Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bir üst rütbeye terfiler ve atamalar Resmî Gazete’de yayımlandı. Jandarma Genel Komutanlığı’na mensup 7 general ve 18 albay, 30 Ağustos’tan itibaren geçerli olmak üzere bir üst rütbeye terfi edildi. Jandarma Genel Komutan Yardımcıları Orgeneral Hüseyin Kurtoğlu ile Korgeneral Münir Güzel, atamayla Jandarma Genel Komutanlığı emrine alındı ama kendilerine yeni görev verilmedi.
Kurtoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda "emeklilik" hakkında şöyle yazdı:
"EMEKLİLİK
19 Ağustos 1977 günü saat 14.00'de giydiğim üniformamı bugün itibariyle yani 30 Ağustos 2026 günü tenimden ayırdım. Neredeyse "Yarım asırlık" olduk. Şairin ifadesiyle "Artık demir almak günü gelmişse...", o zaman gelmiş...
1962 yılında İstanbul'da doğdum. 1971 Muhtırası yaşandığında ilkokula devam ediyordum. Sıkıyönetim uygulamaları ile o zaman tanıştım.
Öncesinde ülkenin paramparça olmasına ramak kalmış bir ortamda 12 Eylül... Acı deneyimler... Hemen arkasından bugüne kadar süren PKK terörü... Denilebilir ki; bizim nesil bu örgütle mücadelenin laboratuvarı oldu, ömrünü harcadı. Ailelerden ve sevdiklerinden uzak, dağ-bayır, dere-tepe, vadi-uçurum, aşırı sıcak-buz gibi soğuk ortamlarda bir anı asırlara bedel veya hiç geçmek bilmeyen zamanlar...
Sonra 28 Şubat sürecini yaşadı güzel ülkem... Manevi değer ve inanç sistemiyle bir kavgadır gitti... Tabiatıyla olan her hadiseden şöyle veya böyle nasibimize bir şeyler düştü...
Ve sonra bir örgüt her tarafa hakim olmaya başladı... "İsimli Davalar" olarak anılan bir dönem yaşandı. Bu dönemin en yakın ve canlı tanıklığını yaşadım. Hukukun katledildiği, insanların ülkesine ve milletine hizmetinin cezasız bırakılmadığı acayip bir dönem...
Derken 15 Temmuz kalkışması... Türk tarihinde böyle bir ihanetin bir eşi daha yok... Bu ülkenin öz evlatlarının yine kendi öz kardeşlerine analarına babalarına doğrulttuğu silahlar, kendi insanı üzerine yürütülen tanklar, kendi insanını bombalayan helikopterler-uçaklar...
Bunların hepsini yaşadım, bir kısmını bu yazıyı okuyanlarla birlikte yaşadık. Bu süreçlerin öyle veya böyle bir tarafında bulunan insanlar dışarıdan gelmedi, hepsi bu toprakların çocukları... Çocuklarımızı bizden çalıp bize karşı kullandılar. Ülkemde birileri hep bir mutlak güç sahibi olma uğruna birbirlerinin kanını emmeye doymayan vampirlere dönüştü... Sürekli bir rövanş hali... Aslında tükettiğimiz hep bu ülkenin kaynakları ve enerjisi idi, bunu hiç göremedik veya görmek istemedik...
Bunlara bir emeklilik yazısında niye yer verdim? Allah ömür verirse tarihe bir not düşmek, yine ülkemizin kutlu gençlerine bir iz bırakmak niyetindeyim. Yaşadıklarımı, gördüklerimi, tanıklıklarımı yazmak... Yüce gönüllü insanların (Eşref-i mahlûkat) yanısıra sefillerin en sefilini (Esfel-i Safilini) ve hatta hayvandan da aşağı olanları (Belhüm adalleri)yazmak borcumuz... Tabii önce bir inzivaya çekilmeye ihtiyacım var. Yoruldum evet, dinlenmeye ihtiyacım var. Nasip diyelim...
Güzide Jandarma Teşkilatımızın bu milletin harcı-çimentosu olduğuna inanırım. Milletinin hep yanında, yakınında ve yardımında... Her musibet veya felaketin yaralarını sarmaya önce o koşar. Çilekeştir, asla sızlanmaz, şikâyet etmez, bir talebi olmaz. Adeta "Allah rızası için"in numunelik örneği... Bu sene 187 yaşında, yaklaşık iki asırlık bir ömürde... Ve bu teşkilatın köklü güzel gelenekleri vardı! Her 29 Ağustos'ta rütbe terfi ve emeklilik törenleri yapılırdı. Yeni terfi edenlere güzel dileklerde bulunulur, emeklilere yeni yaşamlarında başarılar dilenirdi. Ne oldu bize? Neleri, hangi değerleri kaybettik? Ne uğruna?
41 senelik muvazzaf subaylık hayatımda bir çok farklı görev üstlendim, her bir görev benim için kutsaldı ve ibadet vecdi içinde bu görevleri yerine getirme gayreti içinde oldum. En haz aldığım, mutlu olduğum görev ise şüphesiz Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı idi. Gönüllere hitap eden, vicdanlı ve ahlaklı nesiller yetiştirmeye adanmış bir dönem. Verdiğimizin kat be kat fazlasını aldığımız idealist gençler... Zamanın müsteşarına "beni emekli edin ve sivil olarak 3-4 sene daha bu görevde tutun" diye ricada bulunmuştum.
Son 6 yıldır her sene emekli edilmeyi beklemekle geçti zamanım. Ortaokuldan sonra giydiğimiz üniformayı kendi isteğimizle çıkarmayı inançlarımızla bağdaştıramıyor (Mehmet Akif'in anlattığı müstafi Binbaşı akıbetine uğramak istemiyor) ve bu nedenle devletimizin kararıyla emekli edilmeyi arzu ediyorduk. 15 Ağustos 2026 tarihli Resmi gazetede emekli edildiğimi gördüğüm anda -Rabbim kabul etsin- iki rekât şükür namazımı kıldım.
Kim ki emekliliğimize imkân sağlar ise ellerine sarılıp teşekkür edeceğime dair söz vermiştim, müteşekkirim...
Baki kalan bu kubbede hoş bir seda olabilmişizdir inşallah...
Vazifemi tamamladığım şu saat itibarıyla hayırla yad edilmekten başka bir talebim yok...
Dualarınızda olmak ümidiyle...
Hoşça kalın..."