İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında yaptığı açıklamada, ABD'nin öneriyi kabul etmesi halinde 7 günlük sürecin başlayacağını söyledi. Arakçi, ilk adımların 4-5 gün içinde tamamlanacağını, Hürmüz Boğazı'nın 6'ncı gün açılacağını ve 7'nci gün ABD ile İran'ın nükleer program konusunda görüşmelere başlayacağını belirtti. Arakçi, sürenin ABD'nin planı kabul ettiği anda başlayacağını ifade etti. İran'ın önerisi Washington'a Katar üzerinden iletildi.
İRAN'IN 7 GÜNLÜK PLANI
İran'ın önerisinde ABD'nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını kaldırması, petrol satışlarına ilişkin yaptırımları esnetmesi ve Lübnan'ı da kapsayacak şekilde çatışmaların durdurulması talep edildi.
Buna karşılık İran'ın 6'ncı gün Hürmüz Boğazı'nı uluslararası gemi trafiğine açması, 7'nci gün ise nükleer program ve bölgesel güvenlik başlıklarında ABD ile müzakerelere başlaması öngörüldü. İran tarafı, teklifin haziran ayında varılan ancak kısa süre içerisinde çöken geçici anlaşmanın şartlarına dayandığını belirtti.
Arakçi, ilk adımların birkaç gün içinde tamamlanabileceğini ve planın kabul edilmesinin ardından yedi günlük takvimin işlemeye başlayacağını söyledi.
TRUMP TEKLİFİ GERİ ÇEVİRDİ
Wall Street Journal'ın ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre Trump, İran'ın 7 günlük ateşkes teklifini kabul etmedi. Habere göre Trump, İran'ın kendi taleplerini yerine getirip getirmeyeceği konusunda şüphe taşıyor.
WSJ'ye göre Trump, yakın çevresine kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından İran'a yönelik bombardımanın yeniden başlayabileceğini söyledi. Haberde, Washington'ın İran'ın nükleer programına ilişkin taleplerinin karşılanmasından önce mevcut askeri ve ekonomik baskıyı kaldırmaya sıcak bakmadığı aktarıldı.
İran ise ABD'nin resmi yanıtını beklediğini belirtti. İran'ın önerisinin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını ve bölgedeki çatışmaların sona ermesini hedeflediği bildirildi.
WASHINGTON'IN TALEPLERİ FARKLI
ABD tarafında ise İran'ın teklifine ilişkin temel anlaşmazlığın, Hürmüz Boğazı'nın ne zaman açılacağı ve Washington'ın askeri baskıyı ne zaman sona erdireceği başlıklarında yoğunlaştığı bildirildi.
WSJ'nin aktardığına göre ABD yönetimi, İran üzerindeki ekonomik baskının sürdürülmesinin Tahran'ı Washington'ın şartlarını kabul etmeye zorlayabileceğini değerlendiriyor. Trump'ın ayrıca İran'ın nükleer programının sona erdirilmesine ilişkin taleplerinin karşılanacağı konusunda şüphe taşıdığı belirtildi.
HÜRMÜZ BOĞAZI KRİTİK PAZARLIK KOZU
Savaş öncesinde dünya petrol ve gaz ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki ulaşımın aksaması, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin en önemli başlıklarından biri haline geldi.
Boğazdaki ulaşımın kısıtlanması küresel enerji piyasalarını etkilerken, petrol ve akaryakıt fiyatları üzerindeki baskının da artmasına neden oldu. Hürmüz'ün yeniden açılması ihtimali daha önce petrol fiyatlarında düşüş beklentisi oluşturmuştu.
KATAR ARABULUCULUĞU SÜRDÜRÜYOR
İran'ın önerisi ABD'ye Katar aracılığıyla iletildi. Katar, Washington ile Tahran arasındaki dolaylı görüşmelerde arabuluculuk rolünü sürdürüyor.
Katar Başbakanı'nın cuma günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşmesi de diplomatik temasların devam ettiğini gösterdi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha önce yaptığı açıklamada, taraflar arasında görüş alışverişi için fırsat oluşması halinde bunu değerlendireceklerini söylemişti.
Buna karşın ABD ve İran arasındaki güven sorununun devam ettiği belirtiliyor. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ile tarafların önceki anlaşmanın ihlalinden birbirlerini sorumlu tutması, yeni bir anlaşmaya ilişkin sürecin önündeki başlıklar arasında bulunuyor.
YEMEN VE LÜBNAN BELİRSİZLİĞİ
İran'ın önerisinin Lübnan'ı kapsayacağı belirtilirken Yemen'deki çatışmaların anlaşmanın kapsamına alınıp alınmayacağı ise henüz netleşmedi.
Husilerin Kızıldeniz'deki Babülmendeb Boğazı'na yönelik tehditlerinin artması, küresel ticaret açısından yeni bir risk oluşturuyor.
Suudi Arabistan'ın İran'ın teklifine temkinli yaklaştığı bildirildi. Körfez ülkeleri daha önce Hürmüz Boğazı konusunda müzakerelerin yeniden başlamasını desteklerken, Yemen'deki gelişmeler ve Suudi petrol altyapısına yönelik saldırıların ardından Riyad'ın tutumunun değiştiği ifade edildi.
İRAN İLE SUUDİ ARABİSTAN ARASINDA TEMAS
İran'ın diplomatik girişimleri Suudi Arabistan'ı da kapsadı. İran Dışişleri Bakanlığı, Arakçi'nin Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan'a İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'ndaki güvenli deniz taşımacılığına ilişkin varılan mutabakat hakkında bilgi verdiğini açıkladı.
Hürmüz Boğazı'nın büyük ölçüde kapalı kalması ve savaşın bölgeye yayılması, küresel petrol arzı üzerindeki baskıyı artırırken Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerini de büyüttü.
BÖLGESEL GÜVENLİK TEMASLARI ARTIYOR
Suudi Arabistan'ın savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelik bölgesel temaslar da devam ediyor. Türkiye ve Pakistan savunma yetkilileri Riyad'da bir araya gelerek bölgedeki güvenlik durumunu, istihbarat paylaşımını, askeri koordinasyonu ve kuvvetlerin entegrasyonunu görüştü.
Toplantı, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dışişleri bakanlarının Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında gerçekleştirdiği görüşmeden bir gün sonra yapıldı.
İRAN'DA DİPLOMASİ TARTIŞMASI
İran yönetimi birlik görüntüsü vermeye çalışırken diplomasi konusunda ülke içinde farklı görüşlerin bulunduğu belirtildi.
Bazı muhafazakar isimler Pezeşkiyan ve Arakçi'nin diplomatik girişimlerini eleştirirken, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf da ülkedeki farklı yaklaşımlara dikkat çekti.
Galibaf, savaş söyleminin nasıl sonuçlandırılacağına ilişkin bir mekanizma sunulmadan sürdürülmesinin de ülkenin kapasitesinin küçümsenmesinin de yanlış olduğunu söyledi.
Arakçi ise yaklaşık 7 aydır devam eden ABD-İsrail savaşı sırasında İran'da 5 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
Böylece İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma ve nükleer müzakerelere dönme karşılığında sunduğu 7 günlük plan, Washington'ın yaklaşımı nedeniyle belirsizliğe girdi. İran resmi yanıtı beklerken, WSJ'nin aktardığı Trump'ın tutumu diplomatik çözüm arayışının yanında askeri seçeneğin de Washington'ın gündeminde kalmaya devam ettiğine işaret ediyor.




