İran’da yaşananlar bir protesto dalgası değil. Bu, açık bir gençlik isyanı. Sokaklara çıkanlar reform istemiyor. Gelecek istiyor. Özgürlük istiyor. Yaşamak istiyor.
“İslamcı Terörist Cumhuriyet’e Hayır” sloganı, meselenin ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. İranlı gençler artık rejimle pazarlık yapmıyor. Rejimi reddediyor.
Cevap ise tanıdık: şiddet, gözaltı ve sessizlik.
Fransız gazetesi Le Monde, İran yönetiminin interneti kısıtlayarak protestoların ne kadar yayıldığını halktan ve dünyadan sakladığını yazıyor. İnternet ve telefon hatları bilinçli biçimde kesiliyor. Bunun nedeni çok açık: Görüntü olursa gerçek görünür. Gerçek görünürse hesap sorulur. İran yönetimi bunu biliyor. Bu yüzden aydınlığı değil, karanlığı tercih ediyor.
Gençler coplanıyor, tutuklanıyor, öldürülüyor ama sayılar bilinmiyor. Çünkü bilinsin istenmiyor.
Paris’te binlerce kişinin sokağa çıkması, İran’daki gençliğin yalnız olmadığını gösteriyor. Diaspora ses çıkarmaya çalışıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron “İran’da bir devrim süreci yaşanıyor olabilir” diyor. Söz güçlü. Ama sözden ötesi yok.
Uluslararası kamuoyu konuşuyor, kınıyor, endişeleniyor ama duruyor.
ABD de bekliyor. BBC News’e göre, Donald Trump gelişmeleri izlediklerini söylüyor. Yani gençler sokakta ölürken, Washington nabız tutuyor.
Asıl sessizlik ise Körfez’den geliyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİ GENÇLERİ DEĞİL, ÇIKARLARINI DÜŞÜNÜYOR
Suudi Arabistan, Umman ve Katar, ABD’yi İran’a karşı bir müdahaleden vazgeçirmeye çalışıyor. Gerekçe açık: Petrol; Hürmüz Boğazı; Piyasalar.
İranlı gençler bu hesapta yok.
Bu ülkelerin açıklamalarında tek bir cümle bile yok: Ne gençlerden söz ediliyor. Ne kadınlardan. Ne sokakta dökülen kandan.
Körfez rejimleri için İran’daki gençlik hareketi bir insan hakları meselesi değil. Gençlerin ayağa kalkması, sorgulaması, itaat etmemesi sadece Tahran’ı değil, bütün bölgedeki otoriter düzeni rahatsız ediyor.
O yüzden mesaj net: “İran’da ne oluyorsa olsun. Yeter ki petrol aksamasın.”
Ortadoğu’da gençlerin hayatı, bir kez daha enerji fiyatlarının gerisine düşüyor.
İDAM SÖYLENTİLERİ VE KORKU
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi idam olmadığını söylüyor. Ama sosyal medyada dolaşan haberler, özellikle gençler üzerinde büyük bir korku yaratıyor. Doğru mu, değil mi bilmiyoruz. Zaten bilmemiz de istenmiyor.
Bu belirsizlik, rejimin en güçlü silahı.
İran lideri Ali Hamaney döneminde, öldürülen protestocuların cenazelerinin ailelere para karşılığı verildiği iddiaları dolaşıyor. Eğer doğruysa, bu yalnızca baskı değil, insanlıktan kopuştur.
Bugün İran’da gençler yalnız. Dünya bakıyor, konuşuyor ama adım atmıyor.
Belki de asıl soru şu: İran’daki gençler ne kadar daha ölürse, uluslararası kamuoyu gerçekten rahatsız olur?
Çünkü tarih şunu gösteriyor: Gençlik ayağa kalkar. Dünya ise çoğu zaman çok geç uyanır.