İBB'ye yönelik soruşturma kapsamında açılan davada, İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile birlikte toplam 107 tutuklu isim dün ikinci kez hakim karşısına çıktı.

Davanın ilk celsesinin ikinci oturumu da gergin başladı. Mahkeme başkanının kararıyla avukatlara kimlik kontrolü uygulanmak istenmesi salonda tartışma yarattı; avukatların itirazı üzerine bu uygulamadan vazgeçildi.

Mahkeme başkanı, savunmaların arife gününe (19 Mart) kadar devam edeceğini ve nisan sonunda ara karar verileceğini açıklamıştı.

İddianame özetinin okunmasının ardından ilk kez kürsüye çıkan İmamoğlu, yargılamanın adil yürütülmesi çağrısı yaptı.

İkinci günde İmamoğlu’na söz verildi ve beyanları ilk kez zapta geçti. Verilen aranın ardından savunma yapan isimlerden Aykut Erdoğdu ise iddianamedeki bazı iddiaları eleştirerek “Bana 24 yaşında siyahi futbolcu diyorsunuz” sözleriyle dosyadaki değerlendirmelere tepki gösterdi. Erdoğdu, "İlk savunmayı Hapisten çıkmak isteyen itirafçı 12 bölümlük dizi yazar" sözleriyle savunmasına damga vurdu.

Duruşmanın üçüncü gününde savunmalar devam etti. Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, Murat Çalık'ın annesi Gülümser Çalık davayı takip etmek için duruşma salonuna erken saatte geldi ve duruşmayı takip etti.

Davada üçüncü celse 16:10 itibariyle sona erdi. Mahkeme heyeti, duruşmanın yarın sabah 10.00’da devam etmesine karar verdi.

AVUKAT "İBB BORSASINI" İFŞA ETTİ!

Sabah gazetesi “Aziz İhsan Aktaş’a suikast” haberi yaptı, Fatih Keleş’in azmettirici olduğunu ileri sürdü. İBB Davası’nın sanıklarından Fatih Keleş, avukat Recep Seyhan’ın kendisini ziyaret ederek, “Adın Aziz İhsan Aktaş’ı öldürmeye azmettirme dosyasında geçiyor” dediğini söyledi.

Aynı Recep Seyhan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük’ü de ziyaret ettiği ortaya çıktı. Sırrı Küçük’ün avukatı Hüseyin Cengiz şunları söyledi:

"Sırrı'nın ziyaretçisi, avukat Recep Seyhan, tarih 12.08.2025 akşam cezaevine giriş saati 17:18. Kayıtlar istensin, kameralar istensin, incelensin. Kardeşim senin bu tutuklunun yanında ne işin var? Avukatı değilsin. Tanıdığı değilsin. Tutukludan ne talep ettin? Oradan kovulmaktan hiç utanmadın mı? Sırrı’yı dinlediniz. Sırrı'dan iftiracı olmaz. Sırrı'nın borsada değeri yoktur. Şimdi bunu tutanaklara geçirmemizin nedeni borsa müptezellerinin de tarihe not olarak düşürülmesi."

MAMOĞLU'NDAN MESAJ: EN BAŞINDAN BERİ SİYASİYDİ

Sırrı Küçük'ün savunmasının sona ermesinin ardından avukatları savunmaya devam ediyor. Bu sırada tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun uluslararası sosyal medya hesabından yeni bir mesaj paylaşıldı. Mesajda bu sürecin başından beri siyasi olduğu ancak kendilerinin de kararlı olduğu vurgulandı.

İmamoğlu:

"Sandıkta bizi durduramayınca tutuklamalara başvuruyorlar. İstanbul’a karşı yürüttüğü görevi tamamladıktan sonra, savcı kılığına girmiş bir siyasetçi bakanlık makamıyla ödüllendiriliyor.

En başından beri bu süreç siyasiydi. O siyasi kararla yalnızca beni değil, halkın iradesini de hedef alıyorlar. Bizim kararlılığımız ise sarsılmaz."

"PETROL İSTASYONUNDA BAZ VERMİŞİM..."

Küçük, birçok tutuklu gibi baz verilmesinden dolayı tutuklanmasını şu şekilde eleştirdi:

"Bana iki işletmenin adı soruldu. Bir tanesi Esenyurt’ta bulunan bir otel diğeri de bir petrol. Esenyurt’taki otele bir çok kez gittim. Partimizin programları olmuştur gitmişimdir, tanıdığım birinin düğünü olmuştur gitmişimdir. Sayın Vekilimizi oraya götürdüm. Sonra arabayı park edip Vekilimizin fotoğrafını çekerim.

Ben alnımın teriyle çalışan bir şoförüm. Adam bana sonuçta maaş veriyor nereyi isterse oraya götürüyorum. Sayın Vekil benim yanımda kimseyle bir para konuşması yapmamıştır beni de bununla ilgili görevlendirmemiştir.

Petrol istasyonunda baz vermişim çünkü kahve almışımdır, çay almışımdır, tuvaletini kullanmışımdır. Benim orada baz vermem hayatın doğal akışına uygundur. Ben rüşvete aracılık etmekle suçlanıyorum. Burada sanıklar var, avukatlar var, heyet burada.
Şimdi burada saydığım binlerce vatandaş baz veriyor diye rüşvete aracılık ediyor denebilir mi? Ben de petrol istasyonunda baz verdiğim için gözaltına alındım. Ömer Güngör ben tutuklandıktan 12 gün sonra ifade verdi. İfadesi baştan sona çelişki. Neymiş beni aramış “Sana 5 Milyon TL vereceğim.” demiş.

Ben de o petrol istasyonunda buluşmuşum binlerce kameranın ortasında 5 Milyon TL’yi almışım. Aptal mıyım ben affedersiniz. Sonra ben bu kişi beni tanımadığını söylüyor. İftirayı atıyor çocuğuna eşine kavuşuyor, ben günlerdir ayrıyım.

Bugün kendimi ifade edebildiğim için vicdanım rahat."

"ŞİMDİ BURADAN BAZ VERSE..."

Küçük, birçok tutuklu gibi baz verilmesinden dolayı tutuklanmasını şu şekilde eleştirdi:

“Başak petrolün önünden baz vermemle suçlanıyorum. Benim gibi binlerce araç geçiyordur. Başak petrolden yakıt almam dedim ama çay almışımdır lavabosunu kullanmışımdır, ki o bölgenin en temiz lavabosu.

Bugün Silivri’deyiz. Mahkum yakınları girip çıkıyor, kolluk kuvvetleri burada, efendim affınıza sığınıyorum, sizler buradasınız. Şimdi baz veriyor diye bunlar suçlanabilir mi? Bana göre suçlanamaz”

"CEZAEVİNDE 16 KİLO VERDİM!
KOĞUŞTA HÜKÜMLÜNÜN BOĞAZINI KESTİLER"

Sırrı Küçük ifadesine devam ediyor:

"İBB’ye yönelik 5. dalga operasyon kapsamında ismim geçti. Üç gün boyunca neyle suçlandığımı bilmiyordum; gazeteyi görünce büyük bir şaşkınlık yaşadım. Günlerce neyle suçlandığımızı bilmeden, çekilen görüntüler yüzünden suçlu konumuna düşürüldük. Eşim “televizyonu açamıyorum” dedi. Kızım görüşe geliyor; onu öpüyorum, kokluyorum, onunla oynuyorum ama o 45 dakikalık görüş bittikten sonra benim cehennemim yeniden başlıyor. Bir insanın evladına sınırlı süreyle sarılmasını Allah kimseye yaşatmasın. Bana yazık, siz de bir babasınız diyerek konuşurken sesi titredi.

Eşim psikolojik destek alıyor. Kızım okula başladı ama ne ona şahit olabildim ne de karnesini aldığını görebildim; hepsini babasız yaptı. Bana bir hayat daha verseniz bunları telafi edemem. Kızımın öğretmeni, “Babamı çok özledim” diye ağladığını söylüyor; pedagog desteği alıyor. Biz bu acıları yaşadık ama inşallah kimse evladıyla sınanmaz.

Cezaevinde bulunduğum sürede yengem vefat etti, çocukluk arkadaşım vefat etti; cenazelerine katılamadım. Günlerce ağladım. Kaldığım koğuşta birçok kavgaya şahit oldum; kafasında su bardağı kırılan, altı dikiş atılan insanlar oldu. Benim dışarıda bir kavgam, sabıkam yoktur ama hükümlülerle aynı koğuşta kalıyorum. Başka bir hükümlü, tahliyesine 20 gün kala başka bir hükümlünün boğazını kesti.

Cezaevine girerken 74 kiloydum, şimdi 58 buçuk kiloyum. Günlerce korkudan duş alamadım. Suçlamanın asıl noktasında ise kolluk ve savcılıkta bana iki işletme soruldu; o işletmelerde bulunup bulunmadığım soruldu."

SIRRI KÜÇÜK: 4 YAŞINDAKİ KIZIMA YALAN SÖYLEMEK ZORUNDA KALDIM

Sırrı Küçük savunmasına üzerine atılan suçlamayı kabul etmediğini söyleyerek başladı. Küçük, 4 yaşındaki kızına tutuklandığını söylemediğini, Silivri'de görevde olduğunu söylediğini belirtti:

"Eylem 22 gerçekleşmedi, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Avukat arkadaşımla birlikte, Ömer Güngör’ün 12 Haziran 2025 tarihinde ifade verdiğini tespit ettik; ancak bu tarihten önce ne ifadede ne de bilgi notunda adım geçiyor. Buna rağmen 31 Mayıs 2025 günü 3–4 polis memuru beni neden gözaltına aldı? Neden 165 gün Silivri’de cezaevinde kaldım? Ben dört yaşındaki kızıma neden yalan söylemek zorunda kaldım; Silivri Cezaevi’nin bir polis okulu olduğunu söylemek, her görüşte ağlamak zorunda kaldım. Ömer Güngör ailesiyle dolu dolu zaman geçirirken ben aileme hasret kaldım. Burada el salladık diye suçlu olduk; ben kızımı ayda bir kez, sadece 45 dakika görebiliyorum. Ben 285 gündür tutukluyum. (Sesi titredi.) Masal Su, 31 Mayıs’a kadar kızıma hiç yalan söylemedim. Sabah polisler kapıyı çaldığında çocuğumu korkutmadan gözaltı yapmaları için rica ettik. Şifreyi daha sormadan verdim; hatta yanlış yazmışlardı, düzelttim. Arama yaptılar. Kızımın odasına gittim, alnından öptüm, kokladım; eşime sarıldım, ağlıyordu, ben de gözyaşına boğuldum. Kızım “Nereye gidiyorsun?” diye sordu; “Abilerle işe gidiyorum, geleceğim” dedim ve hayatımda ilk kez yalan söyledim. İşlemediğim bir suç dolayısıyla buradayım ve 285 gündür bunun cezasını çekiyorum. Vatandaş herkes birbirine “Neden alındın?” diye soruyor, kimse bilmiyor."

SIRRI KÜÇÜK KIZININ FOTOĞRAFINI GÖSTERDİ

Tutuklu sanıklar salona alınırken "Sizi seviyoruz" sözleriyle karşılandı. Duruşma "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganıyla başladı. Savunmasını yapmak üzere kürsüye gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük, duruşma salonuna kızının fotoğrafını gösterdi.

İMAMOĞLU: BİR KELİME YAZAMAYAN BASIN UTANSIN

Ekrem İmamoğlu duruşma salonundan çıkarılırken basın mensuplarına dönerek “İyi ki varsınız. Siz olmasanız sesimiz çıkmazdı. Bir yıldır her gün bize hakaret eden üç gündür burada bir kelime yazamayan basın utansın.” dedi.

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Mahkeme heyeti duruşmaya saat 14.00'a kadar ara verdi.

BULUT AYDÖNER TUTUKLANMASINA GİDEN SÜRECİ ANLATTI

Bulut Aydöner tutuklanmasına giden süreci anlattı:

"Benim hakkımdaki iddialarına ilişkin tek doğru var. Biri beni tanımadığı diğer şirketime ve unvanıma dair belirttiği detaylar. Serbülent Danış yalan beyanlarla beni tutuklattırdı. İlk ifadesinde beni hatırlamayıp, abim tutuklandıktan sonra ikinci ifadesinde beni hatırladığını söylüyor."

BULUT AYDÖNER SAVUNMASINDAN: "KİMSEDEN TALİMAT ALMADIM"

Mahkeme, CHP PM Üyesi Baki Aydöner'in kardeşi, iş insanı Bulut Aydöner'in savunması ile başladı:

“Sözde mağdur Serbülent’in beyanlarıyla tutuklandım. Hem de hakkımda hiçbir araştırma yapılmadan bu karar verildi. Usulsüzlük olmadığına dair belgelerin basılı olduğu dövizleri de mahkemeye gösterdim. Annem Zennur Aydöner’in sağladığı maddi imkanları kullanarak işletmemi büyüttüm; mağazalarımızı tek tek gösterdim. Hasanoğulları DTM firması benim şirketimdir ve emek vererek büyüttüm. Ancak emeklerimiz hiçe sayılırcasına hazırlanmış bir MASAK raporu dosyaya sunulmuş.

Talimatla hareket ettiğim yönünde bir suçlamaya maruz kaldığım için şirketin büyüme sürecini de ayrıntılı şekilde anlattım. Bütün işlemlerim usule uygundur, kayıt dışı hiçbir işlemim yoktur. 30 yıldır anne ve babamla aynı adreste ikamet ediyorum, kaçma şüphem yoktur. Abimin bana talimat vermesi söz konusu değildir, benim de ona talimat vermem mümkün değildir.

Tek bir haram karıştırmadığım şirketim adına aldığım iki araç nedeniyle dosyaya dahil edildim. Arsaların konumlarını da mahkemeye gösterdim. Ayrıca inşaat faaliyetleri de yürütmekteyim. Ancak bu süreç artık ciddi bir mağduriyet yaratmaya başlamıştır.”

GAZETECİLERİN YERİ DEĞİŞTİRİLDİ

Altuntoprak'ın aktardıklarına göre duruşmada basın mensuplarının yeri değiştirildi. basın mensupları savunma avukatlarının bulunduğu bölüme alındı ve bu sayede sanıklara yakın bir noktadan duruşmayı takip edilebiliyor.

MAHKEME BAŞKANI JANDARMAYI UYARDI!

Mahkeme başkanı, jandarmaya "El sallayanlara müdahale etmeyin" talimatı verdi.

Avukat: Yani siz duruşmaya başlamadan sayın Başkan, salon gerim gerim gerildi. İzleyicileri selamlamak açısından bu çok sağlıklı bir durum değildi. Bu konuda talimatı verecek olan sayın Başkan sizsiniz. Veya başkasıysa, kolluk kuvvetleriyse, en azından ailesini selamlama noktasında bir mahsur olmadığına dair bir talimat verilirse bunun fayda sağlayacağını düşünüyorum. Sizin takdirinize sunuyorum.

Mahkeme Başkanı: Kayıtlara bakıp değerlendirelim, usule aykırı bir hareket var mı diye? Ya şöyle; el sallamakta tabii ki mahsuru yok. Yani sorun o değil…

HEYET GELDİ, DURUŞMA BAŞLADI

Mahkeme heyeti duruşmaya 10:35'te geldi. Tutuklu sanıkların salona getirilmesinin ardından heyet duruşmayı başlattı.

Ekrem İmamoğlu 10.32 itibarıyla duruşma salonuna getirildi. 10.00'da başlaması planlanan duruşma, mahkeme heyetinin henüz gelmemesi nedeniyle başlamadı.

Fatih Keleş ve Necati Özkan da mahkeme salonuna getirildi.

"MEHMET SAVUNMANIN ONURUSUN"

İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan'ın salonda “Mehmet savunmanın onurusun” diyerek karşılandığını, Pehlivan'ın da gülümseyerek el salladığını kaydetti.

DİLEK İMAMOĞLU'NUN KARDEŞİ: BANA İNSAN GİBİ DAVRANIN!

Kiracılara kötü haber: Yargıtay tahliye taahhütnamelerinde emsal karar verdi
Kiracılara kötü haber: Yargıtay tahliye taahhütnamelerinde emsal karar verdi
İçeriği Görüntüle

Dilek İmamoğlu’nun tutuklu kardeşi Cevat Kaya, jandarmalara tepki gösterdi. Kaya, jandarmaların izleyicileri selamlamasını engellemesinin ardından “40 yıldır bu ülkeye vergi ödüyorum. Bana insan gibi davranın” diyerek tepki gösterdi.

DURUŞMADA GERGİNLİK! JANDARMA MÜDAHALE ETTİ

Tutuklu sanıklar duruşma salonuna alkışlarla geldi. Bu sırada seyircilere selam vermeye çalışan Yavuz Saltık'ın, jandarma tarafından ittirildiği öne sürüldü. Salonda gerginlik çıktı. Avukatlar jandarmaya tepki gösterdi.

Ayrıntılar geliyor...