Selahattin Günday, soruşturmanın ikinci dalgasında 10 Eylül'de, aralarında sağlık çalışanlarının da bulunduğu 9 kişiyle birlikte gözaltına alındı. Jandarmadaki ifadesinde, 2011'de Kozinoğlu'nun Beşiktaş Adliyesi'ne geldiği gün adliye muhabiri olarak görev yaptığını, görüntüyü kendisinin çekmediğini söyledi. Kozinoğlu'nun ölümünün ardından "şüpheli ölüm" ihtimalini avukatı Hüseyin Derin Yarsuvat ile yaptığı röportajlarla gündeme getirdiğini de belirtti.
Günday, 12 Eylül'de "istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek" ve "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçlamalarıyla tutuklandı. Aynı soruşturmada iki acil tıp teknisyeni de "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklandı.
Günday'ın avukatları ilk tutuklama kararına itiraz etti. Avukatların 15 Eylül'de sunduğu itiraz henüz karara bağlanmadan, aynı soruşturma kapsamında bu kez "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçundan ikinci kez tutuklanması talep edildi. Silivri Sulh Ceza Hâkimliği aynı gün Günday hakkında ikinci tutuklama kararını verdi. Avukatları, işlemi "yedek/ikiz tutuklama" olarak nitelendirerek karara da itiraz etti.
İkinci tutuklama kararına yapılan itiraz da 22 Eylül'de Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi. Günday'ın avukatları, kararların ardından Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru dahil yasal yollara başvuracaklarını açıkladı.
Günday, sosyal medya hesabından yayımlanan açıklamasında şunları kaydetti:
"Herkese selam,
Sizlere cezaevini şirin gösterecek cümleler kurmayacağım. 13 gün önce özgürlüğüm elimden alındı. Haksız, hukuksuz hatta anlam veremediğim düşmanca muameleye maruz kaldım.
Çekmediğim bir görüntüden sorumlu tutuldum. üstelik o tarihte ‘'çekenler'' için bile ‘'suç'' değilken. Hukukun, h'sinin olmadığı, zaman aşımına uğrayan isnatlardan tahliyem kaçınılmazdı. Ancak yine düşmanca bir tavır takınıldı. İtiraz dilekçemizin verilmesinden "birkaç saat sonra" bu kez suç örgütü kurmaktan 2. kez tutuklandım.
Üç avukatım varken hakim barodan hiç tanımadığım bir avukatla beyanımı almak için ısrar etti. Katip bile "şimdi sizin avukatı nerden bulalım" diyecek kadar kayıtsızdı. Israrla direnince avukatım Hüseyin Ersöz'e haber verdiler. Cezaevinde ziyaretimden çıkan Buse Şahin yetişti Hakimlik sorgusuna.
Beni tanıyan bilir, haklıysam hakkımı sonuna kadar arar, asla geri adım atmam. Hem şahsım hem de mesleğimin namusu adına yaparım bunu. Ve haklıyım! Ben gazeteciyim, ne bir suçun faili ne de suç örgütü yöneticisiyim. Hayatım boyunca meslek ilkelerine halel getirmemek için çaba sarfettim. İmza attığım tüm haberlerin arkasındayım.
Biliyorum bugünler de biter, geçer gider. Neler geçmedi ki... Arkamda dağ gibi eşim, omuz omuza yürüdüğüm gazeteci büyüklerim ve dostlarım var. Bu hukuksuz uygulamalar elbet bir gün son bulacak. Hakkım bana namuslu, dürüst hukuk adamları tarafından iade edilecek.
O güne kadar kalbimin sizlerle attığını bilin. Çünkü her gün sizin desteğinizi hissediyor ve bundan güç buluyorum.
Ve yine bilin ki korkmuyorum. 2011 senesinde Kaşif Kozinoğlu'nun avukatına mikrofon uzatırken, dönemin kudretli savcılarından korkmadığım gibi... Haklı olan neden korksun ki? Ben tarihte hep haklı olarak anılmak için kalem tuttum, bunu cezaevinde de sürdürüyorum.
Selahattin GÜNDAY
Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu C-10 Koğuşu"





