Sayım Çınar / BabaOcağı
Kahverengi Giyen Adam, bir kadının ve bir erkeğin gözünden aynı hikâyenin iki ayrı versiyonunu anlatan modern bir aşk anlatısı olarak dikkat çekiyor. Temponun, psikolojik gerilimin ve sorgulamanın hiç düşmediği roman, yoğun bir şehir masalı sunuyor.
Deri Maske’de ise okur, orta yaşlarını süren bir yazarın geçmiş ile şimdi arasında sıkışmışlığına tanıklık ederken; onun zihninin derinliklerinden bir deftere dökülen, yazmakta olduğu romanla da karşılaşıyor.
± 9.5 Hafta, kalp rahatsızlığının tıbbi nedenlerini ve tedavi sürecini bilimsel bir dille aktarırken; ruhun iyileşme sürecini rüyalar aracılığıyla anlatan, otobiyografik unsurlar taşıyan bir çalışma. Kitapta yer alan “Arafta Mıyım?” bölümünde ise narkoz etkisi altında görülen bir rüya, hayal gücüyle harmanlanarak edebi bir anlatıya dönüşüyor.
Matilda Duru ise evliliğinde ters giden durumların farkına varan bir kadının, bu farkındalıkla birlikte kendi içinde başlattığı savaşı anlatıyor; kimliğin sınırlarını zorlayan, içsel dönüşümün derin sularında ilerleyen sarsıcı bir roman olarak öne çıkıyor.
Yeni romanı üzerinde çalışmaya başlayan İpek Kocaman, bu kez okurunu bireyin iç dünyasından kurumsal yapının karanlık koridorlarına taşıyor. Toplumsal bir distopya olarak kurgulanan yeni çalışması, küçük bir taşra kentinde geçiyor ve büyüyen kurumların gölgesinde silinen bireyleri merkeze alıyor. Resmi yazıların arasında kaybolan gerçek, kayda hiç geçmeyen vicdan ve görünmez baskılar romanın ana damarını oluşturuyor.
Yazarın önceki eserlerinde öne çıkan psikolojik derinlik ve biçimsel arayış, bu romanda daha kolektif ve politik bir düzleme taşınıyor. Bireysel hikâyelerden beslenen bir çürümenin izini süren eser, suskunlukların, güç ilişkilerinin ve kapalı kapıların ardında şekillenen güçlü bir sistem eleştirisi sunuyor. Bu yönüyle yeni roman, İpek Kocaman’ın edebi yolculuğunda hem süreklilik taşıyan hem de yeni bir eşiği işaret eden dikkat çekici bir çalışma olarak öne çıkıyor.