Karaman’dan Rumeli’ye göç eden Yörük Türkmeni bir aileden gelen Zübeyde Hanım, 1857’de Selanik’e yakın Langaza’da dünyaya geldi. Sofuzade Feyzullah Efendi ile Ayşe Hanım’ın tek çocuğu olarak büyüyen Zübeyde Hanım, sınırlı eğitim olanaklarına rağmen okuma yazma öğrendi.
Genç yaşta Ali Rıza Efendi ile evlenen Zübeyde Hanım, altı çocuk dünyaya getirdi: Fatma, Ahmet, Ömer, Mustafa, Makbule ve Naciye. Ancak dönemin ağır hastalıkları ailesini derinden etkiledi; üç çocuğunu kuşpalazı (difteri), birini ise verem nedeniyle kaybetti.
1890 yılında Ali Rıza Efendi’nin vefatıyla 33 yaşında dul kalan Zübeyde Hanım, çocuklarıyla birlikte üvey kardeşi Hüseyin Ağa’nın çiftliğinde yaşamını sürdürdü. Daha sonra memur Ragıp Efendi ile evlenerek yeni bir döneme adım attı.
Yaşadığı tüm acılara rağmen dimdik ayakta kalan Zübeyde Hanım, hem anne hem de bir Türk kadını olarak sabrın, inancın ve direncin sembolü oldu.
Oğlunun başlattığı istiklal mücadelesi sırasında sağlık sorunları artan Zübeyde Hanım, İzmir’in havasının iyi geleceği düşünülerek 18 Aralık 1922’de Latife Hanım Köşkü’nde kalmaya başladı. Ancak burada 28 gün yaşadıktan sonra 14 Ocak 1923’te 66 yaşında vefat etti.
Cenazesi, Karşıyaka’daki Ferik Osman Paşa Camisi avlusuna defnedilen Zübeyde Hanım, bugün 103. yılında saygı ve minnetle anılıyor.
Güçlü karakteri, sabrı ve azmiyle Zübeyde Hanım, Türk kadınının direncini ve bağımsızlık ruhunu simgeleyen bir figür olarak yaşamını sürdürdü. Türk ve dünya tarihinde bıraktığı iz, bugün de hem anne hem de lider yetiştiren bir kadın olarak hatırlanmasını sağlıyor.





