İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, Terörsüz Türkiye süreci kapsamında hazırlanması planlanan yasa tasarısına değinerek, "AK Parti kanadı ölüm sessizliğine yatmış durumda. Böyle bir konu yokmuş gibi hareket ediliyor. Hem AK Parti’nin yetkilileri hem de Cumhurbaşkanı sessizliğini muhafaza ediyor" dedi. Tasarının, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’a götürüleceği yönündeki iddiaları, “rezalet” diyerek yorumlayan Kavuncu, “Bir terör örgütü elebaşının onayına, icazetine ya da görüşüne sunulacak hiçbir kanun teklifinin meşruiyeti yoktur. Dolayısıyla bizim nezdimizde yok hükmündedir” diye konuştu.
İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, parti genel merkezinde Başkanlık Divanı sonrası basın toplantısı düzenledi.
Kavuncu, haftasonu Silivri Cezaevi'nde tutuklu şehir plancısı Tayfun Kahraman, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay ve Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas'ı ziyaret ettiklerini belirtti.
Tayfun Kahraman'la ilgili Anayasa Mahkemesi'nin ikinci bir hak ihlali kararı verdiğini, kararın resmi olarak yayımlanmasının beklendiğini belirten Kavuncu, "Akabinde de bir an önce ağır ceza mahkemesinde yeniden görüşülerek kendisinin tahliye olması, hem kamuoyunun hem ailesinin hem de hukuka ve adalete inanan herkesin beklentisi. Zira Tayfun Kahraman'ın rahatsızlığı var; MS hastası ve her saniye kendisi için çok önemli" değerlendirmesini yaptı.
Kavuncu, Can Atalay'ın tutukluluğunun haksız olduğunu savunarak, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a çağrıda bulundu. Kavuncu, "Kendisi seçilmiş bir milletvekili. Dolayısıyla Meclis Başkanı'na buradan çağrımız, bir an önce isminin kütüğe yazılması, yani milletvekilliğinin tescil edilmesidir. Zira Anayasa Mahkemesi'nin kararı var" ifadelerini kullandı.
Ali Sukas'ın tutukluluğuna da değinen Kavuncu, "Ortada, kendisinin tutuklu yargılanmasını gerektirecek herhangi bir somut delil yok. Kızı, oğlu ve eşi yolunu gözlüyor" dedi.
"BURNUNUN DİBİNDEKİ HUKUKSUZLUK İDDİALARINA DA ODAKLANMALI"
Buğra Kavuncu, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in geçmişte kamu vicdanını yaralayan olayları yeniden gündeme getirmesini olumlu bulduklarını ancak güncel yargı süreçlerine ilişkin de adım atılması gerektiğini söyledi. "Taşlanan, kurşunlanan Fenerbahçe otobüsüyle ilgili veya Gülistan Doku'yla ilgili konuların aydınlanması elbette olumludur" diyen Kavuncu, buna karşın Gürlek'in "burnunun dibinde olan" hukuksuzluk iddialarına da odaklanması gerektiğini söyledi.
Tayfun Kahraman ve Can Atalay hakkında verilen Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması için Adalet Bakanı Gürlek'e çağrıda bulunan Kavuncu, "Samimiyetinizi göstermek istiyorsanız o zaman hem Tayfun Kahraman'la ilgili hem Can Atalay'la ilgili Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulayın" dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturması kapsamında tutuklu bulunan bazı isimlerin de tutuksuz yargılanabileceğini ifade eden Kavuncu, "Hukuk yoksa huzur da yoktur. Hukukun bittiği yerde şiddet vardır, kaba kuvvet vardır, kan ve gözyaşı vardır" ifadelerini kullandı.
VİZE ALIMINDAKİ İDDİALAR
Buğra Kavuncu, kamuoyunun güdeminde olan "vize dolandırıcılığı" iddialarıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunarak, "Vize alımına kimler aracılık ediyor? Bu aracılar nasıl belirleniyor? Bu aracılar, vize başvurularının değerlendirilmesi aşamasında haksız kazanç elde etmişler midir? Bütün bu iddiaların netleşmesi lazım" şeklinde konuştu.
Kavuncu, aracı kuruluşların vatandaşların kişisel bilgilerini elde ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Olayın daha büyük, hayati bir boyutu var. O da nedir? Aslında bizim ülkemizde artık bu çok normal bir konu haline geldi, veri güvenliği. Yani veri güvenliğinden bahsedeceğim ama kime bahsedeceğim bunu? Bahsedeceğim irade, 15 yaşındaki çocuklara verileri çaldırıp sosyal medyaya kimlikle girilmesini isteyen bir irade. Bunlara ne anlatılabilir ki? Ne söylenebilir? Vize başvuruları sırasında bakın ne kadar detaylı bilgi veriyoruz. Pasaport bilgilerimizi veriyoruz. Vize başvurusu yaptığımızda bizden banka hesaplarımızı istiyorlar. Türk vatandaşları olarak bankada ne kadar paranız olduğunu, banka hesap numaralarınızı veriyorsunuz. Adres kayıtlarınızı, biyometrik verilerinizi ve çeşitli birçok kişisel veriyi de bu aracı kurumlara teslim ediyoruz. Milyonlarca vatandaşımız vize alabilmek için bu verileri de buralara verdi. Dolayısıyla hem zamanı giden hem parası giden hem de verileri bu aracı kurumlara aktarılan milyonlarca vatandaşımız var. Sonuçta da daha kötüsü, o büyükelçilikler önünde günlerce, haftalarca bekleyip bekleyip vize alamadılar. Bu da işin haysiyet yönü, itibar yönü. Bu verilerle ilgili güvenlik nasıl sağlanıyor? Bunu soran var mı? Bugüne kadar bununla ilgili bir denetim yapıldı mı? Gerçekten vize konusu çok vahim bir konu."
Konuya ilişkin Ticaret Bakanlığı'nın başlattığı soruşturma hakkında da Kavuncu, "Şunu diyemiyor bakanlık, 'Biz zaten denetliyorduk, hiç merak etmeyin, hiçbir sıkıntı yok.' Şu yaptırımları uyguladık' da diyemiyorlar. Adeta bir boş vermişlik söz konusu. Bu soruşturmanın genişletilmesi gerekiyor mu? Elbette. Siyasi ayakları bunun var mı yok mu? Bir tekel girişimi söz konusu mu değil mi? Kaç firma bu kapsamda? Süreçler nasıl ilerletiliyor? Bu sorulara cevap aranması gerekiyor" diye konuştu.
MEHMET ŞİMŞEK'E TEPKİ
İYİ Parti Sözcüsü Kavuncu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in ekonomi yönetimine ilişkin de eleştirilerde bulunarak, şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Hazine ve Maliye Bakanı geçtiğimiz günlerde yabancı yatırımcılara şöyle seslendi: 'Kişisel servetinizi Türkiye'ye getirirseniz ve Türkiye'de yerleşik olursanız yüzde yüz vergi muafiyeti olacak' Neredeyse vergisiz bir ortamdan bahsediyoruz. Yirmi yıllık muafiyet söz konusu olacakmış. Ve anlattıktan sonra da dönüp dedi ki: 'Sizleri gülümserken görüyorum.' Bu dediklerimi uydurmuyorum. Gerçekten inanın, bakabilirsiniz. Sayın Cumhurbaşkanı da buna benzer ifadeler kullandı. Şimdi burada ne görülüyor biliyor musunuz? Hani sokaklarda bir şeyler satmak için yanınıza yanaşan ısrarcı satıcılar olur. Israrla kolunuzdan çekip, 'Ya illa dükkana gel' diye sizi o dükkana sokmaya çalışırlar. Aslında yapılan ve Türkiye'nin içine düşürüldüğü durum da tam olarak budur. Sözde Almanya ve Batı bizi kıskanıyor. Uçuyoruz, her açıdan her şey harika. Özde ne oluyor? 'Ne olur bize gelin.' Aslında olan da bu. Yani özde, 'Ne olur bize gelin' diye adeta yabancı yatırımcıya seslenen, yakaran bir anlayışla karşı karşıyayız.
Fakat çok ilginç, Sayın Şimşek bir yandan da şunları söylüyor: 'Dolar bazında dünyanın en büyük 11'inci ekonomisiyiz.' Yani bir taraftan 'Ne olur bize gelin' diyor, sonra da 'Ekonomik olarak dünyanın en büyük 11'inci ülkesiyiz' diyor. 'Kişi başına düşen gelir neredeyse 50 bin dolarlık bir alım gücünü beraberinde getiriyor. Dünyada böyle bir ülke bulamazsınız. Böyle bir ülke bulmak kolay değil' diyor. Allah aşkına Sayın Şimşek, Türkiye'de 50 bin doları bir arada gören 86 milyon insan içinde kaç kişi vardır? Gerçekten bunu soruyoruz. Lütfen bunu cevaplayın. Kendi vatandaşını vergilendirmek için adeta her alanda cezalandırırken, yabancı yatırımcılara gösterilen bu ilgi ve alakanın, teşbihte hata olmaz, kapitülasyonlardan ne farkı olabilir?"
Buğra Kavuncu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Faizin olduğu yerde, bereket olmaz" ifadelerini de eleştirerek, "Faiz bu ülkeye nasıl girdi, nasıl yükseldi? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin olduğu yerde bereket olmazmış arkadaşlar. Bunu da net olarak gördük. Cumhurbaşkanı'nın söylemi ve beyanıyla bunu da açık bir şekilde anlamış olduk" diye konuştu.
"ÖCALAN'A VERİLEN SÖZDE MUHATAPLIK DOZU MİLLETTE ÖFKE UYANDRIYOR"
İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak tanımladığı sürece ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kavuncu, şunları kaydetti:
"İmralı'da bulunan terörist başına verilen sözde muhataplığın dozu artık millette rahatsızlıktan çok öfke uyandırmaya başladı. Yani düşünün, bir terör hükümlüsü, oradan gazetecilerle görüşmek istediğini beyan ediyor ve bunu da ısrarla tekrarlıyor. Şimdi bütün bu olan bitene baktığınız zaman amaç, çözüm ve barış falan değil. Aslında amaç, 'Benim sözüm duyulsun' anlayışı. Bir kanaat önderi yapılmaya çalışıldığını biz biliyoruz. Bunlar ortadayken bütün bu yapılanlar milletin sinir uçlarına da dokunuyor.
Yani bunlar yapılırken kastımız şu, mutlak butlan kararları alınırken, adaylar tutuklanırken, belediye başkanları tutuksuz yargılanabilecekken tutuklanarak yargılanırken, yani adeta mevcut iktidar kendi rakiplerini oluşturacak bir dizayn çabası içerisindeyken, böyle bir girişim de bu milletin sinir uçlarına dokunmaktadır. Sürekli bahsedilen derin devlete karşı, bu gidişatın sonunda iktidar derin milletin tepkisiyle karşılaşacaktır iktidar. Buna eminiz. Derin millet, sandıkta aslında ne kadar derin olduğunu gösterecek, arkasına sığındığınız sözde derin devletin ne kadar boş ve yapay olduğunu da göreceksiniz. Bu milleti korkutamazsınız, sindiremezsiniz. Bu millete bir terör hükümlüsünü kanaat önderi diye yutturamazsınız. Milletimiz alim değilse de ariftir. Ne olduğunu bilir ve görür. AK Parti iktidarına İYİ Parti olarak çağrı yapıyoruz, milletimizin sinir uçlarına dokunmayın. Sonuçlarından siz zararlı çıkarsınız."
Kavuncu, basın toplantısının sonunda gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı. "DEM Parti’nin süreç kapsamda gündeme getirdiği yasalar karşısında iktidarın sessizliğini koruduğu" belirtilerek, değerlendirmesi sorulan Buğra Kavuncu, "AK Parti kanadı bu konuyla ilgili adeta ölüm sessizliğine yatmış durumda. Böyle bir konu yokmuş gibi hareket ediliyor. Bu konuda ne bir görüş ne bir yorum ne bir beyanda bulunmadılar. Hem AK Parti’nin yetkilileri hem de Cumhurbaşkanı birçok konuda sessizliğini muhafaza ediyor” dedi.
"BİZİM İÇİN YOK HÜKMÜNDE"
"Süreçle ilgili hazırlanması planlanan yasa tasarısının terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’a götürüleceği" yönündeki açıklamalara işaret eden Kavuncu, şunları söyledi:
"Arkadaşlar bu bir rezalettir. Türkiye Cumhuriyeti’nde, millet idaresinin tecelli ettiği bir kuruma bir kanun teklifi gelmeden önce İmralı’da terör örgütü elebaşının icazetinden geçiyorsa bu utanılacak bir durumdur. Biz iktidar adına utandık. Böyle bir girişimin bu şekilde gündeme getirilmesi kabul edilebilir değildir. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşülecek kanun tekliflerinin hangi silsilesiyle, nereden, nasıl geleceği ve kanun tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne nasıl indirileceği, kimlerin görüşünden, kimlerin hangi uzmanların katkısıyla olacağı çok açık ve nettir. Bir terör örgütü elebaşının onayına, icazetine ya da görüşüne sunulacak hiçbir kanun teklifinin meşruiyeti yoktur. Dolayısıyla bizim nezdimizde yok hükmündedir.”
TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ'UN AÇIKLAMALARI
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un, “Silahların bırakılıp bırakılmadığı konusu netlik kazanmadı” şeklinde açıklamalar yaptığına işaret eden Kavuncu, “Hani terör örgütü silah bırakmıştı. Hani seremoniler düzenlenmişti. Eğer o doğruysa, bu yalan; bu doğruysa, o yalan. Ama bir şey net ki gerçeklerle hakikatle örtüşmüyor. Bu manada da gelecek çerçeve yasanın bizim nezdimizde bir hükmü yoktur” diye konuştu.
6 BELDEDE ARA SEÇİM SONUÇLARI DEĞERLENDİRMESİ
Buğra Kavuncu, 6 beldede dün yapılan ara seçim sonuçlarına ilişkin soruya da şu yanıtı verdi:
"Biz 2 beldede seçimlere katıldık, 4 beldede ise seçimlere katılmadık. Öyle gözüküyor ki çıkan sonuçlar iktidar açısından başarılı sonuçlar. Burada tabii çok ufak bir seçmen sayısı oranı var. Yani buradaki sonuçları alıp bütün Türkiye siyasetine taşıyacak birtakım yorumlar içerisine girmek sağlıklı değerlendirmeler olmaz. Burada üzerinde durulması ve konuşulması gereken bir başka konu da bundan bir, bir buçuk yıl önce seçmen sayısı 6 bin olan bu beldelerin seçmen sayılarının 10 küsur bine çıkmış olması. Bu da yine üzerinde durulması, düşünülmesi gereken bir konu. Ama az önce söylediğim noktaya bir kez daha dikkat çekeceğim. O da Türkiye genelinde yüzde 1 oy oranı olmayan bazı siyasi partilerin bu seçimlerde yüzde 20-25 oy oranına ulaşmış olduğu da görülüyor. O nedenle bunu alıp da bütün Türkiye geneline taşıyacak bir yorum içerisine girmek abes olur."
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın, yeni anayasasının referandumla hayat bulacağı şeklindeki açıklaması da sorulan Buğra Kavuncu, “Demek ki bizim bilmediğimiz, kapalı kapılar arasında yapılmış birtakım çalışmalar var. Çünkü götürebilmeniz için hangi konuda, hangi başlıkların konuşulacağını söylemeniz gerekir. İkinci olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde belli bir oranı yakalamanız gerekir. Şimdi bu millet iradesine, milletvekillerine saygısızlıktır. Nasıl bir anayasa değişikliği? Hangi konuları ve hangi maddeleri kapsıyor? Bir de siz nereden biliyorsunuz ki, TBMM’de bu anayasa değişikliğini referanduma götürecek sayıyı yakalayıp yakalayacağımızı? ‘Biz bunu dizayn ediyoruz’ diyorsanız o zaman konu mutlak butlan ile ilgili alınan kararlara kadar gider. Dolayısıyla bu açıklama bana göre millet iradesine karşı yapılmış talihsiz ve saygısız bir açıklama” yanıtını verdi.