İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, TSKM önünde Orta Vadeli Program’ı protesto etti. Açıklamada, “Bu iktidarın orta vadeli programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur” denildi.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, “Köprüler ve Otoyollar Halkındır, Orta Vadeli Programa Hayır” başlığıyla Türkan Saylan Kültür Merkezi (TSKM) önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklamayı KESK Dönem Sözcüsü Savaş Candemir yaptı.
Orta Vadeli Program’da (OVP) yer alan çalışma hayatına ilişkin düzenlemelerin güvencesiz çalışmayı yaygınlaştıracağını belirten Candemir, “OVP’de güvencesizliği ‘güvenceli esneklik’ kavramıyla yaygınlaştıran ‘yeni nesil çalışma biçimleri’ aynı zamanda iktidarın ‘Aile On Yılı’ çerçevesinde yürüttüğü planlarının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Kadına, cinsiyete dayalı görev tanımlamalarıyla bakım ve ev işleri yüklenerek emeği hane içinde görünmez kılınırken, istihdamda ise güvencesizlik ve geleceksizlik kıskacında çifte sömürüye mahkum ediliyor” dedi.
VERGİ POLİTİKALARI ELEŞTİRİLDİ
“OVP’nin bir başka gerçeği de vergi politikalarında ortaya çıkmaktadır. 2027 yılı enflasyon hedefi yüzde 21 iken vergi gelirlerinde yüzde 36 artış, 2028 yılı enflasyon hedefi yüzde 13,5 iken vergi gelirlerinde yüzde 20,4 artış hedeflenmektedir” diyen Candemir, şöyle devam etti:
“Bu vergi yükünün kimlerin sırtına yükleneceğini 24 yıllık AKP iktidarında hayata geçirilen politikalardan da biliyoruz. Buna karşılık siyasal iktidar son beş yılda patronlara, büyük sermaye gruplarına ve yüksek gelir çevrelerine sağladığı istisna, muafiyet ve indirimlerle 3 trilyon liradan fazla vergiyi almaktan vazgeçti. Kısacası Bu OVP’nin de özeti: ‘Emekçiden al, sermayeye aktar’dır. Milli Eğitim Bakanı TBMM’ye sunulan bir soru önergesine, yaklaşık 1 ay önce verdiği cevapta; 2025 ve 2026 yıllarında mesleki eğitim merkezlerinde kayıtlı öğrencilerden 9 bin 950 öğrencinin iş kazası geçirdiğini, MESEM kapsamında iş kazası geçiren öğrencilerden 37’sinin hayatını kaybettiğini açıklamıştır. Buna rağmen daha önceki OVP’de olduğu gibi bir kez daha ‘Çalışmanın fazileti ve üretmenin toplumsal değeri, örgün eğitim sürecinin başlangıcından itibaren müfredata yansıtılacaktır… Mesleki ve teknik eğitim müfredatı özel sektörle iş birliği içerisinde güncellenecek, staj ve işbaşı eğitimi programlarının yaygınlaştırmasını sağlayacak şekilde yönetim ve finansman konuları da dâhil olmak üzere özel sektör katılımı artırılacaktır.’ denilmektedir. Böylece çocuk işçiliğinin eğitim politikaları aracılığıyla piyasanın ihtiyaçlarına göre daha da arttırılması hedeflenmektedir. Bu OVP ile mevcut iktidarın ‘önceliğinin’ kimler olduğu bütçelerden faize ayrılan paylarla bir kez daha teyit edilmiştir. Öncelik emekçilere, yoksul halka değil faizden, ranttan, özelleştirme talanından beslenenlere verilmiştir. İktidarın önceliği kime verdiğini ispatlayan rakamlardan birisi de OVP’deki özelleştirme gelirleri kalemidir. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı verilerine göre 1986 yılından itibaren başlanan özelleştirme uygulamalarının yüzde 90’ı AKP iktidarı döneminde gerçekleşmiştir. Halkın birikimlerinin ürünü olan KİT’ler, fabrikalar, tesisler ‘özelleştirme’ adı altında birkaç yıllık karları tutarında, hatta bazen sadece arazilerinin karşılığına bile denk gelmeyen tutarlarda ‘parsel parsel’ sermayeye aktarılmıştır.
KÖPRÜ VE OTOYOLLARIN ÖZELLEŞTİRİLMESİ
Ücretsiz olması gereken köprü ve otoyollarının özelleştirilmesinin emekçilere ve halka fahiş fiyatlar olarak yansıdığını görmek zor değildir. Örneği kamu olarak işletilen 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet (FSM) köprülerinden bir otomobilin geçiş ücreti 59 TL iken Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle özel bir firmanın işlettiği Yavuz sultan Selim Köprüsü'nden bir otomobilin geçiş ücreti yaklaşık iki katı olan 110 TL’dir. Yine aynı modelle özel bir firmanın işlettiği Osmangazi Köprüsü’nden bir otomobil 1.170 TL’ye geçmektedir. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen 380 km’lik İstanbul Ankara Anadolu Çevre Yolu için bir otomobil 338 TL öderken özel şirket tarafından işletilen 330 km’lik Ankara-Niğde Çevre Yolu için tam 925 TL ödemektedir. Dolayısıyla iktidarın satışa çıkaracağı çevre yolları ve köprüler için birkaç kat daha fazla ödeme yapılmak zorunda kalınacağını bilmek için kahin olmaya gerek yoktur.
Özelleştirme talanı köprü ve çevre yolları ile sınırlı kalmamıştır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından yürütülen ihale kapsamındaki satışlar bir hafta önce tamamlanmıştır. Toplam 46 ilde, 29 bin 218 hektarlık, yani yaklaşık 40 bin futbol sahası kadar ormanlık ve tarımsal alan özel maden şirketlerine satılmıştır. OVP’ye göre iktidar; 2027’de 183 milyar TL, 2028’de ise 163,5 milyar TL özelleştirme geliri elde etmeyi hedeflemektedir. Yani hepimizin ortak varlıklarının; saray iktidarının artan harcamalarını karşılamak, bütçe açığını kapatarak günü kurtarmak ve önümüzdeki yıl belli kesimlere ‘seçim yatırımı’ olarak dağıtılmak üzere sermayeye aktarılmasına devam edilecektir. İktidar özelleştirmeler yoluyla kamunun gelecek 30 yılda elde edeceği geliri tek seferde, üstelik büyük zararlarla, hazine garantileriyle tek seferde ve kendi iktidarı sürecinde kullanmak üzere elden çıkarmaktadır.
"BU YIKIM BÜTÇESİNİ KABUL ETMEYECEĞİZ"
Bir kez daha altını çiziyoruz. Bu iktidarın orta vadeli programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur. Nitekim yıllardır emekçiler, çalışanlar olarak bizlerin gelirleri küçülürken büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar olmuştur. Yoksullaştırma politikalarına rıza üretmemiz için dayatılan antidemokratik uygulamalara her gün bir yenisini eklemeye devam ediyorlar. Ekonomik ve siyasal tüm programları bizleri iktidarlarına biat eden modern kölelere dönüştürmek üzerine kuruludur. İzmir Emek Demokrasi Güçleri olarak bu yıkım bütçesini kabul etmeyeceğimizi tüm kamuoyuna buradan bir kez daha ilan ediyor ve emeği ile geçinen tüm kesimlere çağrıda bulunuyoruz: Gelin; insanca yaşamaya yetecek bir ücret, adil bir vergi sistemi, halk için, emek için bütçe, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim. Baskılara, emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine dur diyelim.”