Tutuklu Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün de aralarında bulunduğu 31 sanığın yargılanmasına bugün Çağlayan Adliyesi’nde başladı. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülecek ilk duruşmada, savcılığın 14 ayrı eyleme ilişkin hazırladığı iddianame kapsamında sanıkların savunmaları alınmaya başladı.
Dosyada Hasan Akgün ile birlikte 6 isim yaklaşık 1 yıldır tutuklu bulunuyor.
Duruşma öncesi adliye girişinde kısıtlama uygulaması bir kez daha hayata geçirildi. Siyasetçilerin sanık olarak yer aldığı davalar öncesi hayata geçirilen uygulamaya bugün de başvuruldu.
Sabah saatleri itibarıyla; yalnızca adliyede çalışanlar, basın kartı sahibi gazeteciler ve duruşması bulunan kişiler adliyeye alındı.
İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Büyükçekmece Belediyesi Başkan Vekili Hakan Çelik, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, CHP İstanbul Milletvekilleri Gökhan Zeybek ve Özgür Karabat da duruşmayı takip eden isimler arasında yer aldı.
CHP'li Özgür Çelik ise, duruşmayı takip etmek üzere öğleden sonra mahkeme salonuna geldi.
Duruşma Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün savunmasıyla başladı.
"ALLAH HİÇ KİMSEYİ ADALETTEN AYIRMASIN"
Üst üste 7 kez Büyükçekmece Belediye Başkanı seçildiğini vurgulayan ve “Yeşil alanların haksız şekilde işgaline izin vermedim” diyen Hasan Akgün, “ilçeyi betona teslim etmemek için mücadele ettiğini” söyledi.
Siyasi kariyerinden, belediyecilik anlayışından ve buna bağlı belediyecilik faaliyetlerinden örnekler anlatarak sözlerine başlayan Akgün, “Şeffaf, hesap vermeye hazır ve adalete güvenen bir yurttaş olarak karşınızdayım” ifadelerini kullandı.
“Suç örgütü” iddialarını kesin bir dille reddeden Akgün, “Dosyada hiçbir delil yoktur. İddianamede, bu akıl dışı iddiayı destekleyen hiçbir somut delil sunulmamıştır” dedi.
Etkin pişmanlık ifadelerinin “suç örgütü” iddiası için delil olarak kabul edilemeyeceğini savunan Akgün, iddianamede bazı kişilerin kendisinin “gizli kasası” olarak gösterildiğini ancak bu iddiayı da destekleyen hiçbir somut delilin iddianamede yer almadığını öne sürdü.
“İddianamedeki zayıflık, ihbar mektupları ile giderilmeye çalışılmıştır” diyerek savunmasına devam eden Akgün, “İhbar mektuplarını okuduğunuzda, ‘duydum’, ‘kanaatindeyim’, ‘inancındayım’ ifadelerini görürsünüz. Peki bunların hukuken delil kabul edilmesi mümkün müdür? Birilerinin isimsiz ihbar mektuplarında ‘duydum’, ‘düşünmekteyim’ demesi üzerine, ömrünü belediye başkanlığına adamış birisi için örgüt suçlamasının yöneltilmesi reva mıdır? Bu ihbar mektuplarının, şahsıma karşı siyasi husumet güden kişilerce hazırlanmış olduğu gerçeği anlaşılmaktadır” şeklinde konuştu.
“Kişisel husumetler sebebiyle hakkında CİMER başvurusu yapılmayan belediye başkanı var mıdır?“ diye soran Akgün, hemen her belediye başkanı hakkında benzer başvuruların yapıldığını ancak hakkında CİMER başvurusu bulunan başka belediye başkanlarının yargılanmadığını savundu.
İddianamede tamamen “varsayımlara dayalı” bir örgüt lideri isnadında bulunulduğunu söyleyen Akgün, “Somut delil olduğu için değil savcılık öyle varsaydığı için ‘örgüt lideri’ iddiasıyla karşı karşıyayım. Bu iddianın hiçbir dayanağı yoktur. Somut bir delil ortaya konuşmak yerine; dostluklarım, arkadaşlıklarım iddialara dayanak yapılmıştır. 1994 yılından bu yana Büyükçekmece Belediye Başkanlığı yapmış birinin geniş bir sosyal çevresi olması bir ‘suç örgütü’ gibi gösterilmiş. Dostluklarım, aile ilişkilerim ve memurlarla olan alt-üst ilişkilerim kriminalize edilmeye çalışmış” dedi.
“AYLARDIR TUTUKLU OLMAMI VİCDANINIZA HAVALE EDİYORUM”
Akgün savunmasının sonunda, “İddiaları şiddetle reddediyorum. Ne benim ne de ailemin cebine tek kuruş haram para girmedi, giremez. Hayatımın hiçbir döneminde bu değerlerimden ödün vermedim. Tüm isnadlar gerçek dışıdır. Varsayımlar üzerinden şahsıma isnatlar yöneltilmiştir. Hiçbir somut delil ortaya konulamamıştır. Bu koşullarda şahsımın suçlanması mümkün değildir. Bir rüşvet veya menfaat sağladığımı gösteren hiç bir somut delil ortaya koyulmamıştır. Aylardır tutuklu olmamı sizlerin vicdanına havale ediyorum” dedi.
'RÜŞVET İDDİALARI TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜ'
Aradan sonra savunmasına devam eden Hasan Akgün, “Öyle bir belediye başkanıyım ki savcılık bile bu kadar peşin hükümle soruşturma yürütmesine rağmen, ‘Hasan Akgün iş insanlarından para alarak bu paraları yemiştir.’ diyememiş, ‘Hasan Akgün aldığı paraları belediye için harcadı.’ demek zorunda kalmıştır. Ne mutlu bana ki tüm amacı şahsımı suçlamak olan bu kişiler bile, ‘Bu adam rüşvet alsa dahi aldığı parayı halka harcadı.’ demek zorunda kalmıştır” ifadelerini kullandı.
Akgün, “Şahsım adına ortaya atılan rüşvet iddiaları tamamen hayal ürünüdür. Çocuklarımın kendi paralarıyla mülk edinmiş olmaları maalesef iddianamede suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama olarak değerlendirilmiştir” dedi.
Akgün savunmasının devamında, “İddianamede sözde rüşvetin inşaat karşılığında verildiği söyleniyor. Ancak projenin ruhsatı ve süreci hiç incelenmemiştir. İddianamede Osman Yeşilgülen’e 9 taşınmaz verilmesinin neden rüşvet olarak değerlendirildiği açıklanmamıştır. Bunun sebebi belli değildir” diye konuştu.
Akgün savunmasını şu sözlerle tamamladı:
“Hiçbir şekilde fakir fukaranın hakkını yemedim. Allah hiç kimseyi ama hiç kimseyi adaletten ayırmasın. Öncelikle tahliyemi, sonradan da tüm suçlamalardan beraatımı talep ediyorum.”
“MERKEZ BANKASI DOSYASINDAN TAHLİYE EDİLENLERE UYGULANAN HUKUK BİZE UYGULANMADI”
Büyükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Kazancı, savunmasında şunları söyledi:
“Çocuklarımın doğum günlerini cezaevinde geçirdim. Oğlum Engin Deniz’in doğum günü kapalı görüş gününe rastladı. Bir kâğıda pasta resmi çizdim. Balık tutmayı çok sevdiği için onu elinde oltasıyla balık tutarken resmettim. Pastanın üzerine mumlar da çizdim. Sonra camın arkasına geçip resmi oğluma gösterdim; uzaktan, çizdiğim mumları birlikte üfledik.
Tutukluluğum boyunca 11 kez tutukluluk incelemesine çıktım. Her inceleme öncesinde tıraş oldum, takım elbisemi giydim ve SEGBİS üzerinden bağlandım. Bu süreçte haklarında çok daha ağır suçlamalar bulunan pek çok kişi cezaevine getirildi. Onlar da SEGBİS incelemelerine katıldı, bir kısmı ile aynı koğuşlarda kaldım. Bu tahliyelere bizzat tanıklık ettim. Aralarında Merkez Bankası dosyasından tutuklu olanlar bile vardı. Onlara uygulanan hukuk bize uygulanmadı.”
Yaklaşık 1 yıldır Silivri’de tutuklu bulunan Büyükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Kazancı, “Tek suçum CHP’li bir belediyede başkan yardımcısı olarak çalışmak. Eğer ben AKP’li bir belediyede başkan yardımcısı olarak çalışsaydım gözaltına alınmazdım, tutuklanmazdım, ifade vermeye dahi çağırılmazdım” dedi.





