Japonya Merkez Bankası (BoJ), politika faizini yüzde 0,75 seviyesinden yüzde 1'e yükseltti. Alınan kararla birlikte ülkedeki faiz oranı, 1995 yılından bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.
16 Haziran'da açıklanan faiz artışı, küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemde geldi. Özellikle Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmelerin enerji maliyetlerini yukarı çekmesi, birçok merkez bankasının para politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden oldu.
ENERJİ FİYATLARINDAKİ YÜKSELİŞ ETKİLİ OLDU
Petrol ve doğal gaz ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan Japonya, enerji fiyatlarındaki artıştan en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Bu durum, tüketici ve üretici fiyatları üzerinde ek baskı oluşturuyor.
Ülkede mayıs ayında toptan eşya fiyatları yıllık bazda yüzde 6'nın üzerinde artış göstererek son üç yılın en hızlı yükselişini kaydetti. Buna rağmen yıllık enflasyon oranı nisanda yüzde 1,4 seviyesinde gerçekleşti ve Merkez Bankası'nın yüzde 2'lik hedefinin altında kalmayı sürdürdü.
SIFIR FAİZ DÖNEMİNDEN KADEMELİ ÇIKIŞ
Japonya'da faiz oranları, 1990'lı yıllarda yaşanan varlık balonunun çöküşünün ardından uzun süre düşük seviyelerde tutulmuştu. Yaklaşık iki on yıl boyunca sıfıra yakın faiz politikası izleyen ülke, düşük büyüme ve deflasyonla mücadele etmeye çalıştı.
Japonya Merkez Bankası, Mart 2024'te gerçekleştirdiği ilk faiz artışıyla 17 yıllık sürecin ardından para politikasında yeni bir dönemin kapısını aralamıştı. Son kararla birlikte normalleşme adımları daha da güçlenmiş oldu.
"NORMAL PARA POLİTİKASINA DÖNÜŞ" MESAJI
Ekonomistler, Japon ekonomisinde uzun yıllar süren deflasyon döneminin sona erdiği görüşünde. BBC'ye değerlendirmelerde bulunan ekonomist Jesper Koll, ülkenin artık enflasyonist bir büyüme döngüsüne girdiğini belirterek, kriz dönemine özgü para politikalarının yerini daha normal bir para politikası çerçevesine bırakabileceğini ifade etti.
Ancak uzmanlar, faiz artırımlarının bazı riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor. Daha yüksek faiz oranları enflasyonla mücadeleyi desteklese de hükümetin ve özel sektörün borçlanma maliyetlerini artırarak ekonomik faaliyet üzerinde baskı oluşturabilir.
YENDEKİ ZAYIFLIK KARARDA ETKİLİ OLDU
Merkez Bankası'nın faiz artırımında Japon yeninin son dönemde dolar ve euro karşısında değer kaybetmesinin de etkili olduğu değerlendiriliyor. Uzmanlar, daha yüksek faiz oranlarının para birimini destekleyerek ithalat kaynaklı maliyet baskılarını azaltabileceğini belirtiyor.
Kaliforniya Üniversitesi San Diego'da görev yapan işletme profesörü Ulrike Schaede, piyasada yenin aşırı değer kaybettiği ve para biriminin güçlenmesinin ekonomiye zarar vermeyeceği yönünde yaygın bir görüş oluştuğunu ifade etti.
UEDA TOPLANTIYA KATILAMADI
Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda, sağlık sorunları nedeniyle bu haftaki toplantıda yer alamadı. Tedavi süreci devam eden Ueda'nın son aylarda yaptığı açıklamalarda faiz artışlarına daha sıcak baktığı dikkat çekmişti.
Ueda, son değerlendirmelerinde fiyat baskılarının ekonomik yavaşlama risklerinden daha ağır basması durumunda faiz artırımlarının avantaj ve dezavantajlarının kapsamlı şekilde ele alınması gerektiğini vurgulamıştı.
KÜRESEL PARA POLİTİKASINDA YENİ DÖNEM SİNYALİ
Başbakan Sanae Takaichi'nin görev süresinde gerçekleştirilen ikinci faiz artırımı olan bu karar, Japonya'nın para politikasında yeni bir döneme işaret ediyor.
Faiz oranı yüzde 1'e yükselmiş olsa da Japonya hâlâ ABD ve İngiltere gibi büyük ekonomilerin gerisinde bulunuyor. Buna rağmen uzmanlar, BoJ'un son hamlesinin küresel merkez bankaları arasında para politikalarının yeniden şekillendiği sürecin önemli bir göstergesi olabileceğini değerlendiriyor.