorlar. Kimi kime teslim ediyorsunuz. Bu atamayı hangi ahlaki temele dayanarak yaptınız? Bunu da soruyoruz. Devleti çürütüyorsunuz siz. Denetçi de malı götürürse ne olacak? Kime denetleteceğiz? Saray götürüyor, Bakanlar götürüyor, bürokratlar, siyasetçiler götürüyor ya bu memleket götürenlerin ülkesi mi? Size hespa sormazsak namerdiz biz?
"MALI GÖTÜRENLERİ AÇIKLAYIN"
Bu malı götürenlerin listesini açıklayın ya. Hırsızın adını açıklamak neden bu kadar zor oluyor.
Sanatçıları gözaltına alıyorsunuz, belediye başkanlarını alıyorsunuz, ellerine kelepçe vuruyorsunuz, TV'leri çağırıyorsunuz, gazetecileri çağırıyorsunuz, ya kardeşim, dünyanın soygununu yapan insanların listesini açıklamıyorsunuz neden?"





