Sol Parti’li gençlerin çağrısıyla çok sayıda vatandaş Kadıköy'de Yoğurtçu Parkı’nda Özgürlük Buluşması’nda bir araya geldi. Üniversitelerde ve kent yaşamında dayatmacı uygulamalar ile gazetecilere ve gençlere yönelik baskılara ilişkin konuşmaların gerçekleştirildiği etkinlikte tutuklu komedyen Deniz Göktaş için özgürlük mesajları verildi. Etkinlikte konuşan gazeteci Kayhan Ayhan geçtiğimiz hafta evine yapılan baskınla gözaltına alınmasına ilişkin, “Beni üzen annemle ilgili meseleydi. Bir kanser hastası kadın gelip beni kapıda polislerin götürdüğünü görünce gözyaşlarına boğuldu. Bu şekilde demek ki bizi cezalandırmaya çalışıyorlar. Biliyorlar biz gazetecilikten taviz vermeyeceğiz ama yakınlarımız mı böyle üzülsün diye düşünüyorlar” dedi.
Gençler, Kadıköy’deki Yoğurtçu Parkı’nda Özgürlük Buluşması’nda bir araya geldi. Sol Parti’li gençlerin çağrısıyla gerçekleştirilen etkinliğe çok sayıda vatandaş katılım gösterdi. Üniversitelerde ve kent yaşamında dayatmacı uygulamalar ile gazetecilere ve gençlere yönelik baskılara ilişkin konuşmaların gerçekleştirildiği etkinlikte katılımcılar stand-up gösterisindeki ifadeleri nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamalarıyla tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’a Deniz Göktaş’a gönderilmek üzere mektup yazdı.
Etkinlikte, Bilgi Üniversitesi öğrenilerinden Elis İyibilenler, geçtiğimiz aylarda Cumhurbaşkanlığı kararıyla kapatılan ve öğrencilerin direnişinin ardından 3 gün sonra yeniden açılan ve en son üniversitenin kampüsünde gerçekleştirilen ‘Sünnet Şöleni’ ile gündeme gelen üniversitde yaşanan sürece ilişkin aktarımlarda bulunurken, “Şeriata, faşizme, karanlığa karşı laik, devrimci, demokratik cumhuriyet” pankartı nedeniyle 3 ay ev hapsi cezası alan ve haklarında dava açılan gençler arasında yer alan Hüseyin Aktaş ve Çınar Aydın ile Kadıköy Kent Dayanışması’ndan Üzeyir Uludağ ve mimar Hasan Kıvırcık konuşmalar gerçekleştirdi.
Kuş bakışı baktığınızda Kadıköy’ün etrafı, sadece Kadıköy değil İstanbul’un etrafı aslında bir rant alanı olarak tek tek hedeflenmiş durumda” diyen Kıvırcık Kadıköy Rıhtım bölgesinde yapımına başlanan cami projesinin de bunun örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Cami projesinin bulunduğu alanın arıtma tesisi için doldurulmuş olduğuna dikkat çeken Kıvırcık projeye ilişkin yasal süreç hakkında aktarımda bulundu.
Boğaziçi Üniversitesi’nde mezuniyet töreninde bir öğretim üyesi ile fotoğraf çektirmeyi reddetmesi üzerine mezun kartı iptal edilen ve kampüse girişi 5 yıl süreyle yasaklanan Hasan Özdağ’ın mesajının da okunduğu etkinlikte, Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davanın duruşmasına ilişkin aktarımları gerekçesiyle gözaltına alınan gazeteci Kayhan Ayhan da konuşma gerçekleştirdi.
KAYHAN AYHAN: BİLİYORLAR Kİ BİZ GAZETECİLİKTEN TAVİZ VERMEYECEĞİZ YAKINLARIMIZ MI ÜZÜLSÜN DİYE DÜŞÜNÜYORLAR
Gazetecilik faaliyetleri dolayısıyla pek çok kez adliyeye giderek ifade verdiğini aktaran Kayhan evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alınmasına ilişkin, "Beni çok üzen annemle ilgili meseleydi. Ben kendimden korkmadım. Ama böylesi bir kadına yaşattıkları...Bu şekilde demek ki bizi cezalandırmaya çalışıyorlar. Çünkü biliyorlar biz gazetecilikten taviz vermeyeceğiz ama yakınlarımız mı böyle üzülsün diye düşünüyorlar. Bir kanser hastası kadın gelip beni kapıda polislerin götürdüğünü görünce gözyaşlarına boğuldu.” dedi. Ayhan şöyle konuştu:
“Niye gözaltına alındığıma ben de anlam veremedim. Hatta ne ile suçlandığımı aslında bilmiyorum diyebilirim. Çünkü bütün kamuoyuna açık, izleyicilerin de girebildiği, diğer basın mensuplarının da takip ettiği bir davayı aktardığım için bir anda kendimi gözaltında buldum...Gece gözaltından sonra sabah direkt mahkemeye sevk edildim. Savcı bey de beni görmek istememiş, anlamadım. Demek ki konuşacak bir şeyi yokmuş. Ve direkt tutuklama istemiyle kendimi hakim karşısında buldum. Orada da, bu davanın kamuoyu tarafından bilinmesi için gazetecilik görevi yaptığımı, kamuoyunu aydınlatma görevi kapsamında (duruşmada) yaşananları aktardığımı söyledim. Hakime hanım sağolsun, şöyle bir dosyama baktı, ’Evet bunlar aktarım’ dedi. Demek ki o da anlayamadı neden böyle bir dosyanın karşısında olduğunu. Böyle bir şeyin nasıl bir anlamı olur diye düşündüğümüzde sizin de benim de aklıma bir şeyler geliyordur; ‘Sen davaları takip etme, yazma’ diye mesaj mı verilmek istendi? Bunun da takdirini sizlere bırakıyorum...Serbest bırakıldım, ertesi gün yine görevimin başındaydım, yine Silivri’deydim. Bu bir mesajsa ben de mesajımı böyle verdim. Yapmaya, yaşananları kamuoyuna aktarmaya devam edeceğiz. Bildiğimiz, yaptığımız iş bu.
Son dönemde gazetecilere yönelik gözatılar, tutuklamalar sıklıkla karşımıza çıkıyor. Sendikamızın verilerine göre 13 gazeteci içeride tutuluyor. Bu yıl 70’e yakın gazeteci gözaltına alınmış. Neden? Direkt cezaevine atılabilecek ne yaptı bu insanlar? Sadece gördüklerini gazeteye yazdılar, televizyonda anlattılar. Herhalde en korktukları şey mi gazeteciler.
Gazetecilik faaliyetim kapsamında benim daha önce de 9 tane soruşturmam vardı. Savcı beyler davet ettikleri zaman güzel güzel ifademizi verip çıkıp gidiyorduk. Bu sefer böyle gece baskınıyla...Bir de beni çok üzen annemle ilgili meseleydi. Ben kendimden korkmadım. Ama böylesi bir kadına yaşattıkları...Bu şekilde demek ki bizi cezalandırmaya çalışıyorlar. Çünkü biliyorlar biz gazetecilikten taviz vermeyeceğiz ama yakınlarımız mı böyle üzülsün diye düşünüyorlar. Bir kanser hastası kadın gelip beni kapıda polislerin götürdüğünü görünce gözyaşlarına boğuldu. Ben sadece buna üzüldüm. Bunun dışında hiçbir şeye üzülmedim.”
“DENİZ GÖKTAŞ’A ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM”
Hasan Özdağ ise mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Bizden söylenen ve istenen ne ise, bize atanan görev ne ise onu yapmamızı ve ötesini düşünmeyip haksızlığa, mantıksızlığa ve potansiyel caniliklere kendi kariyerimiz ve hatta bazen canımızın sağlığı için göz kapamamızı sert bir şekilde talep eden insanların devrine süratli bir giriş yaptık. Bu insanlar kimi zaman sanatçının sanatına, kimi zaman öğrencinin hakkıyla kazandığı diplomaya göz dikecek ve maalesef daha beterleriyle de karşılaşacağız. Ancak içinde bulunduğumuz durumu beraberce değerlendirip, analiz edip, eleştirip sırt sırta vererek bu zor günlerden daha güçlü çıkabileecğimize ve kapkaranlık günlerden apaydınlık günlere erişebileceğimize inancım tam. Bence Deniz’in de öyle; öyle ki göz göre göre bütün riskleri ve ödeyeceği tüm bedelleri göze alarak, yapması gerekeni yapmak istediği şekilde özgürce, anayasal hakları çerçevesinde yaptı. Yılların mücadelesiyle kazanılmış anayasal haklarının karşısında tarih öncesinden kalma güç gösterileriyle karşılaşacağını biliyordu. Buna rağmen yapması gerekeni yaptı. Ona çok teşekkür ederim.”





