TBMM Adalet Komisyonu'nda "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin görüşmeleri usul tartışmalarıyla başladı. İYİ Partili Hakan Şeref Olgun, "Meclis milletvekilinden, komisyon kamuoyundan kaçıramaz" diyerek canlı yayın ve daha büyük salon talebinde bulunurken, Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, "Kamuoyundan bir şeyin saklanması söz konusu değildir" ifadeleriyle eleştirilere yanıt verdi. Yüksel salonda canlı yayın yapılmasına da itiraz etti.

TBMM Adalet Komisyonu'nda, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin görüşmeleri, usule ilişkin tartışmalarla başladı. Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel'in, kanun teklifinin ilk imza sahiplerinin konuşmalarının ardından görsel basının salondan ayrılmasını istemesi üzerine İYİ Parti milletvekilleri uygulamaya tepki gösterdi.

OLGUN: ÜÇ YILDIR ADALET KOMİSYONU'NDAKİ İLK İMZA SAHİBİ MİLLETVEKİLLERİNDEN KAÇ KİŞİ KONUŞTU?

İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, "usul" üzerinden tartışma açılmasını talep ederek komisyon çalışmalarında bugüne kadar izlenen uygulamaların değiştirildiğini savundu. Olgun, "Öncelikle Sayın Başkanım, 3 yıldır sizinle Adalet Komisyonu'nda çalışıyoruz ve gerçekten bundan önceki toplantılarda da zatıalinize gerektiği gibi saygımızı, sevgimizi gösterdik. Şimdi burada Adalet Komisyonu toplandı. Tüm 86 milyon insanın takip ettiği ve tüm siyasi parti mensuplarının komisyonda olduğu toplantıda, ilk imza... Madem şeye sadıksınız, 'İlk imza sahibi milletvekilleri konuşacak' diyorsunuz, biz üç yıldır Adalet Komisyonu'ndaki toplantılarda ilk imza sahibi milletvekillerinden kaç kişi konuştu?" diye sordu.

Olgun, teklifin hazırlanış sürecine ilişkin eleştirilerde bulunarak, "Teklif sahibi, her siyasi partiden insanlar konuştu. Zaten aynı teklife imza atmışlar fakat bakarsanız ki hepsi ayrı bir telden çalıyor. Sayın AK Parti Grup Başkanvekili'ni dinlerseniz bu teklif başka bir dünyada, ama DEM Parti Grup Başkanvekili'ni dinlerseniz bu daha ilk adım ve özellikle sizi şu konuda protesto ediyorum; daha hiçbir kanun çıkmadan burada teröristbaşına teşekkür edildi, ona da müdahale etmediniz" ifadelerini kullandı.

"USUL AYNI ZAMANDA MEŞRUİYET MESELESİDİR"

Komisyonun toplandığı salonun yetersiz olduğunu belirten Olgun, komisyon çalışmalarının daha büyük bir salonda yapılmasını istedi. Olgun, "Önümüzde yalnızca bir kanun teklifinin içeriği meselesi yoktur Sayın Başkanım. Bugün burada aynı zamanda şu soruya cevap vermeniz gerekiyor: Türkiye Büyük Millet Meclisi kanun mu yapacaktır, yoksa daha önce başka yerlerde hazırlanmış bir iradeye yalnızca şekil mi verecektir? Usul dediğimiz şey esastan bağımsız bir teferruat değildir. Her iki binlerce insanın ceza hukuku bakımından statüsünü değiştiren, terör suçlarından hükümlü veya sanık kişileri doğrudan ilgilendiren, şehit ailelerinin ve gazilerimizin adalet duygularına temas eden böyle tarihi bir meselede usul aynı zamanda meşruiyet meselesidir" dedi.

Milletvekilleri, danışmanlar ve ilgili kurum temsilcilerinin salona sığmadığını belirten Olgun, "Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü uyarınca komisyon toplantıları milletvekillerine açıktır. Böylesine önemli bir teklifin görüşüleceğinin herkes tarafından bilinmesine rağmen milletvekillerinin, danışmanların, ilgili kurumların ve kamuoyunun ilgisinin karşılanamayacağı bir salonun tercih edilmesi kabul edilemez. Milletvekili komisyon toplantısına giremiyorsa, ayakta kalıyorsa veya görüşmeleri sağlıklı bir biçimde takip edemiyorsa kağıt üzerinde toplantı açık demenin hiçbir anlamı da yoktur. Meclis, milletvekilinden; komisyon, kamuoyundan kaçıramaz" diye konuştu.

"TBMM TV'DEN CANLI YAYIN YAPILMASINI İSTİYORUZ"

Komisyon çalışmalarının kamuoyundan gizlendiğini savunan Olgun, görsel basının dışarı çıkarılmasını eleştirerek, "Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde kamuoyunu en çok ilgilendiren ve yakından takip edilen kanun tekliflerinden birini görüşüyoruz. Fakat bu Türkiye Büyük Millet Meclisi TV'de canlı yayınlanmıyor. Görsel basın mensupları salon dışına çıkarılıyor. Sorum şu: Neden? Madem bu kanun 86 milyonca alkışlarla karşılanmış, bu basın mensupları niye çıkarılıyor?" dedi.

Muhalefetin görüşlerinin kamuoyuna yansıtılmasının engellendiğini öne süren Olgun, "Muhalefet bu teklife karşı çıkan siyasi parti sözcülerinin sesini Türk milletinin duymasını istemiyorsunuz. Bu teklif millet adına görüşülmüyor mu? Burada söylenecek sözlerden kim rahatsız oluyor? Milletvekillerinin hangi görüşü savunduğunu milletin görmesinden neden çekiniyorsunuz? Eğer bu düzenlemenin arkasında duruyorsanız kameradan kaçmayacaksınız. Eğer yaptığınız işin millet vicdanında karşılığı olduğuna inanıyorsanız basından kaçmayacaksınız. Bu komisyon kapıları da, kameralar da millete açık olmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi TV'den canlı yayın yapılmasını ve görsel basının çalışmalarını serbestçe takip edebilmesini İYİ Parti Grubu ve şahsım adına talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.

"TEKLİF ANAYASA KOMİSYONU'NA GÖNDERİLMELİ"

Teklifin Anayasa Komisyonu'nda da değerlendirilmesi gerektiğini savunan Olgun, "Anayasa'nın eşitlik ilkesini, hukuk devleti ilkesini, yasama yetkisinin kullanılış biçimini ve hepsinden önemlisi Anayasa'nın 87'nci maddesinde özel olarak düzenlenmiş af yetkisini doğrudan ilgilendiren bir tekliften söz ediyoruz. Böyle bir teklifin Anayasa Komisyonu'nun değerlendirmesine sunulmaması nasıl izah edilebilir?" diye sordu.

Olgun, komisyon üyelerine etki analizi sunulmadığını belirterek, "Bu teklif kaç kişiyi etkileyecektir? Kaç hükümlü tahliye olacaktır? Kaç soruşturma ve kovuşturma etkilenecektir? Hangi suçlardan kaç kişi yararlanacaktır? Terör örgütü üyeliğinden hüküm giymiş kaç kişi kapsam içerisindedir? Bunların ne kadarı yeniden topluma dönecektir? Bunun kamu güvenliğine etkisi nedir? Emniyet ve istihbarat birimlerinin risk değerlendirmesi nedir? Yeniden suç işleme riski hesaplanmış mıdır?" sorularını yöneltti.

Olgun, tekliften etkilenecek kesimlerin dinlenmediğini de belirterek, "Şehit ailelerimiz neredeler? Gazilerimiz neredeler? Şehit ve gazi dernekleri neredeler? 30-40 yılını terörle mücadeleye vermiş askerlerimiz, polislerimiz, jandarma personelimiz neredeler? Terör soruşturmalarını yürütmüş Cumhuriyet Savcıları neredeler? Terör davalarında görev yapmış hakimler neredeler? Ceza hukuku akademisyenleri neredeler?" dedi.

Olgun, teklifin "af" niteliğinde olup olmadığının da açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirterek, "Bu teklifin adı ne olursa olsun, sonuçları bakımından bir af düzenlemesi olup olmadığı tartışılmadan görüşmelere devam edilemez. Kanunun adına 'toplumsal bütünleşme' yazmakla Anayasa'nın öngördüğü nitelikli çoğunluktan kaçamazsınız. Adını değiştirmek işlemin hukuki niteliğini değiştirmez" ifadelerini kullandı.

YÜKSEL: TEKLİF GENEL VEYA ÖZEL AF DEĞİL, ÖRGÜTÜN TASFİYESİNE BAĞLI GEÇİCİ VE SINIRLI BİR ERTELEME REJİMİDİR

İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun'un usule ilişkin itirazlarının ardından Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, eleştirilere tek tek yanıt verdi.

Toplantının yapıldığı salona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yüksel, İçtüzük uyarınca komisyon toplantılarının yerini komisyon başkanının belirlediğini söyledi. Yüksel, "27'nci maddede de komisyonların başkanlarının yönetiminde çalışacağını hükme bağlamıştır. Nitekim bu toplantımızın yeri de çağrımızda usulüne uygun olarak duyurulmuştur. Bu yetkinin İçtüzük'te tek bir sınırı var; o da 35'inci madde. O da şunu söylüyor: Komisyonlar Türkiye Büyük Millet Meclisi binasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca kendilerine ayrılan salonlarda toplanırlar. Yani aranan şart toplantının Meclis binası içinde ve komisyonlara ayrılmış bir salonda yapılmasıdır ki şu anda bulunduğumuz salon bu nitelikte" dedi.

Tören Salonu'nun komisyona tahsis edilmiş bir salon olmadığını belirten Yüksel, "İçtüzüğümüzde komisyon görüşmelerinin belirli bir salonda yapılmasını talep etme hakkı tanıyan bir hüküm yok. Toplantının yapıldığı yer görüşmelerin usulüne uygunluğuna etkili bir şart olarak da düzenlenmemiştir. Bu sebeplerle görüşmelerimize çağrımızda belirtilen bu salonda devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"KAMUOYUNDAN BİR ŞEYİN SAKLANMASI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR"

Komisyon çalışmalarının kamuoyundan gizlendiği yönündeki eleştirilere de yanıt veren Yüksel, TBMM Basın ve Yayın Mensuplarının Çalışmaları Hakkında Yönetmelik hükümlerini hatırlattı.

Yüksel, "Türkiye Büyük Millet Meclisinde Basın ve Yayın Mensuplarının Çalışmaları Hakkında Yönetmelik'in 12'nci maddesinin 1'inci fıkrasında 'Meclis yerleşkesinde her türlü canlı yayın, film ve fotoğraf çekimleri izne tabidir' hükmü yer alıyor. Yine aynı maddenin 3'üncü fıkrasında 'Komisyon ve siyasi parti grup toplantılarında film ve fotoğraf çekimleri Komisyon Başkanı ve siyasi parti grup başkanvekilinin iznine bağlıdır' denilmekte ve basın mensupları toplantıları kendilerine ayrılan bölümlerden izleyebilirler hükmü yer almaktadır" dedi.

Komisyondaki uygulamanın genel teamüle uygun olduğunu savunan Yüksel, "Komisyonumuzun genel uygulaması olan toplantı başlangıcında görüntülü basının görüntü almasına izin verilmesi ve toplantının devamında yazılı basının toplantıyı takip etmesi uygulamasına devam edeceğiz. Zaten yazılı basınımız sonuna kadar toplantıları takip ediyor. Kamuoyundan bir şeyin saklanması söz konusu bile değil. Komisyon toplantılarının tamamını yazılı basın takip ediyor. Ayrıca komisyondaki tüm görüşmeler tam tutanak olarak kısa süre içinde Meclisimizin internet sitesinden de yayımlanmaktadır. Gerçekten bu toplantıların kamuoyundan saklanması diye bir şey söz konusu değildir" diye konuştu.

"ANAYASA KOMİSYONU'NUN GÖRÜŞÜ ZORUNLU DEĞİL"

Teklifin Anayasa Komisyonu'na gönderilmesi talebine ilişkin de açıklamalarda bulunan Yüksel, İçtüzük'ün ilgili hükümlerini anımsattı.

Yüksel, "Komisyon üyelerimizce tali komisyonlardan görüş istenmesine ilişkin verilen önergeler tarafımızca işleme alınıyor ve komisyonumuzca oylanarak karara bağlanıyor. Bu yönde gelecek önergeler de aynı şekilde işleme alınacak. Mevcut durumda teklifin görüş bildirmek üzere kendisine havale edilmesine ilişkin olarak Anayasa Komisyonundan Başkanlığa veya komisyonumuza ulaşmış bir talep bulunmamaktadır" dedi.

İçtüzük'ün 38'inci maddesine işaret eden Yüksel, "Komisyonlar kendilerine havale edilen tekliflerin ilk önce Anayasa'nın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdür. Bu inceleme esas komisyon sıfatıyla komisyonumuzun kendi yükümlülüğü oluyor ve bu görüşmeler sırasında da yerine getirilecektir. Bu itibarla teklifin görüşmelerine devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"KOMİSYONUMUZA İLETİLMİŞ BİR ETKİ ANALİZİ BULUNMUYOR"

Etki analizine ilişkin taleplere de değinen Yüksel, "Görüşülmekte olan kanun teklifine ilişkin olarak komisyonumuza iletilmiş bir etki analizi raporu bulunmamaktadır. Ayrıca Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı tarafından hazırlanmış Anayasa'ya uygunluğuna ilişkin bir norm denetimi raporu da bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu talebi de karşılayamayacağımı belirtmem gerekiyor" dedi.

YENİ Parti ile DEM Parti arasında "Demirtaş" tartışması
YENİ Parti ile DEM Parti arasında "Demirtaş" tartışması
İçeriği Görüntüle

Komisyona davet edilen kurumları da sıralayan Yüksel, Cumhurbaşkanı Yardımcılığı, Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ile Türkiye Barolar Birliği'nin davet edildiğini, ayrıca alanında uzman üç akademisyenin de toplantıya katıldığını söyledi.

Şehit aileleri ve gazi derneklerinin davet edilmediğinin belirtilmesi üzerine Yüksel, "İçtüzüğümüzün 30'uncu maddesinin 2'nci fıkrasında 'Komisyonlar fikirlerini almak üzere uzmanlar çağırma yetkisine sahiptir.' Dolayısıyla komisyon toplantısına katılacakların belirlenmesi Komisyon Başkanının uhtesindedir" dedi.

"TEKLİF GENEL VEYA ÖZEL AF DEĞİLDİR"

Teklifin af niteliğinde olduğu yönündeki eleştirilere de yanıt veren Yüksel, "Genel af, kamu davasını ve kesinleşmiş mahkumiyeti bütün cezai sonuçlarıyla ortadan kaldıran bir şey. Özel af ise kesinleşmiş cezanın infazından tamamen veya kısmen vazgeçilmesi yahut cezanın daha hafif bir cezaya çevrilmesi sonucunu doğurur" ifadelerini kullandı.

Anayasa Mahkemesi kararlarına da atıfta bulunan Yüksel, "Anayasa Mahkemesi de 2020 kararlarında cezanın miktarını veya türünü değiştirmeyen, yalnızca infazın şekil ve rejimini düzenleyen hükümlerin özel af sayılamayacağını kabul etmiştir. Teklif, suçun veya mahkumiyet hükmünün hukuki varlığını yürürlüğe girdiği andan itibaren ortadan kaldırmamakta, cezadan doğrudan ve kesin bir miktar indirmemekte ve cezayı daha hafif bir türe çevirmemektedir" dedi.

Düzenlemenin başvuru şartına bağlı olduğunu belirten Yüksel, "Soruşturma, kovuşturma ve infaz suçun veya cezanın ağırlığına göre 5 ya da 10 yıl süreyle ertelenmektedir. Bu sürede zamanaşımı işlememekte, müsadere hükümleri uygulanmaya devam etmekte ve mahkumiyete bağlı hak yoksunlukları kendiliğinden kalkmamaktadır. Erteleme süresinde yeni bir terör suçu işlenmesi halinde işlemlere veya infaza kaldığı yerden devam edilmesi bu mekanizmanın şartlı ve geri alınabilir niteliğini gösteriyor. Bu yapıya baktığımızda teklifin genel veya özel af olmadığı, örgütün tasfiyesine bağlı geçici, sınırlı ve kendine özgü bir erteleme rejimi olduğunu ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

YÜKSEL'DEN İYİ PARTİ'YE CANLI YAYIN UYARISI

Komisyon görüşmeleri sırasında salonda canlı yayın yapıldığını belirten Yüksel, uygulamanın komisyonun yerleşik uygulamasına aykırı olduğunu söyledi.

Yüksel, "Biraz önce çok geniş bir açıklama yaptım canlı yayın yapılmasına ilişkin. Mevzuatı da söyledim ve tutumumu da açıkça ifade ettim. İzne tabi olduğunu da belirttim. Şimdi görüyorum ki karşıdaki hanımefendi sürekli olarak yayın yapıyor. Bu durum komisyonumuzun uygulamasını ihlal etmektedir. Milletvekillerimiz zaten bireysel olarak konuşmaları canlı olarak yayınlıyorlar. Danışmanları çekiyor, onlara bir şey demiyoruz ancak genel bir canlı yayına izin vermiyoruz. Görevlileri çağırmadan lütfen yayını keselim" ifadelerini kullandı.