BASK ve Anadolu Eğitim Sendikası (AES) Genel Başkanı Mehmet Alper Öğretici, TÜİK'in açıkladığı ekim ayı enflasyon verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarına refah payı eklenmesi çağrısında bulundu.
Ekim ayı enflasyonunun yüzde 2,58 olarak açıklandığını belirten Öğretici, temmuz ayında kamu çalışanları ve emeklilere yapılan yüzde 7'lik maaş artışının yıl bitmeden eridiğini savundu.
Altı ayda bir yapılan maaş düzenlemelerinin sabit gelirlilerin alım gücünü korumakta yetersiz kaldığını ifade eden Öğretici, enflasyon nedeniyle oluşan kayıpların geçmişe dönük olarak telafi edilmediğini belirtti. Öğretici, yıllar içinde biriken kayıpların giderilmesi ve enflasyon farkının her ay maaşlara doğrudan yansıtılması gerektiğini kaydetti.
TOPLU SÖZLEŞME ZAMLARINI ELEŞTİRDİ
Toplu sözleşmelerde kabul edilen zam oranlarının enflasyon karşısında yetersiz kaldığını savunan Öğretici, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Toplu sözleşme masasına memur ve emeklileri temsil etmek üzere oturanların imza attığı yetersiz oranlar, sabit gelirlilerin alım gücünün neden sistemli bir şekilde düştüğünü açıkça gözler önüne sermektedir. 8 dönemdir her toplu sözleşmenin sonucu aynı olmasına rağmen sadece son birkaç yılın tablosuna bakmak bile gerçeği anlamak için yeterlidir: 2024 yılında memur ve emekliye yüzde 15 + yüzde 10 artış verilirken yıllık enflasyon yüzde 44 olarak gerçekleşmiştir. 2025 yılında yüzde 6+ yüzde 5’lik zamlara karşılık enflasyon yüzde 30,89’a ulaşmıştır.
İçinde bulunduğumuz 2026 yılında yüzde 11 + yüzde 7’lik artış reva görülmüşken yıl sonu enflasyonunun yüzde 29’larda gerçekleşeceği açıktır. Önümüzdeki 2027 yılı için masada kabul edilen yüzde 5 + yüzde 4’lük oranlara karşılık şimdiden enflasyon tahminlerinin yüzde 21’in üzerinde seyrettiği bilinmektedir. Yıllardır bu düşük artışlara göz yuman ve altına imza atanlar kadar, bu anlayışa yetki vermeye devam edenlerin de bu tabloyu şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekmektedir."
“EN BÜYÜK SORUN BARINMA KRİZİDİR”
Kamu çalışanları ve emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunların yalnızca gıda fiyatlarıyla sınırlı olmadığını belirten Öğretici, barınma krizinin de ciddi bir sorun haline geldiğini savundu.
Kira artışlarına dikkati çeken Öğretici, emeklilerin tek başına ev kiralayıp kirasını ödemekte zorlandığını, görevdeki kamu görevlilerinin ise aylık gelirlerinin yarıdan fazlasını barınma giderlerine ayırmak zorunda kaldığını ifade etti.
Maaş artışlarının sınırlı kaldığı bir dönemde kiralardaki yükselişin kamu çalışanlarının barınma hakkını tehdit ettiğini belirten Öğretici, istatistiklerin pazardaki, mutfaktaki ve konut kiralama piyasasındaki hayat pahalılığını gizleyemeyeceğini kaydetti.
Öğretici, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Bilinmelidir ki sadece gerçekleşen enflasyon kadar zam yapmak bir lütuf veya refah artışı değil; yalnızca kaybolan alım gücünün geç ve eksik bir iadesidir. Enflasyonun altında kalan her artış ise kamu çalışanının ve emeklinin hakkının gasp edilmesidir. Memur ve emeklilerimizin insanca yaşayabileceği bir alım gücüne kavuşabilmesi için bu oranların üzerine mutlaka refah payı eklenmelidir. Kamu çalışanları sadaka değil, alın terinin, emeğinin ve insanca yaşam hakkının karşılığını istemektedir!"




