İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle yargılandığı İBB Davası 8. haftasında devam ediyor. Geçen hafta İmamoğlu’nun makam şoförleri Osman Zekai Kırat ve Recep Cebeci, SEGBİS'le yapılan tutukluluk incelemesinde tahliye edildi.

Yine geçen haftaki duruşmada tutuklu cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın savunması, itirafçı Adem Soytekin'e söz verilmesi üzerine yarıda kaldı. Hakim, Pehlivan'a "Adem Bey'e yazdığı dilekçeyle ilgili söz verdim. Savunmanızın insicamını bozduğumuz için özür dileriz" dedi. "Pazartesi kaldığınız yerden devam ederiz" diyerek duruşmayı bitirmişti.

"ETKİN PİŞMANLIK İFADELERİ HUKUKA AYKIRI DELİL NİTELİĞİNDE"

Mehmet Pehlivan'ın avukatı Tora Pekin, itirafçı Adem Soytekin'in iddialarına değindi. Pekin, "7 Mart’ta Mehmet Pehlivan’ın toplantıya katılan kişilerle ortak bazı yok. Mehmet toplantıda yok. HTS kayıtlarınıza göre telefonu da toplantıda yok" dedi. Pekin, "Pehlivan’a ne husumetiniz var ki ona böyle gerçeğe aykırı suçlama yöneltiyorsunuz?" diye sordu. Pekin, "8 kere ifade almak nedir? İstediği söylenene kadar ifade almak nedir? Bu dosyadaki etkin pişmanlık ifadeleri hukuka aykırı delil niteliğindedir. İtibar edilemez" dedi. Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

AVUKAT TORA PEKİN: YARGITAY KARARINA BAKTIK 'HADDİNİ BİLDİRİRİZ' TEHDİT

Tutuklu Mehmet Pehlivan'ın savunması için söz alan avukat Tora Pekin, iddianameyi imzalayan 7 savcının ödüllendirildiğini söyledi. "Onlarla birlikte başsavcı da Adalet Bakanı yapıldı" diyen Pekin, "Duruşma savcısı, Ekrem İmamoğlu’na 'haddini bildiririz' dedi. Bunu tehdit olarak aldık. Hatta Yargıtay kararlarına baktık 'tehdit' diyor. Bize göre tehdit, Yargıtay’a göre tehdit ama Adalet Bakanlığı’na göre gerekli uyarı. Asla kabul etmiyoruz. Bu salonda kimse kimseye haddini bildiremez" dedi.

Bakanlıktan "Hastaneler satılıyor" iddiasına açıklama
Bakanlıktan "Hastaneler satılıyor" iddiasına açıklama
İçeriği Görüntüle

YAN HÜCRESİNDEKİ TUTUKLU SAVCI İÇİN 60 SAAT UYUYAMAMIŞLAR

Pehlivan, 'Çoğumuz bu tutukluluk halini ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yiyenlerle aynı koşullarda geçiriyoruz' ifadesini kullandı. Ve şunun altını çizdi, 'Aslında bu iddia makamının savcıların buralarda staj yapması, staj görmesi gerekiyor. İnanın ki adaletimiz için çok büyük bir farklılık olur. Çünkü bizim bu kapatılmamızın nasıl bir şey olduğunu hiçbiriniz tahayyül edemezsiniz, hayal edemezsiniz' dedi.

Kendisinin yan tarafına hemen oradaki cezaevinde, Çorlu cezaevinde bir savcının tutuklu olduğunu, 60 saat boyunca uyuyamadıklarını söyledi. 'Neden uyuyamadık, biliyor musunuz?' diyerek anlattı. 'Çünkü kendisine bir şey yapacak korkusuyla infaz muhafızları kapısında bekledi. 60 saat boyunca kendisiyle konuştular.

"Yargıtay üyesi miydi, anayasa mahkemesinden miydi bir meslektaşınız, bir ceza yargıcı, savcı bey geldi. Sadece 60 saat kaldı. 60 saat boyunca biz uyuyamadık. Murat ağabeyin iki yan hücresine geldi. Aynı koridordaydık ama. 60 saat boyunca biz uyuyamadık. Niye biliyor musunuz Sayın Başkan? Savcı bey bunalıma girdi. Kendine bir şey yapacağı korkusuyla infaz memurları hücresinin kapısında bekledi 60 saat boyunca ve onunla konuştular. Tutuklu savcı bey kendine zarar vermesin diye. Ve en sonunda dayanamadılar; kamerayla izlenen, 7-24 kamerayla izlenen ve tek kişinin kalmayacağı, kendisine tırnak içinde 'alışılmış bir kapatılan kişi' refakat etsin dendi."

"Ve leblebi çekirdek gibi tutuklama kararı veriyorlar. Bunu, bu kararı verenlerin hepsinin staj etmeleri, bunu yaşamaları zorunlu. Adaletin ülkede nasıl hızla değişeceğini bilseniz inanamazsınız dedi.

Sonrasında da kendisinden bahsetti, aslında bu süreçle alakalı. Çünkü bir ara değerlendirme yapılmıştı daha öncesinde kendisi hakkında tutukluluk devam kararı verilmişti. Delilleri karartma şüphem olduğunu söylüyorsunuz. Hangi delilleri karartacağım ve bu deliller dahası da neden hala bu zamana kadar toplanmadı sorusunu sordu. Adli kontrol tedbirleriyle neden hangi gerekçeyle serbest bırakılmadığımı öğrenmek istiyorum dedi. Beni kızımdan ayrı bırakmanızın ek gerekçesi nedir diye sordu. Mehmet Pehlivan, kızım bana açık görüşte okul arkadaşının babasının adıyla sesleniyor. Çünkü okul arkadaşının babasına baba diyor ifadesini kullandı. Buna niyet gerekçe yazmıyorsunuz diye sözlerini de toparladı. Ardından da az önce de söylediğimiz gibi avukatları savunmalarını yapıyorlar ama bir diğer taraftan bir gelişme daha oldu bu hafta. Yine bir ara değerlendirme yapılacak sekizinci hafta içerisinde. Perşembe günü o ara değerlendirmede 92 kişiden kimlerin tahliye olacağını duyabileceğiz. Bunun öncesinde avukatlar yine tahliye taleplerini sözlü olarak iletmek istediklerini beyan ettiler. Bu talep kabul edilmeyince de avukatlar tarafından yine bir reddi hakim talebi geldi. O talep değerlendirildi ve o talep reddedildi. Ama yine bu tutuklu isimlerin daha önce tahliye talebi sözlü bir şekilde beyan eden isimlerin yazılı bir şekilde beyan etmesi noktasında bir ısrar vardı. Geçtiğimiz hafta yine sorun aslında çıkmıştı. Burada bir gerginlik yaşanmıştı. Adem Soytekin bir dilekçe yazmıştı. Buna ilişkin bir söz verilecek denmişti. Buna ilişkin de konuştu mahkeme başkanı. Dilekçeni değerlendirdik. Savunmanı hazırlarsan Pehlivan'dan sonra seni alacağız sıranı öne çekip. Sonrasında da Bursa, Bursa'ya gelmemem için müzekker yazacağız ifadelerini kullandı. Mehmet Pehlivan'a soru soran Ekrem İmamoğlu da bir taraftan aslında bunlara dikkat çekti. Tabii ki de ben burada tutuklu yargılanan 90 arkadaşım için nasıl istiyorsam onun da tahliyesini isterim. Ancak savunmasını önce yaptığı için bir tahliyesi olacak elbette. Ben de bu Perşembe günü tahliye değerlendirmeleri yapılmadan öncesinde söz almak istiyorum. Söylemek istediklerim var dedi. Aynı zamanda Türk adaletine bir kara leke olarak işlenen şeylerden birinin ne olduğunu da şu şekilde ifade etti. Ben burada jandarma eşliğinde aşağıya inerken yanında 5-10 korumasıyla birlikte burada şov yaparak içeriye giren isimler var. Bu da Türk adaletine aslında bir kara lekedir ifadelerini kullandı. Ardından Mehmet Pehlivan'a sordu. Benim size herhangi bir şekilde talebim oldu mu? Hukuki olmayan gayrimeşru bir talebim oldu mu diye. Mehmet Pehlivan'dan hayır yanıtını aldıktan sonra savunmalarına dair şu saatlerde devam ediyor.

PEHLİVAN'IN AVUKATLARI SAVUNMA YAPTI

Savcı ve İmamoğlu'nun Pehlivan'a yönelik sorularının ardından Pehlivan'ın avukatları Erinç Sağkan ve İbrahim Kaboğlu savunmalarına başladı.

ARA SONRASI PEHLİVAN ÇAPRAZ SORGUDA

Duruşmaya verilen ara sona erdi. İmamoğlu'nun avukatı çapraz sorguda. Savcı'nın Pehlivan'a yönelik soruları yöneltmesinin ardından İmamoğlu soru sormaya başladı. Duruşmaya verilen aranın ardından İmamoğlu, Perşembe günü yapılacak olan tutukluk değerlendirmede kendini ifade etmek istediğini ve tahliye beyanları sırasında konuşmak istediğini belirtti.

Bu davanın kendisinin üzerine kurulu olduğunun altını çizen İmamoğlu, duruşma savcısına "Az önce bu duygularımı ispat edercesine avukatıma sorduğu 6 sorudan 4’ü İmamoğlu'yla ilgiliydi. Hem de iğneli bir şekilde ilgiliydi" dedi.

İmamoğlu ile Mehmet Pehlivan arasındaki çapraz sorgu:

"İMAMOĞLU ODAKLI BİR YARGI SÜRECİNİ YAŞIYORUZ"

Sayın Başkan, Sayın Heyet; size ve bütün buradaki arkadaşlarıma iyi bir hafta diliyorum. Umarım Türk yargısı adına düzgün, iyi, olumlu, verimli bir hafta geçiririz. Bugün burada avukatımı tutsak bir şekilde dinlemenin üzüntüsünü yaşamaktayım. Tabii ki kıymetli avukatım, değerli kardeşim Mehmet Pehlivan'ın çok özenli, çok tarihi savunmasının her cümlesini de çok özenle dinlediğimin altını çizmek isterim. Bugün buraya hem Barolar Birliği Başkanı’nın hem İstanbul, Tekirdağ ve başka il baro başkanlarının da katılımı beni mutlu etmiştir. Zira bugün tutsak edilen, aslında benim savunma hakkımdır. Sanırım benim savunma hakkımın tutsak edilmesi çok da şaşırılacak bir şey değil; çünkü açıkçası Ekrem İmamoğlu odaklı bir yargı sürecini, yaklaşık 1 yılı aşkın süredir Türkiye olarak yaşamaktayız.

"6 SORUNUN 4'Ü İMAMOĞLU İLE İLGİLİYDİ"

Sayın Başkan, Sayın Heyet; sorularım var ama sorularımdan önce çok çok önemli bulduğum iki hususu sizinle paylaşmak istiyorum. Zira hem geçen hafta hem bu hafta açıkladığınız, beyan ettiğiniz birtakım kararlarınızla ilgili sürece o esnada dahil olmak istemedim. Öncelikle şunu söyleyeyim: Perşembe günü tahliyeyle ilgili, sadece yeni katılan arkadaşlarımızın savunmasını, Beyoğlu Belediye Başkanı ve arkadaşlarımızın savunmasını alacağınızı ifade ettiniz; onun dışındakilerin yazılı beyanda bulunacağını belirttiniz. Bunu tekrar hatırlatmak isterim. Bu duruşmaların başladığı ilk gün de aslında bu tartışmayı sizinle yaşamıştık. Bu dava, Ekrem İmamoğlu üzerine kurulu ve Ekrem İmamoğlu üzerinden yürütülmeye çalışılan tarihi bir davadır. Aslında böyle bir dava olmaması gerekir. Az önce sanki bu duygularımı ispat edercesine iddia makamı bile, burada bulunan değerli avukatıma sanık pozisyonuyla sorduğu 6 sorunun 4'ü aslında Ekrem İmamoğlu'yla ilgiliydi ve hatta iğneli bir şekilde Ekrem İmamoğlu'yla ilgiliydi.

PERŞEMBE GÜNÜ SÖZ ALMAK İSTEDİ

Dolayısıyla benim hem kendi adıma hem de burada bulunan tutsak arkadaşlarım adına hem de tutsak olmayıp 400'e yakın yargılanacak olan arkadaşlarımızın adına -ki büyük bir kısmı İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanı, bürokratı ve siyasi yol arkadaşlarım olduğu sebebiyle- perşembe günü benim mutlaka ama mutlaka tahliyeyle ilgili görüşlerimi belirtme hakkım olduğunun altını özenle çizerek size hatırlatmak isterim. Bu hatırlatma öylesine bir hatırlatma değildir Sayın Başkan, Sayın Heyet; çok ciddi bir hatırlatmadır. Esasen bu yönde zaten almış olduğunuz bir karar vardı. Bu kararı değiştirerek böyle bir uygulamayı devreye koydunuz. Diğer bir kısım arkadaşlarımızın haklı taleplerini de kabul ederek bu talebimi size aktarmak istiyorum. Perşembe günü benim mutlak bir şekilde; yaşadığımız bu süreç içerisinde gelişen çok fazla olay ve aktarılan çok fazla savunma süreci sonrasında, ilaveleriyle beraber sizin ve heyetinizin huzurunda ifade etmem gerekenleri eksiksiz ifade etmem gerektiğini söylemek isterim.

"ADEM SOYTEKİN'İN BANA GÖRE İFTİRACI OLMASININ HİÇBİR ÖNEMİ YOK"

Diğer ikinci husus çok çok önemli. Bu sabah, tam sesinizi alamadığım için eksik algılama yaşamış olabilirim ama Adem Soytekin’in talebi doğrultusunda Mehmet Pehlivan’dan sonra vermiş olduğu dilekçe sonrasında, burada yapmaya karar verdiğinizi ifade ettiniz, yanlış anlamadıysam. Tabii ben hiç kimsenin savunma hakkına en ufak bir zeval gelmesini istemem. Kim ne olursa olsun. Herkesin savunma hakkı, en az benimki kadar kutsaldır. Tabii dediğim gibi duruşmalar başladığında da esasen yine bir başka hususta hatırlarsanız, az önce söylediğim konuda, benim sıramla ilgili itirazımı size beyan etmeye gayret etmiştim ve ne yazık ki uzun süren bir tartışma zaman dilimi yaşamıştık sizle. Siz de hatta reddettiniz, sonra teşekkür ederim kabul ettiniz. Ve benim ifademi sizin huzurunuzda, milletimizin huzurunda burada beyan ettim. Dolayısıyla Adem Bey'in de savunmasını en doğru zamanda, en doğru şekliyle yapması; pozisyonunun itirafçı olması ya da bana göre iftiracı olmasının hiçbir önemi yok, kesinlikle hakkıdır. Bunu söyleyeyim.

"ADEM SOYTEKİN HER GELDİĞİMDE BENİ AYAĞA KALKARAK KARŞILADI"

Ancak Adem Bey'in bildiği kadarıyla -çok yüzeysel dinledim, okumadım- ama beyanında tehdide yönelik ve baskı altında olduğuna yönelik ifadeleri var. Ve bu tehdit ve baskı altında olduğu ifadelerinin muhatabı iki tane kuruldur, heyettir. Yani bir tanesi kim olabilir? Burada bizler olabiliriz, bizi ifade ediyor olabilir. Yani buradaki 90 küsur kişiyi ve açıkçası bir de jandarmaları zan altında bırakabilir. Yani Adem Bey, sonuçta aşağıda başka bir yerde bekletiliyor, buraya geliyor ve en arkada da izleyici olarak süreci takip ediyor. Şu anda da zannederim burada yok, sabah da görmemiştim. Her geldiğinde de beni buradaki heyetle beraber ayağa kalkarak karşıladı. Belki 1-2 kişi karşılamamıştır ama her defasında ayağa kalkarak karşıladı. Ben de gördüğümde selamlaştım kendisiyle. Nasıl bir tehdit veya nasıl bir baskı? Bunun muhatabı kimdir bilmiyorum. Tabii ki siz her sanığın güvenliğini en üst seviyede sağlamak zorunda olduğunuzu biliyorum, bu sizin göreviniz. Ancak böyle bir taleple böyle bir düzenlemeyi yapma ihtiyacı duymanız bizi zan altında bırakır. Bunu şiddetle reddediyorum. Yani biz, ben veya şahit olduğum şekilde hiçbir arkadaşımızın böyle bir diyaloğu yaşadığını duymadım, görmedim. Bu manada bu beyana karşılık, bu talebi bu şekilde düzenlemenizin her iki heyeti de jandarma gücünü de bizleri de zan altında bırakacağını ifade ederim.

Sayın avukatım, sizinle yürüttüğümüz avukat-müvekkil ilişkisinde sizden hukuka uygun olmayan, aykırı, gayrimeşru bir taleple mesleğinizi sürdürmenize yönelik bir talebim, baskım oldu mu?

Pehlivan: Sayın Başkanım, avukat-müvekkil ilişkisi gizlidir, oradaki hiçbir görüşmeyi açığa vuramam. Hukuka aykırı bir talimatınız olsa bile bunu söyleyemem. Ama sorduğunuz için, rızanız olduğunu düşünerek söylüyorum: Hayır, böyle bir talimat vermediniz.

Tabii mahkeme düzeni açısından bir karar aldıysanız Sayın Başkan, Sayın Heyet; "Eğer böyle bir kararı bunun için aldım" diyorsanız, burada şu an mevcut durumdaki pozisyonda birçok arkadaşımızı zor durumda bırakabilirsiniz. Niye derseniz? Ben de sonuçta mahkeme düzenini burada öğreniyorum, yaşıyorum. Burada çok deneyimli üstatlar, hocalar, baro başkanları var, hadsizlik yapmak istemem ama anlıyorum ki birisi oraya çıktığında savunma yaptığında soru soracak, ona göre hazırlıklar var vesaire. Ve siz bir düzen inşa ettiniz, o düzene göre de Adem Bey, bildiğim kadarıyla son sıralarda savunmasını yapacak olan bir arkadaşımızdı. Tabii burada ona hazırlıklı olmayan avukatlar olabilir, bugün burada olmayan sanıklar olabilir. Çünkü siz "Talimat verdim ve buraya getirilmesini istedim" gibi bir şey de ifade ettiniz, eksik anlayabilirim tekrar söyleyeyim. Açıkladığınız bu sıralama şekli böyle hemen anında, akşamdan sabaha burayı sıkıntıya uğratabilir ve bu düzeni sıkıntıya sokabilir.

Bakınız Sayın Başkan, Sayın Heyet; bulunduğumuz mahkeme, Türkiye tarihinin en önemli mahkemesidir. Ne benim itibarım -geçiyorum- ne sizin itibarınız, ne herhangi birinin itibarı mahkemenin itibarından daha önemli olmadığını düşünüyorum. Bu manada ben bu şekilde bir kararı uygulama şekli açısından sıkıntılar doğuracağını ve tartışma yaratacağını düşünüyorum. Ve ben gösterdiğiniz gayreti, gösterdiğiniz özeni çok dikkatle takip ediyorum. Olabildiğince söz hakkı, insanların kendini savunma hakkına gösterdiğiniz hassasiyeti de takip ediyorum. Tabii ki eleştirilerim, eksik gördüğüm hususlar var; kişisel olarak, mesleki değil çünkü mesleğim değil çünkü. Bunu gördüğüm için bunun çok tartışmalar doğuracağını söylüyorum. Bir başka husus Sayın Başkan; yani Adem Bey, bugün burada tutuklu yargılanıyor, şurada her arkadaşım kadar onun da tutuksuz yargılanmasını isterim. Her arkadaşımın tutuksuz yargılanmasını savunurken ve o kürsüden "Lütfen bütün arkadaşları serbest bırakın" diye ifade ederken, şunu şunu ayırın demedim zaten. Çünkü herkesin tutuksuz yargılanma hakkı var.

Bu manada makul sıralama açısından Sayın Başkan, Sayın Heyet; şu olabilir: İlla önde düşünüyorsanız 3 gün, 5 gün, 6 gün sonra oraya denk düşecek şekilde bir sıralama yaparsınız ama bunu da mahkeme düzeni açısından düşünürsünüz. Tekrar ediyorum; burada hiç kimse kendini baskı altında hissedecek hiç kimse bir davranışta bulunmadı, bulunmaz. Biz bir aradayız, ben de bir süre ayrıydım sonra arkadaşlarımla katıldım. Yaptığımız sohbetler Türkiye üzerine sohbetlerdi. Bu manada bir düzenlemeyi yapabilirsiniz diye düşünüyorum. Şu olabilir, yani perşembeye yetişsin, belki tahliye alabilir ya da tahliyesi olabilir... Vallahi olsun, tahliye olsun, gene tahliyesi olmuş şekilde gelsin ifade versin.

Mahkeme Başkanı: Böyle niyetler üzerinden üretmeye gerek yok. Sıralamayı da biz belirledik baştan.

Ekrem İmamoğlu: Tamam. Ama bakınız sıralamanın zararlarını ben size anlatayım da... Siz yani bu benim görüşümü şöyle alın lütfen: Ben size yardımcı olmaya çalışıyorum Sayın Başkan. Niye biliyor musunuz? Siz çok başarılı bir yargılama süreci yaşarsanız, biz bundan faydalanacağız. Kötü bir süreç yaşanırsa, biz bundan zarar göreceğiz. Biz derken, beni kastediyorum ama esasen Türk milletini kastediyorum. O bakımdan o kişinin perşembe günü tahliyesi olacak, keşke olsun! Ama ben istiyorum ki buradaki 90 küsur kişi tahliye olsun ve tutuksuz yargılama olsun. Hiç kimsenin tahliyesi, benim kıskançlığım falan asla… Herkesin hürriyeti beni mutlu eder. Bakınız Sayın Başkan, sizinle ilgili değil ama... Tamam, toparlıyorum. Sizinle ilgili değil ama bakın ben iki defa aşağıya gelişimde şahit olduğum bir husus var. Sonuçta ben de jandarmalar eşliğinde, arkadaşlarım gibi geliyoruz, kolluk güçleri bizi alıyor nezarete koyuyorlar. Ama yani 5-10 tane korumayla, şov yapar gibi o bizim o şekilde girdiğimiz kapıdan, bir iftiracı kapıları açıyor, başını koruyor, içeri alıyor, yanında korumalarla şov yapar gibi yürüyorsa, bu yüce Türk adaleti adına utanç verici manzaralardır.

Zaten o utanç verici manzara, o kararı alanların böyle alnına şak diye yapışmış, onlarla yaşayacak, günü gelince de hesabı sorulacak. Ama size bugüne kadar yürüttüğünüz hassasiyete, bu düzeni bu şekilde zafiyete uğratmama şeklindeki uygulamalarınız yakışır. Bu kadar net söylüyorum. Bakınız bu kadar net. Ama siz bu kararı alır, burada farklı zafiyetler oluşursa sorumlu olursunuz, elbette biz de mücadelemizi veririz. Tekrar ifade edeyim; her ikisi de birbiriyle bağlı. İddia makamı bile sorduğu 6 sorunun, 7 sorunun sayısı, biri hariç tamamı Ekrem İmamoğlu'na yönelik sorular ve aslında irite edici sorular. Ama bunlar sorulur, avukat da cevap verir. Sayın Başkan bitiriyorum. Dolayısıyla hem bu düzeni kurma konusundaki şu an alınan kararı acilen gözden geçirmenizi öneriyorum hem de ben perşembe günü konuşmak zorundayım, durumundayım ve o şekilde bir tahliye süreci burada konuşulamaz. Ben konuşmak zorundayım. 143 eylemin içinde, delik deşik edilmiş şekilde az önce sorulan sorular gibi, her konuyla muhatabım. Ben de %90'ını burada dinliyor ve öğreniyorum. O bakımdan benim böyle bir pozisyonum var diye size iki konuyu aktarmış oldum. Lütfen bunu hassasiyetle dikkate alınız.

Sayın avukatım Sevgili Mehmet Pehlivan, sizinle avukat-müvekkil ilişkisi yaşıyoruz, ben hukukçu değilim, ben avukat değilim. Sizinle yürüttüğümüz avukat-müvekkil ilişkisinde, olur ya ben bilmeden, istemeden talep edebilirim yani aykırı olabilir, hukuki düzenlemelerde avukat statüsüne uygun olmayabilir. Siz de hani belki bana olan saygınızdan, konumumdan dolayı uyarmamış olabilirsiniz. Ben sizden hukuka uygun olmayan, hukuki anlamda aykırı, gayrimeşru, gayri yasal herhangi bir talep, herhangi bir hukuki uygulama talebi şeklinde mesleğinizi sürdürmeye yönelik bırakın öyle sürdürdüğünüzü demeyi, sürdürmeye yönelik bir talebim oldu mu? Böyle bir iş veya işlemin bir parçası olma yönünde size bir baskım ya da bir şeyim oldu mu? Ben farkında değilim, bunu bu şekilde soruyorum, altını çizeyim. Bunu lütfen mahkeme huzurunda cevaplarsanız ben memnun olurum.

Mehmet Pehlivan: Sayın Başkan, avukat-müvekkil ilişkisi gizlidir, esasında orada yaptığımız hiçbir görüşmeyi açığa vuramayız. Haliyle hukuka aykırı bir talimat vermiş olsaydınız bile, bunu verdiğinizi söyleyemezdim. Böyle bir Avukatlık Kanunu bu konuda avukat denen bir kanuni yükümlülük yüklemiştir. Ama sorduğunuz için, rızanız olduğunu düşünerek cevap veriyorum: Hayır, böyle bir talimat vermediniz.

DURUŞMA SAVCISI İLE PEHLİVAN ARASINDAKİ SORU CEVAP

Savcı: Mehmet Bey. Bu soruşturma aşamasında dosyaya yansıyan birtakım tapeler vardı. Onları inceleyince fark ettim. Bu tapelerde isminiz geçmiyor ve direkt sizle ilgili değil ama devamında gerçekleşen toplantılar nezdinde beyanlarda isminiz geçtiği için sormak istiyorum bu soruyu.

Tapelerde adınız geçmiyor ama tapede bahsedilen bir toplantı var. O toplantıyla ilgili hakkınızda beyan var. Onunla ilgili soru sormak istiyorum. Şimdi söz konusu tapede, Adem Soytekin ve İBB özel kalemden olduğunu olduğunu beyan eden Cengiz isimli şahıs arasında 6 Mart 2025 yılında 22.42 sıralarında gerçekleşmiş ve Cengiz isimli şahıs, Adem Soytekin’e yönelik, “Efendim şöyle sizin de bir müsaitliğiniz varsa, Başkanımız yarın sabah 09.15 geçe, kendi konutunda birebir bir görüşme gerçekleştirmek üzere sizi görüşmeye davet etmek ister” şeklinde bir konuşma gerçekleşiyor ve bu da tespitte dosyaya aksiyor tapelerde.

Bunun üzerine Adem Soytekin’in alınan beyanlarında, söz konusu 7 Mart 2025 tarihi saat 19.15'te tapelere yansıyan görüşmeye gittiğini söylüyor. İfadesinde "Ekrem İmamoğlu ile başkanlık konutunda yapmış olduğum görüşmede, Ekrem İmamoğlu bana 'Tedbir aldın mı? Operasyon yapılacak. Sen de listedesin. Eğer emanet etmen gereken para veya belge varsa, bunları Turan Taşkın Özer’e emanet et' demiştir.

Bu görüşme esnasında Avukat Mehmet Pehlivan da yanımızdaydı" şeklinde bir ifadesi var. Bu hususta ne diyorsunuz? 7 Mart günü ilgili toplantıya katıldınız mı veya katıldıysanız böyle bir konuşma yaşandı mı?

Mehmet Pehlivan: Sayın Savcım, 7 Mart tarihli HTS kayıtlarım dosyada mübrez, iddianameye de eklenmiş. Öyle bir toplantıda olmadığım hem HTS kayıtlarında; yani soruşturma makamının bu denli değer atfettiği -ki o kadar değerli değil ama- HTS kayıtlarında bile benim 7 Mart tarihli toplantıda olmadığım açıkça görülmektedir.

Bunun yanı sıra Adem Soytekin müdafii Onur Büyükatipoğlu da soruşturma dosyası kapsamında vermiş olduğu ifadede, öyle bir toplantının olduğunu ama benim o toplantıda olmadığımı, bizzat soruşturma makamlarına yazılı olarak bildirmiştir.

Savcı: Tamam. Böyle bir toplantıda o zaman siz yoktunuz…

Mehmet Pehlivan: Yani olmadığım bir toplantının yapılıp yapılmadığını, böyle bir konuşma geçip geçmediğini ben bilemem Sayın Savcım.

Savcı: Tamam, bir de bu Adem’in oğlunun bir beyanı var eylem kapsamında, hani devrin konusuyla ilgili. Güllüce Tarım şirketi ve içinde bulunan iki adet villanın Ekrem İmamoğlu'nun şirketlerine devir süreci var iddianameye yansıyan ve eylem bazında geçen. Bu devir sürecinde bulundunuz mu veya süreç aşamasında herhangi bir dahliniz var mı?

Mehmet Pehlivan: Sayın Savcım, ilk sorunuza da tapelere dayandığı için bir şerh düşmedim ama bu sorunuzdan önce bir hukukçu ve meslektaş olmam gereği, şu şerhi düşmek isterim: Savunmam boyunca, bahsettiğiniz sanığın ifadesi dahil bu ifadelerin tamamının yasak sorgu yoluyla elde edilmiş olduğunu anlattım. Yargıtayımızın da kararı çerçevesinde önce bu şerhi belirteyim; zira yasak sorguya zımni iddia yoluyla teyit alanı açmak da istemem. Bu bir yasak sorgudur. Önce bunu şerh ederek sorunuza cevap vereyim: Ben Nuhoğlu’nun bahsettiği sürece dair delillere de sahibim. İzniniz olursa Sayın Başkan, göstermek istiyorum. Savunma esnasında bu soruyu aslında daha aydınlatıcı olması açısından doğru cevap kısmında da vermiştik.

Bahsedilen Güllüce Tarımcılık olayı, bir iddianamede olduğu haliyle var, bir ifadede olduğu haliyle var, bir de gerçekte olduğu haliyle var. Gerçekte olduğu halini Sayın İmamoğlu’nun bu dava kapsamında müdafinliğini yapacak, daha doğrusu eylem bazlı savunmasını yapacak meslektaşlardır. Ben onlar yerine savunma yapmam uygun olmaz. Kendi açımdan size şunu anlatayım. Güllüce Tarımcılık meselesinde Eylem 14’te iddia edilen konu sağda yazıyor: Geriye dönük usulsüz sözleşmeler hazırladığım isnadı var. Doğru biliyorum değil mi Sayın Savcım?

Savcı: Doğru.

Mehmet Pehlivan: Peki, bu Ali Nuhoğlu’nun beyanında nasıl? Solda gördüğünüz üzere formaliteden bir ek sözleşme. Şimdi net açıdan belirlemek açısından soruyorum ve açıklama yapmaya çalışacağım. Bir ek sözleşme olduğu iddiası varsa, ki şahsın bu şekilde açık ve net bir ifadesi var, avukat huzurunda alınmış—bu ifadenin yasak sorgu olmasını bir tarafa bırakıyorum, şerh düşerek soruyorum—ek sözleşme niye dosya arasında değil? Soruşturma makamları şahıstan—ki etkin pişmanlık beyanını destekleyen deliller istemiştir—bunu neden istememiştir? Yani ifadede ek sözleşme, iddianame yazım aşamasında ortada bir ek sözleşme bulunamayınca geriye dönük usulsüz sözleşmeye dönmüş Sayın Savcım. Bunun ben bir hatalı olduğunu çok net görüyorum ve sizlere de göstermek için bu delili hazırladım. Benim Nuhoğlu’yla yaptığım görüşme esnasında katıldığım tek süreç arabuluculuk sürecidir. O da resmi arabuluculuk, şahsın avukatı çerçevesinde olmuştur.

Savcı: Hangi konuda arabuluculuk? Hangi süreç devreye giriyor?

Mehmet Pehlivan: Hisse devir sözleşmesiyle alakalı bir arabuluculuk süreci yaptım. O da kayıtlarınızda var. Arabuluculuk sürecine dair bir çekince ve soru işareti yok. Ama bu hem beni ilgilendirdiği için hem müvekkili ilgilendirdiği için en önemli konu olduğunu düşünüyorum. Böyle bir geriye dönük usulsüz sözleşme hazırlama yok. Ayrıyeten şunu da söylemek isterim: Bir yazılı sözleşme var, yazılı belge var.

Şahıs imzalamış. Özgür iradesi, özgür iradesinin dışında imzaladığına dair bir şerh yok. Öyle bir iddia da yok, iddia dahi yok dosyada. Avukatı imzalamış. Yazılı belgeyle edinmiş bir ispat var. Bunların hepsini dışlayıp, hepsini dışlayıp getirdiği yer şöyle olmuş—onun da dayanağı yok ama—ek sözleşmeydi ama ek sözleşme de yok. Soruşturma makamlarına, bizim benim soruşturma aşamasına yönelttiğim eleştiriler Sayın Savcım, hani bu somut delillere dayanarak yöneltildi. Umarım cevap verebilmişimdir.

Savcı: Yani özgür iradeyle imzalanan bir evrak olduğu zaman bunu geçerli kabul ediyoruz doğru mu? Herhangi bir şerh konulmadıysa veya şu olmadıysa...

Mehmet Pehlivan: Hayır, şahsın bu sözleşmenin… yani bu bahsettiği ek sözleşme konusuna dair bir iddiası yok. Bir ek sözleşme diyor, söyleyivermesinden ibaret bir şey. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Söyleyivermiş ama bu soruşturmada isnada dönmüş.

Savcı: Yine bu Adem Soytekin’in beyanlarında bu Topkapı Aksoy Plaza’da İmamoğlu’na ait SSB Gayrimenkul Şirketi’nden devredilen tapu meselesi var, iddianameye yansımış. Adem bir şeylerden bahsediyor burada. Adem bu tapu devri sürecinde 5 milyon doların, hani iddiaya göre sistemden getirildiğini, sizin ise operasyon öncesi bu aktarıldığı iddia edilen paraları fatura işlemleri üzerine geldiğinizi söyleyerek muhasebeyle görüştüğünüzü fakat operasyonlar nedeniyle işlemin askıda kaldığı şeklinde bir beyanı var. Hani avukat sıfatıyla müvekkillerinizi veya dosya kapsamında fatura ilişkisine dair bir süreciniz oldu mu?

Mehmet Pehlivan: Yani iddianamede de avukat olarak tasvir ediliyorum, mali müşavir değilim. Bir kimseye fatura düzenletme gibi bir yetkim de yok. Adem Soytekin’in yine en başta söylediğim gibi bu ifadenin bir yasak sorgu olduğunu şerh ederek cevap vereyim. İkrar ettiğimi düşünmeyin ifadenin salahiyetini. Adem Soytekin’in bahsettiği şekliyle bile bu ifadeyi verdiği tarih 27 Haziran. Ali Nuhoğlu’nun oradan geliyormuş, fatura işlerini orada da düzeltmiş. Benim Ali Nuhoğlu’yla fatura işi yaptığıma dair bir iddia da… Yani Ali Nuhoğlu 1 Haziran’da bunu veriyor, bu ifadeler basına düşüyor, Adem Soytekin oradan duyuyor ve yeni bir uyum baskısı altında genişletilmiş itiraf dediğimiz şey gelişiyor. Bu sadece bende değil. 16 Haziran tarihli ifadesinin 12. sayfasını açın, 24 nolu başlıkta da şöyle başlıyor cümlesi: "Basından duyduğum kadarıyla Selim İmamoğlu Makedonya’da 670 bin Euro para yatırmış." Basından duymuş, Makedonya’ymış, 670 bin Euro'ymuş. Makedonya değil Hırvatistan iddia konusu olay. 670 bin değil 380. Yani ifadelerin oluş biçimi, oluşturuluş biçimi bu. Söz konusu iddiayla alakalı bir bilgi sahipliğim dahi yok. Fatura düzenleme yetkimin olmadığını da açıkça belirteyim.

Savcı: Yine bu Adem’in bahsettiği toplantı süreci var operasyon sürecine kadar. Onunla ilgili dosyada HTS bazları alınmış. Birden fazla kişi Adem Soytekin, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Hüseyin Köksal tarzında. Orada da sizin hangi tarih bakıyorum... 11 Mart 2025 yılında Adem Soytekin’le ortak baz var Beylikdüzü’nde. O güne dair hani diyeceğiniz var mı? Niye bir araya geldiniz?

Mehmet Pehlivan: Ona dair Sayın Savcım doğrudan bir toplantı eşleştirmesi yapmıyor. 7 Mart tarihli bir toplantıdan bahsediyor ki o toplantıda olmadığımı HTS kayıtları—dosyanız arasında olan HTS kayıtları—o toplantıda olmadığımı söylüyor. Buna rağmen tutukluluğuma gerekçe olarak o HTS kayıtları yazıyor, o da ayrı bir konu. 11 Mart’a dair özel bir toplantı nitelendirmesi yok. Bu soruşturmanın oluşturuluş biçiminde HTS kayıtları bu şekilde kullanılmıştır. Şahıslar arasındaki HTS kayıtları getiriliyor, eşleşen tarihlere bir iddia yerleştiriliyor. Örnek vereyim bir tane daha, somutlaşması açısından söylüyorum. Bir şahıs ifadesinde 2023 yılında Murat Erenler, Ali Kotil "2023 yılında görüştük" diyor ve birtakım iddialar geliştiriyor görüştüğüne dair. Savcılık HTS kayıtlarını getirtmiş, 2021 yılında sadece ortak bazları var ve iddianame şöyle geçmiş: "Her ne kadar şahıslar 2023 yılında böyle bir olaya karıştıklarını söyleseler de HTS kayıtları 2021 diyor." Yani iki yılı geriye çekiyor. HTS kayıtları bu dosyada, HTS verileri yan delilken, tek başına hiçbir soruşturmada, davada—bırakın davada olmayı—tutukluluk tedbiri için delil alınamayacakken bu şekilde manipülatif şekilde kullanılmaya çalışılmış. Bahsettiğiniz, bana sormuş olduğunuz HTS kaydı da onlardan herhangi biri Sayın Savcım.

Savcı: Adem Soytekin'le daha görüşmeniz oldu mu veya tanışıklığınız var mı?

Mehmet Pehlivan: Ben Adem Soytekin'le tanıştığımı söylüyorum. Belki hatta bir önceki sorgumda kendisiyle bir husumetim olmadığını açıkça belirttim. Hatta o husumetten de öte böyle bir husumet iddiasında biri bulunmadım. Görüştüğüme dair de ya görüşmedim demiyorum, görüştüm görüşüyordum. Sosyal olarak tanıdığım bir insan. Haliyle o tarihte görüşmüş olabilir miyim spesifik olarak diyemem ama hatırlamıyorum. Bir yerde baz vermiş, bir restoranda bile baz vermiş olabilirim veyahut da oturup görüşmüş de olabilirim. Benim Adem Soytekin'le görüşmemle alakalı bir çelişme çekişme durumu yok. Kendisi ki bu soruşturma kapsamında en çok ifade süreçlerine maruz kaldığı zor bakımından kendisinin de ne kadar mağdur edildiğini de anlatmıştım. Yani onun güvenilir ve itibar edilebilir tarafı olmadığına dair beyanlarımın yanı sıra esasında onun da ne kadar zora kaldığını, tüm itirafçılar gibi ne kadar zora kaldığını da burada anlatmıştım. O yüzden görüşmüş olabilirim. Ne görüştün diye soruyorsanız hatırlamıyorum.

Savcı: Bu yine bu Zorlu Center'da bir olay meselesi var, onunla ilgili bir HTS baz incelemesi yapılmış. İncelemede işte belli tarihlerde Hüseyin Köksal, Murat Gülibrahimoğlu, Hüseyin Köksal, ondan sonra Ekrem İmamoğlu, Murat Kapki ile birçok ismin ortak bazda gözüküyor. Hatta Ekrem Bey vekil olduğu için o tarihlerdeki soru sormuyor ama mesele şu, bu Hüseyin Köksal, Gülübrahimoğlu ve Kapki ile bir tanışıklığınız var mı?

Mehmet Pehlivan: HTS kayıtları da yine aynı şeyi söyleyeceğim. Hani bu soruşturmanın usul ekonomisi açısından söylüyorum. Bu HTS kayıtları tek başına hiçbir anlam ifade etmez. Bununla beraber şunu belirteyim. Murat Gülübrahimoğlu'yla hayatımda bir tanışıklığım yok. Murat Kapki'yi de yalnızca Hüseyin Köksal'ın ortağı olması vesilesiyle tanırım. Hüseyin Köksal da beni hem sosyal olarak tanıdığım bir isim hem de aramızda avukat-müvekkil ilişkisi var.

Savcı: Anladım. Başka sorumuz yok, sağ olun.

13:00'DA DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Duruşmaya öğle arası verildi. İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, tahliye olan Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar'a "Geçmiş olsun" diye seslendi. Duruşmaya verilen aranın ardından çapraz sorguya geçilecek.

PEHLİVAN'DAN SAVUNMADA FLAŞ İDDİA: SAVCI DİĞERLERİNE İTİRAFÇI OLDUĞUMU SÖYLEMİŞ

İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan, uzun süren savunmasında gözaltındayken savcının diğer tutuklulara 'itirafçı' olduğunu söylediğini ve bunun da amacının itiraf beklentisi olduğunu söyledi.

"Aşağıda nezaretteyken, beni tanımayan birçok insana ifade süreçlerinde savcı, benim itirafçı olduğumu söylemiş. Beni tanımayan bu insanlar, Savcı Bey’in bizzat bunu iddia ettiğini söylüyorlar. Bunun tek bir amacı vardı: İtiraf beklentisi yaratmak. 14 Haziran 2025'te Fatih Keleş'in etkin pişmanlık kapsamında 120 sayfa ifade verdiği bilgisini sosyal medya hesabından paylaşan gazeteci görünür kimseleri unutmadık; tweetleri hâlâ duruyor. Size verdiğim belgeler arasında da bunlar var. "

PEHLİVAN SAVUNMASINA DEVAM EDİYOR: NEREDE PARA DOLU BAVULLAR?

Mehmet Pehlivan, geçen hafta yarım kalan savunmasına devam ediyor...

Yandaş medya her türlü karalamayı yaparken mağdurların suç duyuruları bile kabul görmüyor. Savcılığın keyfi ve yasadışı uygulamalarını eleştiren gazetecilerin hedef alındığını, kanallara ağır cezalar kesildiğini, haberlere erişim engelleri getirildiğini gördük. Sayın İmamoğlu’nun, Murat Ongun’un sosyal medya hesapları sırayla kapatıldı.
İktidar medyasının yaklaşık 2 yıllık süreçteki en büyük mesaisi yüzlerce sahte haber üretmek oldu.
Israrla şu soruları sorduk, sormaya da devam edeceğiz: Hani nerede “Florya’da gömülü paralar”?
Nerede “cenaze aracıyla kaçırılan rüşvetler”?
Hani nerede 560 milyar kamu zararı”?
Nerede para dolu bavullar?
Hani nerede dağıtılan iPhone 16 telefonlar, tabletler? ....
Tüm bu haberlerin sahte, yalan olduğu artık herkes tarafından kabul edilen bir gerçek... Gazeteci görünümlü suç ortakları bile süreç boyunca yalan söylediklerini itiraf ettiler...
Amaçları toplumda muhalif siyasetçilerin yozlaşmış olduğuna dair bir fikir yerleştirmektir. Bu mekanizma tüm otokrasilerde bu şekilde işlemektedir.
24 yıldır yaptıklarıyla toplumun zihninde yozlaşma ve yolsuzluk kelimelerinin karşılığı haline gelenler için bu saatten sonra aklanma imkansızdı. Bu nedenle ellerinde olan tek şey muhalif siyasetçilerin de onlardan farkı olmadığını iddia edecek yalanlar uydurmaktı.

ADEM SOYTEKİN'İN SAVUNMASI ÖNE ÇEKİLDİ! SONRASINDA DA GELMEYECEK

Reddi hakim talebini reddeden hakim, itirafçı Adem Soytekin'in savunma sırasının öne çekilmesi talebini kabul etti. Normalde 105. sırada savunma verecek olan Soytekin, Mehmet Pehlivan'ın savunmasının ardından savunma verecek. Mahkeme Başkanı: Adem, dilekçeni değerlendirdik. Savunmanı hazırlarsan Pehlivan’dan sonra seni alacağız sıranı öne çekip. Sonrasında da gelmemen için müzekkere yazacağız.

Hakimin bu sözlerinin ardından Adem Soytekin duruşma salonundan ayrıldı. Soytekin cezaevine geri gönderiliyor.

REDDİ HAKİM TALEBİ REDDEDİLDİ

Avukatların reddi hakim talebinin reddedildi.

Duruşmaya ara verilmesi ile herkes salondan çıkarıldı.

DURUŞMADA REDDİ HAKİM ÇIKIŞI: ARA VERİLDİ

Avukatlar tahliye talepleri için söz istedi, hakim izin vermedi. Avukatların reddi hakim talebinin ardından duruşmaya talebin değerlendirilmesi için ara verildi. Avukat Uğur Poyraz tutukluluk incelemesi sırasında her sanığın avukatına söz hakkı tanınması için itiraz edince Mahkeme Başkanı ile aralarında tartışma yaşandı. Mahkeme Başkanı tahliye değerlendirmesinin Perşembe günü yapılacağını söyledi.

Avukatların taleplerini devam ettirmesi üzerine mahkeme başkanı, sadece İBB Davası'yla birleştirilen Beyoğlu dosyasının avukatlarına söz vereceğini belirtti. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı reddi hakim talebini değerlendirmek için duruşmaya ara verdi.

Uğur Poyraz 'söz hakkı vermeyecekseniz adil yargılama yapmıyorsunuz demektir' dedi. Poyraz, 'Heyetinizi reddediyorum' dedi.

ADEM SOYTEKİN İÇİN YOĞUN ÖNLEMLER

İBB Davası'nda bu hafta ara 92 tutuklu hakkında tutukluk değerlendirme yapılacak. Beyoğlu iddianamesinin de İBB Davası'na eklenmesi ile tahliye henüz tahliye talebi alınmayan İnan Güney'in de aralarında olduğu 3 kişi var.

ADEM SOYTEKİN İÇİN YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMİ

Geçen haftaki son duruşmada savunmasının öne çekilmesi için dilekçe verilen itirafçı Adem Soytekin, bugün oldukça korumalı şekilde salona getirildi. Soytekin ile diğer tutuklular ile arasında çok sayıda sandalye konuldu.

İMAMOĞLU ALKIŞLARLA SALONDA

Tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu alkışlar eşliğinde salona getirildi.

TUTUKLULAR SALONA GETİRİLDİ

10.00'da başlaması gereken duruşmada 10.55 itibari ile tutuklular salona getirilmeye başlandı.

GEÇEN HAFTA TAHLİYE OLAN KADİR AYDAR SİLİVRİ'DE: EKREM BAŞKAN ÇIKANA KADAR BURADAYIM

Aziz İhsan Aktaş Davası kapsamında geçtiğimiz hafta tahliye olan Adana Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar da bugün davayı takip için Silivri'ye geldi. Aydar, "Ekrem başkanım ve diğer arkadaşlarım çıkana kadar buradayız. Ben arkadaşlarımı bırakıp Adana'ya dönemem. Asfalt dökemem, açılış yapamam. Hiçbir şey olmamış gibi hayatıma devam edemem!" dedi.