İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik mali soruşturma kapsamında hazırlanan 3 bin 900 sayfalık iddianameyle açılan ve aralarında seçilmiş İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 402 sanıklı davanın beşinci celsesi bugün Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi Duruşma Salonu’nda görülmesi bekleniyordu ancak duruşma ertelendi.
Jandarma, duruşmaya cübbesiyle gelen ve avukat kısmına oturan CHP İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer’in yerini yerini değiştirmek istedi. Talebe tepki gösteren Özer, “Burası cezaevi değil. Ben buraya avukat olarak geldim. Notumu alıyorum, iddianame de önümde açık. Yeter ya. Yönetemiyorsa yapmasın” dedi.
Tartışmaların ardından Mahkeme Başkanı, duruşmayı yarına erteledi.
"BU BENİM KAZANILMIŞ HAKKIM"
CHP İstanbul Milletvekili ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Başkanı Özer, İBB davasının ikinci haftasında bugün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yaşananları değerlendirdi.
Özer, görevlerinin milletvekilliği olduğunu, mesleklerinin ise avukatlık olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Biz İstanbul Barosu'na kayıtlı avukatlarız. Fiilen bir sanığın müdafasını üstlenmediğimiz sürece, bizim burada avukat tarafında oturmamızın kanunen bir mahsuru yok. Duruşmanın insicamı açısından da bir mahsuru yok. Ben orada ısrarla şunu söyledim: 'Ben İstanbul Barosu'na kayıtlı avukatım. Boynumda avukat kartım var. Bu benim kazanılmış bir hakkım. Üstümde cübbem var. Aynı zamanda iddianame önümde açık. Ben burada not alıyorum. Bütün duruşma günlerine ayrı ayrı not alıyorum. Dolayısıyla çalışabileceğim bir ortam lazım bana. Dolayısıyla masa olan bir yerde oturmam lazım.'
Ama mahkemenin hakimi, duruşma yapmaya niyeti olmasa gerek, şöyle bir şey söylüyor: 'Dönüyor, diyor ki milletvekillerine izleyici tarafına yer ayırıyor.' Ben de diyorum ki, bakın milletvekili benim görevim. Ben aslında avukatım. Dolayısıyla burada oturmamın kanunen, yasal olarak hiçbir engeli yok. Ve bunun için benim bir yetki belgesi sahibi olmama, bir vekalet sahibi olmama, herhangi bir sanığı müdafaa etmeme de gerek yok. Gizlilik kararı olan bir duruşma değil, aleni bir duruşma. Mesleki olarak mesleki gelişimim açısından da bunu takip etmek en doğal hakkım. Bunu izah etmeye çalıştım. Uzun uzun anlatmaya gayret ettim. Ama herhalde duruşma yapmaya niyeti yok. Hani dedi ki: 'Ben buradan ayrılıyorum.'
Bakın, ona öneri de sundum. Dedim ki: 'Görüntü almamdan tedirgin oluyorsanız ki öyle bir sıkıntı yaşayacağınızı düşünüyorsanız, telefonumu vererek içeri gireyim. Ki bunu yasal olarak benim hakkım vermemem lazım ama madem tedirgin oluyorsunuz, yine bir görüntü almamdan endişe ediyorsanız veya bir sanığa seslenmemden endişe ediyorsanız, o masa tarafının en arkasına geçeyim. Yeter ki önümde bir masa olsun ve çalışabileyim.'
Hakime o önerilerimizi de sunduk, ama kendisi bir takdirde bulunmuş. Bu takdirde duruşma yapmaya niyeti yok. Niyeti olsa böyle yapmaz. Niyeti olsa der ki: 'Bari oturmuşsunuz, geçin en arkaya, dibe bir yere oturun. Çalışmalarınızda kolaylık olsun.' Çalışıyoruz çünkü, bakın. Dolayısıyla duruşma yapmaya niyeti yok. Niyeti olmadığı için de 'bugün duruşmayı iptal ettim' dedi."
"DURUŞMANIN İPTAL EDİĞİNİ MÜBAŞİRDEN ÖĞRENDİK"
Özer, duruşmanın iptal edildiğini mübaşirin bildirdiğini belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:
"Kendisi (Mahkeme Başkanı) çıkıp söyleme tenezzülünde bulunmadı. Bunu bir psikolojik savaş, psikolojik üstünlük mücadelesi gibi görüyor ama biz öyle görmüyoruz. Biz işimizi yapmak istiyoruz. Parti bize nöbet yazmış: 'Bu işi takip edeceksiniz' demiş. Orada biz sanıkları dinleyeceğiz. Orada tanık olanları dinleyeceğiz. Tutuklusunu dinleyeceğiz, tutuksuzunu dinleyeceğiz. Mahkemenin tavrını gözlemleyeceğiz. Mübaşirin tavrına kadar bakacağız, gözlemleyeceğiz ve basını bilgilendireceğiz ki aynı sorunu sizler de yaşadınız. Sizi de o tarafa almıştı, görev yapmanızı zorlaştırır bir bölgeye sizi aldı, tekrar.
Dolayısıyla bunu bir psikolojik savaşa çeviriyor. Çevirmesine gerek yok. Biz psikolojik bir savaş içinde değiliz. Biz işimizi yapmak istiyoruz. Kendisi de işini yapsın. Ben orada bağırmıyorum. Çağırmıyorum. Duruşmanın düzenini bozmuyorum. İnsicama aykırı en ufak bir hareketim yok. Oturmuşum, duruşmada konuşulanları not alıyorum. Ben bu işi takip ediyorum. Dolayısıyla buna engel oldu."
Geçen duruşmada hakimin basın mensuplarıyla sorun yaşadığını hatırlatan Özer, "Teşbihte hata olmaz. 'Küstüm, oynamıyorum' der gibi. 'Ben çıkıyorum' diyor. Çıkıyor, gidiyor" dedi.