İBB davasında sanık avukatı Hüseyin Ersöz, reddi hâkim talebinin reddine itiraz etti. Başvuruda, doğal hâkim ilkesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği savunuldu.
Sanıklar Ramazan Gülten, Aykut Erdoğdu, Ulaş Yılmaz ve Yavuz Oğhan’ın avukatı Hüseyin Ersöz, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 9 Mart 2026 tarihli reddi hâkim talebinin reddi kararına itiraz etti.
Bugün (16 Mart) yapılan başvuruda, yargılamanın başından bu yana usule ve hukuka aykırı işlemler yapıldığı, bu nedenle mahkeme heyetinin tarafsızlığı ve bağımsızlığına ilişkin ciddi kuşkular doğduğu savunuldu.
Ersöz dilekçesinde, “Mahkemeniz dosyasının 09 Mart 2026 tarihli duruşmasında, Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen usule aykırı şekilde kovuşturma işlemlerine başlanmış, bu hususta Sanıklar Müdafilerince ileri sürülen itirazlar ise Mahkeme Heyetinizce dikkate alınmamıştır” ifadelerini kullandı.
"DOĞAL HAKİM İLKESİNE AYKIRI"
İtiraz dilekçesinde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne İBB Davası'na bakması için yeni bir heyet atanmasının “Doğal Hakim İlkesine aykırı” olduğu öne sürüldü. Savunma tarafı, soruşturma sürecinin başından itibaren olağanüstü bir yargılama tablosu oluştuğunu, bu yeni görevlendirmenin de mahkemenin bağımsızlığına olan güveni zedelediğini belirtti.
Ersöz itirazında şunları ifade etti:
"İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve beraberinde İBB Bürokratlarının gözaltına alındığı 19 Mart 2025 tarihinden itibaren benzerine rastlanmayan ve ‘olağanüstü’ olarak nitelendirilebilecek soruşturma sürecinin devamındaki kovuşturma aşaması için yeni bir heyet ataması yapılması, Doğal Hakim İlkesine aykırı olduğu gibi Heyetinizin bağımsız ve tarafsız karar verebileceğine olan inancı da zedelemiştir"
Dilekçede, iddianamenin sanık avukatlarından önce basınla paylaşılması da eleştirildi. Savunma, iddianamenin içeriğini ve dava sürecine ilişkin bazı gelişmeleri basından öğrendiklerini, bunun hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında dosya bilgilerinin dışarıya "sızdırıldığı "yönündeki şüpheleri güçlendirdiğini kaydetti.
Bu durum itiraz yazısında, “İddianame, sanık müdafileri öncesinde basınla paylaşılmış, bu konuda İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı tarafından basın açıklaması yapılmış ve iddianameden tarafımızca da bu şekilde bilgi sahibi olunabilmiştir” sözleriyle ifade edildi.
"HUKUKİ DEĞERLENDİRME OLMADAN TUTUKLULUK İNCELEMESİ YAPILDI"
Ersöz'ün kaleme aldığı başvuruda, tutuklu sanıklar yönünden verilen kararların somut değerlendirmeden uzak ve matbu gerekçelere dayandığı savunuldu.
Özellikle 107 tutuklu hakkında yapılan incelemelerde kişisel durumlara göre ayrı bir değerlendirme yapılmadığı, tutukluluk hâlinin toplu biçimde uzatıldığı öne sürüldü.
Ersöz dilekçesinde şunları kaydetti:
“Mahkeme Heyetiniz tarafından 05 Aralık 2025 tarihinde tutukluluk halinin gözden geçirilmesi işlemi yapılmış, 107 tutuklunun herhangi bir hukuki değerlendirme yapılmaksızın ve bir gerekçe ortaya konulmaksızın tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir"
"TUTUKLU ÜÇ KİŞİ İÇİN TEK SOMUT DELİL YOK"
Savunma, Aykut Erdoğdu, Ramazan Gülten ve Ulaş Yılmaz yönünden tutukluluğun devamını gerektirecek somut delil bulunmadığını savundu.
Bu nedenle özgürlük hakkının ihlal edildiği ileri sürüldü. Ersöz, “Sanıklar Ulaş YILMAZ, Ramazan GÜLTEN ve Aykut ERDOĞDU bakımından tutukluluk durumunun devam etmesini gerektirecek tek bir somut delilin dosyada bulunmadığı her aşamada izah edilmekle birlikte, bu aşamaya kadar Mahkemeniz tarafından somut hiçbir değerlendirme yapılmamıştır” dedi.
Dilekçede, tahliye taleplerinin de dikkate alınmadığı belirtilerek, Aykut Erdoğdu hakkında iddianamede isnat edilen suçun “Rüşvete Aracılık Etmek” olduğu, buna rağmen tutukluluğun sürdürülmesinin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu görüşüne yer verildi.
Ersöz, daha önce Erdoğdu hapis cezası alsaydı tutuklu olarak geçirdiği süreden daha az hapis yatacağını açıklamıştı.
İtiraz başvurusunda, yargılama sürecinde dosyadaki bazı sanıklar bakımından farklı uygulamalara gidildiği de savunuldu. Bir sanık hakkında tefrik kararı verilmesi, bazı şirketler yönünden kayyum tedbirlerinin niteliğinin değiştirilmesi ve kimi sanıklarla ilgili farklı usullerin işletilmesi, “sanıklar arasında ayrım” yapıldığı iddiasına dayanak gösterildi.
Dilekçede bu durum, “Dosyadaki sanıklar arasında ayrıma gidilerek, hukuki ve fiili durumları aynı sanıklar arasında dahi farklı işlemler uygulandığı, bir iş insanı hakkında tefrik kararı verildiği, bazı şirketler hakkında verilen kayyım tedbirlerinin ise nevinin değiştirildiği” ifadeleriyle anlatıldı.
SAVUNMA SIRALARININ BASINA SIZDIRILDIĞI İDDİASI
Başvuruda, 9 Mart 2026’daki ilk duruşma öncesinde savunma sıralamasının müdafilerle paylaşılmadığı, ancak 8 Mart 2026’da iktidar medyası muhabirinin sosyal medya paylaşımıyla Aykut Erdoğdu’nun ilk savunmayı yapacağının öğrenildiği belirtildi.
Ersöz“08 Mart 2026 tarihinde ilk sırada Aykut ERDOĞDU’nun savunmasının alınacağı A Haber muhabirinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla öğrenilmiştir” ifadelerini kullandı.
Savunma ayrıca, kimlik tespiti ve iddianamenin özetlenmesi gibi temel usul işlemlerinin de Ceza Muhakemesi Kanunu’na aykırı biçimde yürütüldüğünü ileri sürdü.
AİHM KARARLARINA ATIF
İtiraz dilekçesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) tarafsızlık ölçütlerine ilişkin kararlarına da atıf yapıldı. Savunma, yalnızca hâkimin kişisel tarafsızlığının değil, mahkemenin dışarıdan bıraktığı görünümün de önemli olduğunu belirtti.
Ersöz , “Müvekkillerimizin Adil Yargılanma Hakkı’na gölge düşürecek derecede kendisine karşı husumet beslendiği ve bu durumun Mahkemenin tarafsızlığını etkileyecek boyutta olduğu gerçeği karşısında ‘Reddi Hâkim’ talebinde bulunmamız hukuki bir zorunluluk arz etmiştir” dedi.
"HEYET DOSYADAN ÇEKİLSİN"
Başvurunun sonuç bölümünde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi 1 No’lu Heyeti’nin dosyayı yürütmesinin doğal hâkim ilkesine aykırı olduğu, iddianamenin basına sızdırılması ve sonrasında yapılan işlemlerin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği ileri sürüldü.
Savunma dilekçesinde, “CMK m.28 uyarınca Hakimin Reddi Talebinin Reddi Kararından dönülmesini ve Heyetinizce dosyadan el çekilmesini” talep etti.
Aksi hâlde itirazın değerlendirilmek üzere İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi istendi. Ersöz başvurunun sonunda, “İtirazımızın değerlendirilmek üzere İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilerek, Reddi Hakim Talebinin Reddi Kararına karşı itirazımızın kabulünü vekaleten arz ve talep ederiz” ifadelerini kullandı.