İş kazalarının ardından sorumluluğun kimlere ait olduğu ve iş güvenliği uzmanlarının hukuki yükümlülükleri yeniden tartışma konusu oldu. Tüm İş Güvenliği Uzmanı, İşyeri Hekimi, Diğer Sağlık Personeli ve OSGB Çalışanları Sendikası (TÜM İSG-SEN) ile beş dernek ve federasyon, işverenlerin alması gereken önlemlerin uzmanların üzerine bırakılmasına tepki gösterdi.
İzmir, Antalya ve İstanbul Kadıköy’de açıklamalar yapan meslek örgütleri, iş güvenliği uzmanlarının işyerlerinde riskleri tespit edip bildirmekle görevli olduğunu, ancak bu risklere karşı gerekli önlemleri uygulama yetkisinin işverenlerde bulunduğunu savundu.
Cumhuriyet'te yer alan habere göre; meslek örgütleri, “Uzmanız, günah keçisi değiliz. Bildirdiğimiz tedbirleri hayata geçirmek işverenin yükümlülüğü” mesajıyla sorumlulukların adil biçimde belirlenmesini istedi.
6 İŞÇİNİN ÖLDÜĞÜ VİNÇ KAZASI TEPKİLERİN ODAĞINDA
Tepkilerin merkezinde, İzmir’de 2022 yılında bir rezidans inşaatında kule vincin devrilmesi sonucu 6 işçinin hayatını kaybettiği, 3 işçinin yaralandığı kazaya ilişkin dava yer alıyor.
Dava kapsamında yargılanan iş sağlığı ve güvenliği uzmanı Fikret A., 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Bilirkişi incelemelerinde, vincin yükseltilmesi sırasında gerekli önlemlerin alınmadığı, çalışanların yeterli eğitim ve donanıma sahip olmadığı, işçilerin kaldığı konteynerlerin vinç yakınında bulunduğu ve çalışma alanının güvenliğinin sağlanmadığı yönünde tespitlere yer verildi.
Uzmanın farklı bilirkişi raporlarında sırasıyla kusursuz, tali kusurlu ve asli kusurlu olarak değerlendirilmesi de tartışmaları beraberinde getirdi. Meslek örgütleri, uzmanın riskleri yazılı ve sözlü olarak bildirdiğini, buna karşın işverenin operasyonel kuralları uygulamadığını ileri sürerek sorumluluğun belirlenme biçimine itiraz etti.
“İŞVERENİN YÖNETİMSEL KUSURLARI ARAŞTIRILMALI”
Meslek örgütleri, iş kazalarının ardından yalnızca iş güvenliği uzmanlarının sorumlu tutulmasının kazaların temel nedenlerini ortaya çıkarmaya yetmeyeceğini belirtiyor.
Yapılan açıklamalarda, işyerinde gerekli önlemleri alma ve çalışma koşullarını düzenleme sorumluluğunun da soruşturmalarda ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiği vurgulandı.
Örgütler, icrai yaptırım yetkisi bulunmayan uzmanların işverenlerin yönetimsel kararlarından sorumlu tutulamayacağını savunarak, uzmanlara yönelik yaptırımların öncelikle idari tedbirlerle sınırlandırılması gerektiğini dile getirdi.
TÜM İSG-SEN: “MESLEKİ BAĞIMSIZLIK İSTİYORUZ”
TÜM İSG-SEN Başkanı Coşkun Çolak, sorunun yalnızca İzmir’deki davayla sınırlı olmadığını belirterek ölümlü iş kazalarının ardından soruşturmaların iş güvenliği uzmanlarına yöneldiğini öne sürdü.
Çolak, büyük inşaat projelerinin devamlılığının ön planda tutulduğunu savunarak kazaların ardından şantiye şefleri ve iş güvenliği uzmanlarının öne çıkarıldığını ifade etti.
Uzmanların işyerlerindeki riskleri ilgili makamlara bildirmesi konusunda da sorunlar yaşandığını belirten Çolak, bazı olaylarda bildirim yapılmamasının gerekçe gösterildiğini, ancak uzmanların her durumda etkili bir bildirim mekanizmasına sahip olmadığını söyledi.
Çolak, uzmanların işlerini kaybetme endişesiyle işverenleri şikâyet etmekte zorlanabildiğine dikkat çekerek şu talepleri gündeme getirdi:
- İş güvenliği uzmanlarının mesleki bağımsızlığının güvence altına alınması.
- Uzman ücretlerinin kamu tarafından oluşturulacak bir havuz üzerinden ödenmesi.
- Mesleğin hak ve sorumluluklarını düzenleyen özel bir meslek kanununun çıkarılması.
“İŞVERENLER ÖNLEM ALMADIĞINDA UZMANLAR CEZALANDIRILIYOR”
Dev Yapı-İş Sendikası Başkanı Özgür Kalabulut da özellikle inşaat ve yol çalışmalarında iş cinayetlerinin yoğun yaşandığına dikkat çekti.
Kalabulut, işverenlerin bazı güvenlik önlemlerini maliyet olarak gördüğünü ve gerekli tedbirleri almadığını ileri sürerek, iş güvenliği uzmanlarının da ücretlerini aldıkları işverene karşı yaptırım uygulamakta zorlandığını ifade etti.
Bakanlığa bildirimde bulunan bazı uzmanların işyerlerinde sorun yaşadığını ve işten çıkarıldığını belirten Kalabulut, iş güvencesinden yoksun çalışanlardan geniş sorumluluklar beklenmesinin gerçekçi olmadığını savundu.
Kalabulut'a göre iş güvenliği uzmanlarının sorumlulukları değerlendirilirken işyerindeki yetkileri, çalışma koşulları ve işveren karşısındaki konumları da dikkate alınmalı.
“MAAŞLI UZMAN İŞİ NASIL DURDURABİLİR?”
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi gönüllüsü avukat Berrin Demir de iş güvenliği uzmanlarının işverenler karşısındaki konumuna dikkat çekti.
Demir, işverenlerin avukatlara dahi baskı uygulayabildiğini belirterek, büyük yatırımların yürütüldüğü işyerlerinde maaşlı çalışan uzmanların işi durdurma konusunda ciddi güçlüklerle karşılaşabildiğini söyledi.
İşten çıkarılma riskinin ve işe iade davalarının uzun sürebilmesinin uzmanların hareket alanını daralttığını ifade eden Demir, iş güvenliği sisteminde çalışanların haklarını koruyacak güvencelerin önemine işaret etti.
MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN ADALET VE GÜVENCE ÇAĞRISI
İş güvenliği uzmanları ve meslek örgütleri, iş kazalarının ardından yürütülen soruşturmalarda sorumluluğun yalnızca uzmanlara yüklenmemesi gerektiğini savunuyor. Taleplerin merkezinde, işverenlerin yükümlülüklerinin etkin biçimde denetlenmesi, uzmanların mesleki bağımsızlığının sağlanması ve iş kazalarının nedenlerinin bütün yönleriyle araştırılması bulunuyor.
Meslek örgütleri, iş cinayetlerinin önlenebilmesi için yalnızca kaza sonrasında sorumluların belirlenmesinin değil, kazaya yol açabilecek risklerin önceden ortadan kaldırılmasını sağlayacak bir sistem kurulmasının da gerekli olduğunu vurguluyor.





