İsrail’in geçtiğimiz salı sabahı Türkiye’ye yaklaşık 70 kilometre mesafedeki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırının detayları ortaya çıktıkça, hedefin Türkiye olduğu teyit edildi.
‘KONUŞLANILACAKTI’
İsrail Başbakanlığı, ilk gün, Türkiye’nin söz konusu üsse konuşlanmak üzere olduğunu, düzenlenen saldırıyla bunun engellendiğini bildirmişti. Millî Savunma Bakanlığı ise saldırının Türkiye’yi değil Suriye’yi hedef aldığını ifade ederken, “Saldırı öncesinde veya sırasında Türk askeri orada yoktu” dedi. Fakat Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, saldırıdan birkaç gün önce bir Türk heyetinin askeri eğitim faaliyetleri kapsamında üste olduğunu belirtti. Türkiye gazetesine konuşan güvenlik kaynakları da, saldırı gerçekleşmemiş olsa, 200’ü aşkın Türk askerinin birkaç saat içerisinde üsse konuşlanacağını söyledi.
TÜRKİYE BÜYÜTMEDİ
Türkiye ise bu saldırıyı alttan almayı ve büyütmemeyi seçti. İlk anlardan itibaren, İsrail’in 27 Ekim’de seçime gideceği, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da oy oranını artırabilmek için Türkiye ile gerilim yolunu seçtiği şeklinde bir söylem kullanıldı. Netanyahu’nun partisi Likud’un, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, diğer “hasımlarla” birlikte seçim afişlerinde yer vermesi anımsatıldı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Kendi politik geleceklerini garanti altına almak için bölgeyi ateşe atmaktan çekinmeyecek Netanyahu gibi itibarsızların kanlı oyunlarını, Türkiye’nin basiretli ve barışçıl dış politikası bozacaktır” açıklamasını yaptı. Muhalefet de bu söylemi benimsedi.
BARAK DA BENZER KONUŞTU
İsrail’in eski başbakanı Ehud Barak da bunlara paralel şekilde, “Netanyahu'nun Türkiye karşısında kasıtlı olarak tırmandırdığı gerilim pervasızca ve aptalcadır. Bu durum, kamuoyunda endişe yaratan bir dizi güvenlik gerilimiyle seçimlere gitme amacını taşıyan ağır bir siyasi niyet kokmaktadır. Netanyahu tamamen raydan çıkmıştır” ifadelerini kullandı. Barak şu anda İsrail siyasetinde aktif olmayıp “Akil adam” konumunda bulunurken, İsrail parlamentosunun (Knesset) 27 Ekim’de nasıl şekilleneceği sorusu gündeme geldi.
ANKETLERDE DURUM
Knesset’te toplam 120 sandalye bulunuyor. 61 milletvekili olan parti ya da koalisyon, hükümeti kuruyor. Netanyahu’nun partisi Likud şu anda 32 sandalyeye sahip ve aşırı sağcı Dini Siyonizm ve Yahudi Gücü partileriyle koalisyon içerisinde. Seçim anketleri ise, eski genelkurmay başkanı Gadi Eisenkot’u öne çıkarıyor. İsrail kamu yayıncısı Kan’ın son anketinde Eisenkot’un Yashar Partisi 24 sandalyeyle birinci sırada yer alıyor. Eisenkot’un Türkiye’ye yönelik kamuoyuna açık bir söylemi bulunmuyor. Yashar Partisi’ni 23 sandalyeyle Likud izliyor. Bunların ardından, mevcut ana muhalefet partisi Yesh Atid ile ortaklık yapan Naftali Bennett öncülüğündeki B’Yachad ittifakı geliyor. 14 sandalye kazanacağı öngörülen Bennett, sık sık, “Türkiye, yeni İran’dır” diyor. Kan’ın anketine göre aşırı sağcı Yahudi Gücü 9, Dini Siyonizm ise 5 sandalye kazanıyor.
‘TÜRKİYE HEP DÜŞMAN’
İsrail uzmanı Dr. Remzi Çetin, anketlerdeki bu tabloyu ve seçim sonrası ortaya çıkabilecek senaryoları Cumhuriyet’e değerlendirdi. Çetin, “Kamuoyu yoklamaları Netanyahu’nun popülaritesini yitirdiğini gösteriyor, bu doğru. Ama halk hâlâ Netanyahu’yu, Hamas'tan ve Lübnan’dan kendilerini kurtaran, iki cepheyi aynı anda sönümlendiren bir figür olarak görüyor. Dincilerin alternatif olarak gördüğü bir isim bulunmuyor. Mevcut siyasi sistemde Netanyahu'suz bir İsrail olabileceğine ben kuşkuyla yaklaşıyorum” dedi. Çetin, İsrail’de seçim barajının yüzde 3,25 olduğuna da dikkat çekerek, “Netanyahu başbakan olmasa bile, dinci Siyonist partilerin Knesset’te hayli etkili olduğunu unutmamak gerek. Koalisyon için, hükümet kurmak için bu partilere ihtiyaç duyuluyor. Politikalar buna göre şekillendiriliyor. Sağcı etki orada olduğu sürece, Türkiye hep düşman gösterilecek” değerlendirmesinde bulundu.
‘SURİYE BU GERİLİMİ TAŞIYAMAZ’
Hal böyleyken, İsrail’in Türkiye ile çatışma ihtimalinin yalnızca Netanyahu’nun politikalarıyla sınırlı olmadığını belirten Çetin, “Esad sonrası Suriye sahasının, Ortadoğu’nun iki büyük askeri gücünü kaldırması mümkün değildi. Bu durumda Türkiye ve İsrail ya çatışacak ya da uzlaşacaktı. Türkiye, bölgesindeki çatışmalardan kaçınmaya yönelik politikalar izliyor ve kendi topraklarını alevlerden uzak tutuyor. Ancak İsrail’deki siyonist dincilerin Suriye sahasında rahat durmayacağı ve uzlaşı siyasetine yaklaşmayacağı aşikâr. Kısa vadede olmasa bile, Trump sonrasında, Suriye sahasının bu derece gerilimi taşıyacağına fazla ihtimal vermiyorum. Önünde sonunda istenmeyen senaryo gelişebilir” diye konuştu.