İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde bulunan duruşma salonunda görülen İBB Davası’nın 75’inci gününde sanıkların savunmalarına devam edildi. Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı davada 53 kişinin tutuklu olduğu belirtildi.

Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer ile İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün’ün ardından Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun savunmasını yaptı.

Ongun, soruşturma makamlarının kendisi hakkında “vahim derecede hatalı” sonuçlara ulaştığını öne sürerek, suçlamalarda kullanılan delillerin önemli bölümünün tanık ve sanık beyanlarından oluştuğunu savundu.

“DELİLLERİN İÇERİĞİNE BAKILMASI GEREKİYOR”

İddianamede kendisine yöneltilen eylemlerin her birinde 7 delil maddesine yer verildiğini söyleyen Ongun, bunların kendisi açısından doğrudan ortaya konulmuş somut deliller olmadığını ileri sürdü.

Beyan sahiplerinin kendisini tanımadığını veya cezaevinden çıkmak amacıyla ifade verdiğini savunan Ongun, bu kişilerin anlatımlarının içeriğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Ongun, kendisini suçlayan bazı kişilerin ifadelerinin diğer tutuklu sanıklar tarafından da reddedildiğini belirterek, soruşturmanın temelinde beyanların bulunduğunu öne sürdü.

Ayrıca soruşturmanın yalnızca beyanlara dayanmadığının savunulduğunu ancak kendi dosyasında HTS ve baz kayıtlarının da bulunmadığını iddia eden Ongun, delillerin somut biçimde değerlendirilmesini istedi.

“RÜŞVETÇİ OLARAK DAMGALANDIM”

Hakkındaki rüşvet iddiasına da değinen Ongun, bu suçlamanın gerçeği yansıtmadığını savundu. Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Ertan Yıldız’ın 16 Mayıs 2025’te kendisi hakkında rüşvet iddiasında bulunduğunu söyleyen Ongun, birkaç gün sonra Murat İlbak’ın verdiği ifadede bu konunun kendisine sorulmadığını belirtti.

Ongun, soruşturma savcılarının söz konusu iddiayı dosyada suçlama konusu olarak değerlendirmediğini öne sürerek, buna rağmen duruşma sürecinde aynı konunun yeniden gündeme getirilmesine tepki gösterdi.

Bu sorunun ardından bazı medya kuruluşlarında kendisinin “rüşvetçi” olarak gösterildiğini savunan Ongun, benzer bir durumun sorgusu sırasında da yaşandığını ifade etti.

Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin soruşturma: Doktoru N.D. gözaltına alındı
Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin soruşturma: Doktoru N.D. gözaltına alındı
İçeriği Görüntüle

Kira giderleriyle ilgili kendisine yöneltilen soruların da basında “kirasını nasıl ödediğini açıklayamadı” şeklinde haberleştirildiğini belirten Ongun, bu konunun da iddianamede yer almadığını söyledi.

“ATFEDİLMİŞ ALGILAR ÜZERİNDEN CEZAEVİNDE OLMAMALIYIM”

Kendisinin İmamoğlu ile çalışması nedeniyle siyasi bir mücadele içerisinde yer aldığını söyleyen Ongun, yaptığı işin doğası gereği kamuoyundaki siyasi tartışmaların ön cephesinde bulunduğunu ifade etti.

Ongun, “Benim bu ön cephede olmam ve bunu da başarıyla yapmış olmam kuşkusuz karşıdan bazı insanları kızdırmış, bana karşı öfkelendirmiş falan filan olabilir ama ben atfedilmiş algılar, büyütülmüş ifadeler üzerinden 18 aydır cezaevinde olmamalıyım” dedi.

Hakkında somut delil bulunması halinde bunun sonuçlarına katlanacağını belirten Ongun, “Biraz net, somut delil ararım. Varsa başımın üstünde yeri var, gider yatarım” ifadelerini kullandı.

EV HAPSİ ŞEKLİNDE ADLİ KONTROL İSTEDİ

Cezaevinde bulunduğu süre boyunca üretmeye devam ettiğini söyleyen Ongun, kendisinin “haklı olarak değil, haksız olarak yattığını” savundu.

Ongun, öncelikle tutuklu çalışma arkadaşlarının ailelerine kavuşmasını istediğini belirterek, kendi açısından ise Ertan Yıldız’ın “ev hapsi” şeklindeki adli kontrol uygulamasını ağır bir ceza olarak nitelendiren sözlerine atıfta bulundu.

Savunmasının sonunda ev hapsi şeklinde adli kontrol uygulanarak tahliye edilmesini isteyen Ongun, mahkeme heyetinden adil karar vermesini talep etti.

Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya’nın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.