İstanbul Barosu, Gezi eylemlerinin 13. yılında bir açıklama yaparak eylemlerde yaşamlarını yitirenleri andı. Baro açıklamasında, "Aradan geçen süre zarfında Gezi’den yükselen toplumsal itirazı anlamak yerine Gezi protestolarını suçla özdeşleştirmeyi seçen siyasi iktidar, demokratik toplum düzenini ve hukuk devletini askıya alan bir yolda ilerlemiştir. Bu iktidar pratiği bugün, seçme ve seçilme hakkını yargı kararları aracılığıyla ortadan kaldırmaya kadar varmıştır" denildi. Barışçıl eylemlerin Anayasal bir hak olduğunun da vurgulandığı açıklamada, "Temel hak ve özgürlüklerin iktidar eliyle ortadan kaldırıldığı, yargının siyasal mücadelenin aracı hâline getirildiği bugünlerde; on üç yıl önce ortaya koyulan özgürlük, adalet, dayanışma ve demokratik katılım talepleri bugün daha yakıcı biçimde güncelliğini koruyor" ifadesine yer verildi.
İstanbul Barosu'nun sosyal medya hesabından yapılan açıklamada Gezi eylemlerinden yaşamlarını yitirenler anıldı. Açıklamada "2013 yılında Gezi Parkı’nda başlayan ve kısa sürede ülkenin dört bir yanına yayılan toplumsal itiraz, milyonlarca yurttaşın kentine, çevre hakkına, demokrasiye ve özgürlüklere sahip çıkma iradesinin ifadesiydi. Gezi, farklı düşünce, inanç ve yaşam tarzına sahip insanların ortak bir demokratik zeminde buluşabileceğini göstererek dayanışmanın, birlikte söz kurmanın ve umudun simgesine dönüştü. Gezi protestoları bu yönüyle toplumsal hafızamızda derin iz bırakan, yakın siyasi tarihimizin en önemli kolektif deneyimidir" denildi.
"İKTİDAR HUKUK DEVLETİNİ ASKIYA ALAN BİR YOLDA İLERLEMİŞTİR"
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Aradan geçen süre zarfında Gezi’den yükselen toplumsal itirazı anlamak yerine Gezi protestolarını suçla özdeşleştirmeyi seçen siyasi iktidar, demokratik toplum düzenini ve hukuk devletini askıya alan bir yolda ilerlemiştir. Bu iktidar pratiği bugün, seçme ve seçilme hakkını yargı kararları aracılığıyla ortadan kaldırmaya kadar varmıştır.
Oysa barışçıl toplantı ve gösteri hakkı, düşünce ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü demokratik toplumun temelidir. Anayasa’nın ve uluslararası insan hakları sözleşmelerinin güvencesi altındadır.
"BARIŞÇIL EYLEM HAKTIR"
Demokratik bir hukuk devletinde yurttaşların kamusal kararlara itiraz etmesi, düşüncelerini açıklaması ve barışçıl biçimde bir araya gelmesi suç değil, aksine temel bir haktır. Hukuk devleti ve anayasal düzen, sadece demokrasinin değil her bir yurttaşın insanca, özgürce sürdüreceği haysiyetli bir yaşamın güvencesidir. Gezi sürecinde yaşanan yaşam hakkı ihlalleri başta olmak üzere insan hakları ihlallerine ilişkin etkili soruşturma yükümlülüğü yerine getirilmediği gibi hiçbir hukuki temeli olmayan ve adil yargılanma hakkının hiçe sayıldığı yargı kararlarıyla yurttaşlarımız özgürlüklerinden yoksun bırakılmıştır. AİHM ve AYM kararları ısrarla uygulanmamıştır.
Gezi’nin yıldönümünde; aramızdan alınan genç yaşamları saygıyla anıyoruz. Kaybettiğimiz gençlerimizin düşlerini, yarım kalan hikâyelerini ve yerini bulmayan adaleti de unutmadık. Yaralananları, hak ihlallerine maruz kalanları, özgürlüklerinden yoksun bırakılanları ve yıllardır adalet arayışını sürdürenleri dayanışma duygularımızla selamlıyoruz.
Temel hak ve özgürlüklerin iktidar eliyle ortadan kaldırıldığı, yargının siyasal mücadelenin aracı hâline getirildiği bugünlerde; on üç yıl önce ortaya koyulan özgürlük, adalet, dayanışma ve demokratik katılım talepleri bugün daha yakıcı biçimde güncelliğini koruyor. Gezi yalnızca geçmişte yaşanmış bir toplumsal hareket değil, farklılıklarımızla bir arada yaşayabileceğimize, sözümüzü özgürce söyleyebileceğimize, daha demokratik bir ülkenin mümkün olduğuna dair ortak hafızamızdır. Gezi Parkı’ndan yükselen ve tüm yurda yayılan itirazın bugün de geleceğimize ışık tuttuğunu hatırlatıyor; hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, demokrasiye bağlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz"