İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Başdanışmanı İsmail Yücel, “Sahadan Sandığa” eğitim programı kapsamında Adıyaman’da açıklamalarda bulundu. Tütün üreticilerinin yaşadığı sorunlara, basın özgürlüğüne ve Türkiye’nin birlik ve beraberliğine ilişkin değerlendirmeler yapan Yücel, partisinin bu konulardaki yaklaşımını anlattı.
“TÜTÜN ALIM FİYATLARI YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ”
Tütün üreticilerinin sorunlarına değinen Yücel, çiftçilerin desteklenmesinin ülkenin gıda güvenliği ve ekonomik bağımsızlığı açısından zorunlu olduğunu belirtti.
Yücel, şu ifadeleri kullandı:
“Çiftçiyi desteklemek bir tercih değil, ülkemizin gıda güvenliği ve ekonomik bağımsızlığı açısından zorunluluktur. Adıyaman'ın tarımsal üretiminde özel bir yere sahip olan tütün üreticilerimizin sorunlarını da yakından takip ediyoruz. Kuyulu ve Turuş başta olmak üzere tütün üretiminin yoğun olduğu bölgelerde çiftçilerimiz, her geçen yıl ağırlaşan maliyetlere rağmen ürünlerini hak ettikleri fiyatlardan satamamaktadır. Kahta Ziraat Odası'nın açıklamalarına göre, 2025 yılında kilogramı 230 liradan alınan tütün için 2026 yılında açıklanan 260 liralık fiyat, artan üretim maliyetleri karşısında son derece yetersiz kalmıştır.
Adıyaman Ziraat Odası ve ilçe ziraat odalarının da gündeme getirdiği gibi, mazot, gübre, ilaç, işçilik ve tütün filesi maliyetlerindeki artışlar üreticimizi ciddi biçimde zorlamaktadır. Aylarca emek veren çiftçimizin ürününün fiyatı, birkaç alıcı firmanın tercihine bırakılamaz. Tütün alım fiyatları üretim maliyetleri ve üreticinin makul kazancı dikkate alınarak yeniden değerlendirilmelidir. Üreticilerimizin pazarlık gücünü artıracak kooperatifleşme modelleri desteklenmeli, alım ve pazarlama süreçlerinde şeffaflık sağlanmalı, sözleşmeli üretimde çiftçimizin hakları korunmalıdır. Tütün üretiminin bölge ekonomisindeki yeri gözetilerek üreticilerimizin finansman, girdi temini ve pazarlama sorunlarına kalıcı çözümler geliştirilmelidir.”
“MİLLETİMİZ SANDIĞI BEKLİYOR”
Basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yücel, Halk TV’nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) üzerinden kapatılmasını ve fon soruşturmasına ilişkin sorulara yanıt arayan kişilerin seslerinin kısıldığını öne sürdü.
Yücel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye adım adım milletimizin sesinin kısıldığı bir noktaya sürüklendi. Sadece Halk TV'nin TMSF üzerinden kapatılması, yayınlarının kesilmesi değil; fon vurgunu sürecinde milletimizin merak ettiği soruların cevabını arayan gazetecilerin, akademisyenlerin ya da vatandaşların sesi bilinçli bir şekilde kısılıyor. Halk TV bu meselede geldikleri son noktadır. İktidar ne yaparsa yapsın, milletin sesini kısamayacak. Milletimiz sessiz bir şekilde ama öfkeli, kırgın, kızgın bir şekilde sandığı bekliyor.”
“BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİN YANINDA DURDUK”
Türkiye’nin birlik ve beraberliği ile üniter devlet yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yücel, Türk bayrağı altında birlik çağrısı yaptıklarını belirtti. Yücel, terör örgütüyle müzakere yürütülmesine karşı olduklarını ifade ederek, şöyle konuştu:
“İlk günden itibaren ülkemizin birlik ve beraberliğinin, üniter devlet yapımızın yanında durduk. Bunun için de vatandaşlarımızı Türk bayrağının altında birlik olmaya davet ettik. Bugün de aynı noktadayız. Biz, ihanete karşı kararlılıkla mücadele ediyoruz. 50 yıldır bu ülkenin birliğine, bütünlüğüne kurşun sıkan terör örgütüyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni aynı masaya oturtanlara karşı mücadelemiz kararlılıkla devam edecek. Çerçeve yasada partimizin gösterdiği kararlı mücadeleyi gördünüz.
Bizim Kürt kardeşlerimizle hiçbir sorunumuz olamaz. Yok da. Bizim Kürt kardeşlerimize bir katili, bir terörist ele başını kayyum atamaya kalkan anlayışla sorunumuz var ve sonuna kadar da bu anlayışla mücadele etmeye devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, eli kanlı bir katille aynı masaya oturamaz, müzakere edemez. Bizim mücadelemiz, kardeşliğimizin, birlik ve beraberliğimizin yaşatılması ve korunmasıdır.”




