İstanbul Barosu, LGBTİ+’lara ve hak örgütlerine yönelik “Ailem Güvende” adı verilen operasyonlara karşı İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması yapmak isteyenlere yönelik polis müdahalesine ve aralarında gazeteciler, baro yönetici ve üyelerinin de bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Barışçıl basın açıklamasına yönelik polis müdahalesini kınıyor; anayasal haklarını kullandıkları için gözaltına alınan meslektaşlarımız ve tüm yurttaşların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. LGBTİ+ olmak da haklarını savunmak da suç değildir” açıklamasında bulundu.
İstanbul Barosu, LGBTİ+’lara ve hak örgütlerine yönelik “Ailem Güvende” adı verilen ve “Müstehcenlik” gerekçesiyle yapılan operasyonlara karşı Çağlayan'da İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması yapmak isteyenlere yönelik polis müdahalesine ve aralarında gazeteci, baro yönetici ve üyelerinin de bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklamada bulundu.
Önceden izin alınmaksınız gösteri yürüyüşü yapmanın anayasal bir hak olduğuna vurgu yapılarak, basın açıklamasına polis müdahalesinin ve gözaltıların demokratik toplum düzeni ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu belirtildi, "Aralarında İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu üyemiz Av. Gülyeter Aktepe ile merkez üyelerimizin gösteri yürüyüşü hakkının kullanılması, kural olarak önceden izne tabi değildir. Barışçıl bir basın açıklamasına müdahale edilmesi ve kişilerin anayasal haklarını kullandıkları gerekçesiyle gözaltına alınmaları, demokratik toplum düzeninin gerekleri ve hukuk devleti ilkesi bakımından kabul edilebilir değildir" denildi.
"BARIŞÇIL BASIN AÇIKLAMASININA YÖNELİK POLİS MÜDAHALESİNİ KINIYORUZ"
Açıklamada, “Müstehcenlik” gibi kapsamı ve sınırları somut ölçütlerle belirlenmesi gereken bir suç tipi üzerinden geniş ve keyfi yorumlarla suç alanına dahil edilmesinin ceza hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmadığına da vurgu yapılarak, “Barışçıl basın açıklamasına yönelik polis müdahalesini kınıyor; anayasal haklarını kullandıkları için gözaltına alınan meslektaşlarımız ve tüm yurttaşların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. LGBTİ+ olmak da haklarını savunmak da suç değildir” ifadelerine yer verildi.
İstanbul Barosu’nun açıklaması şöyle:
“Son günlerde ‘Ailem Güvende’ adı altında LGBTİ+ dernekleri, aktivistler, eğlence mekânları ve hak savunucularına yönelik gerçekleştirilen operasyonlar kamuoyunda ciddi kaygılara neden olmuştur. Bu uygulamaları protesto etmek, gözaltına alınan ve tutuklanan kişilerin serbest bırakılmasını talep etmek amacıyla Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yapmak isteyen yurttaşlara polis tarafından müdahale edilmiş; aralarında 6 üyemizin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmıştır.
"ANAYASAL HAKLARINI KULLANANLARA MÜDAHALE CİDDİ BİR DURUMDUR"
İstanbul Adalet Sarayı’nın bulunduğu Çağlayan’da, anayasal haklarını kullanmak amacıyla bir araya gelen yurttaşlara yönelik müdahale ve gözaltı uygulamaları, ifade ve toplantı özgürlüklerinin kullanılması bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken ciddi bir durumdur.
LGBTİ+’ların varoluşları ve hak taleplerinin, ‘müstehcenlik’ gibi kapsamı ve sınırları somut ölçütlerle belirlenmesi gereken bir suç tipi üzerinden geniş ve keyfi yorumlarla suç alanına dahil edilmesi, ceza hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereğince, ceza normlarının kapsamının öngörülebilir ve belirli olması zorunludur. Aksi yöndeki uygulamalar ayrımcılığı ve toplumsal kutuplaşmayı artırabilecek sonuçlara yol açmaktadır.
Kamu makamlarının görevi, toplumun farklı kesimleri arasında ayrımcılığa veya düşmanlığa zemin oluşturmak değil; herkesin temel hak ve özgürlüklerini eşit biçimde korumak ve kamu güvenliğini hukuk çerçevesinde sağlamaktır. Çocukların ve ailelerin korunması amacı, toplumun herhangi bir kesiminin hedef gösterilmesini veya kişilerin yaşamlarına, kimliklerine ve özgürlüklerine ölçüsüz müdahalelerde bulunulmasını haklı kılmaz. Güvenli bir toplum; eşitlik, özgürlük, hukuk devleti ve ayrımcılık yasağının güvence altında olduğu toplumdur.
Anayasa’nın 26’ncı ve 34’üncü maddeleriyle güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılması, kural olarak önceden izne tabi değildir. Barışçıl bir basın açıklamasına müdahale edilmesi ve kişilerin anayasal haklarını kullandıkları gerekçesiyle gözaltına alınmaları, demokratik toplum düzeninin gerekleri ve hukuk devleti ilkesi bakımından kabul edilebilir değildir. Gözaltı tedbiri, anayasal hakların kullanılmasını engelleyen veya kişileri bu hakları kullanmaktan caydıran bir uygulamaya dönüştürülmemelidir.
Aralarında İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu üyemiz Av. Gülyeter Aktepe ile Merkez üyelerimizin de bulunduğu gözaltıların derhal sona erdirilmesini; hak savunucularına, LGBTİ+ örgütlerine ve toplumun farklı kesimlerine yönelik baskı ve kriminalleştirme niteliğindeki uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz.
Barışçıl basın açıklamasına yönelik polis müdahalesini kınıyor; anayasal haklarını kullandıkları için gözaltına alınan meslektaşlarımız ve tüm yurttaşların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. LGBTİ+ olmak da haklarını savunmak da suç değildir”
DEM PARTİ: BU HUKUKSUZ MÜDAHALELERİ VE KEYFİ GÖZALTILARI KINIYORUZ
Polis müdahalesiyle ilgili DEM Parti İstanbul İl Örgütü de bir açıklama yaptı. Açıklama şöyle:
“İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçlerinin çağrısıyla, ‘Ailem Güvende’ adı altında gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda kişinin gözaltına alınmasını protesto etmek amacıyla Çağlayan Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasına polis müdahale etti. İl Kadın Meclisi Sözcümüz Kamile Kandal ve Kadıköy ilçe yöneticimizin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Halkların hak ve özgürlüklerine yönelik bu hukuksuz müdahaleleri ve keyfi gözaltıları kınıyoruz. Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır!”