Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil toplam 105 sanık kürsüsünde yer alacağı İBB Davası, 9 Mart'ta Silivri'de görülecek duruşma öncesinde yargılama sürecine yönelik eleştirilerle gündemde kalmaya devam ediyor.
İddianamede sanıklara farklı suçlamalar yöneltilirken mahkeme bugüne kadar dört kez tutukluluk incelemesi yaptı ve bu incelemelerin hiçbirinde tahliye kararı çıkmadı. 9 Mart’ta yapılacak duruşma öncesinde bugün (6 Mart) bir tutukluluk incelemesinin daha yapılması bekleniyor. O isimler arasında yer alan Aykut Erdoğdu'ya bugün de tahliye kararı çıkmazsa, tutukluluk süresi atılı suçtan alabileceği cezayı geçiyor.
AYKUT ERDOĞDU CEZA ALSA BU KADAR YATMAYACAKTI!
Avukat Hüseyin Ersöz, İBB Davasının yargılama sürecinde verilen tutukluluk sürelerine ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulundu. Ersöz, özellikle Aykut Erdoğdu’nun tutukluluk süresinin isnat edilen suç ve infaz hükümleriyle karşılaştırıldığında "ölçülülük" tartışması yarattığını belirtti.
Ersöz, tutukluluk süreleri bir yıla yaklaşan sanıklar bulunduğunu, bazı isimler hakkında iddianamede talep edilen cezanın kapalı ceza infaz kurumunda infazı gerektirmeyebileceğini belirtti. Buna rağmen Kasım ayından bu yana tek bir tahliye kararı verilmemesinin özgürlük hakkı ve adil yargılanma ilkeleri açısından tartışma yarattığını ifade etti.
Tutuklu müvekkilleri için tahliye taleplerini mahkemeye sunduklarını aktaran Ersöz, Aykut Erdoğdu’nun dosyasının diğerlerinden ayrıldığını söyledi. İddianamede Erdoğdu’ya yöneltilen tek suçun “rüşvete aracılık etmek” olduğunu, ayrıca iddia edilen örgüt hiyerarşisine dahil edildiğine dair bir isnat bulunmadığını kaydetti.
Yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunan Erdoğdu bakımından mevcut tutukluluk süresinin, isnat edilen suç için öngörülen ceza ve infaz düzenlemeleriyle kıyaslandığında ölçüsüz bir müdahale niteliği taşıdığını belirten Ersöz, yapılacak incelemede tahliye kararı verilmemesi halinde tutukluluk süresinin kanunda öngörülen infaz süresini aşabileceğini ifade etti.
Avukat Hüseyin Ersöz'ün paylaşımındaki ifadeler şu şekilde:
Kamuoyunda "İBB Davası" olarak bilinen yargılamada, 105 tutuklu sanık bulunuyor. İddianamede bu kişilere farklı suç isnatları yöneltilmiş durumda.
Mahkeme bu zamana kadar 4 tutukluluk incelemesi gerçekleştirdi ve hiçbiri hakkında bir tahliye kararı vermedi. 9 Mart tarihli duruşma öncesinde bugün (6 Mart) bir tutukluluk incelemesi daha yapılması bekleniyor.
Tutukluluk süreleri 1 yıla yaklaşan çok sayıda sanığın bulunduğu, bazılarına iddianamede istenen cezanın "kapalı ceza infaz kurumunda infazı gerektirmediği" bir durumda, Kasım ayından bugüne kadar geçen sürede tek bir kişi hakkında dahi tahliye kararı verilmemesi Özgürlük Hakkı'nın ihlali yanında Adil Yargılamaya da gölge düşüren bir durum oluşturuyor.
Bugünkü inceleme öncesinde, tutuklu müvekkillerimizle ilgili tahliye taleplerini Mahkeme dosyasına sunduk. Ancak içlerinde Aykut Erdoğdu'nun durumu, isnat edilen suç, tutuklu kaldığı süre ve infaz düzenlemeleri çerçevesinde diğerlerinden ayrılıyor. Tutukluluk hali Özgürlük Hakkı yönüyle orantısız bir müdahale oluşturması yanında telafisi mümkün olmayacak bir mağduriyete de ne yazık ki kapı aralıyor:
"... Soruşturma aşamasındaki tutuklama kararı ile aşamalardaki tutukluluk halinin devamı kararlarının hukuka aykırı olmasının yanı sıra, gelinen aşamada iddianame içeriğine göre Müvekkilimize atılı tek suç yönünden de kuvvetli suç şüphesinden söz edilmesi mümkün değildir. Bunun yanında, isnat edilen suça ilişkin Kanunda düzenlenen ceza miktarı, infaz hükümleri ve Müvekkilimizin tutuklu kaldığı süre göz önüne alındığında, tutuklama tedbirinin peşin bir cezalandırma aracına dönüştüğü açıktır. Şöyle ki;
İddianamede Müvekkilimize yöneltilen tek suçun “Rüşvete Aracılık Etmek” olduğu, iddia edilen örgüt hiyerarşisine dahil edilmediği önemli bir detaydır. Bunun yanında Müvekkilimiz yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunduğundan, iddianamede talep edilen ceza ile tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığı gerçeği, yürürlükteki infaz düzenlemeleri karşısında inkar edilemeyecek bir boyuta ulaşmıştır. Sayın Mahkemenin 06 Mart 2026 tarihli tutukluluk incelemesinde tahliye kararı vermemesi halinde Kanunda düzenlenen cezanın infazıyla geçecek süreyi aşmış olacağı da bir başka gerçektir. ..."




