Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da işgal altındaki yurdu kurtuluşa ulaştırmak amacıyla Samsun’a çıkarak başlattığı Milli Mücadele’nin üzerinden 107 yıl geçti. 19 Mayıs 1919, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin başlangıcı, işgal kuvvetlerine, saltanat ve hilafet düzenine karşı direnişin sembolü olarak tarihteki yerini aldı.
Atatürk’ün Samsun’a çıkarak başlattığı Kurtuluş hareketi, Anadolu’da başlayacak olan destansı mücadelenin ilk kıvılcımı oldu. Atatürk, doğum gününü “19 Mayıs” olarak belirtmiş, bu tarih sadece onun değil, tüm Türk gençliğinin bayramı olmuştur.
TÜRK MİLLETİNİN KÜLLERİNDEN DOĞUŞU
Atatürk, kendi hayat öyküsünü kaleme aldığı “Nutuk” adlı ölümsüz eserine şöyle başlar:
“1919 senesi Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım.”
Ve yıllar sonra kendisine hangi gün doğduğu sorulduğunda gururla, “19 Mayıs” diyecekti. Çünkü bu tarih yalnızca onun değil, Türk milletinin küllerinden doğuşunun sembolüdür.
O BÜYÜK BİR İDEALLE YOLA ÇIKMIŞTI
Mondros Mütarekesi’nin ardından ülkenin pek çok bölgesi işgal altındayken, Anadolu henüz düşman ayakları altına girmemişti. Yurdun çeşitli yerlerinde halk işgallere karşı direnişini sürdürürken, Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu Müfettişi olarak geniş yetkilerle Samsun’a gönderildi.
Emrine iki kolordu verildi. Atatürk'ün görünürde görevi bölgede yaşanan güvensizlik ve kargaşayı bastırmaktı. O ise büyük bir idealle yola çıkmıştı: Kayıtsız şartsız millet egemenliğine dayanan bağımsız bir Türk devleti kurmak.
Görevden alındı, rütbeleri söküldü, hakkında idam kararları verildi. O ise emperyalistlere ve onun uşaklarına boyun eğmedi. Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'TEN TÜRK GENÇLİĞİNE ARMAĞAN
19 Mayıs 1919, Türk milletinin kaderini değiştiren, bağımsızlık mücadelesinin başlangıç noktası olan tarihi bir gündür. Bu sebeple Mustafa kemal Atatürk, bu önemli günü Türk gençliğine armağan etti. Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ilk defa 1926 yılında Gazi Günü adı altında Samsun'da kutlanmış, 24 Mayıs 1935'te Atatürk Günü adı altında resmiyet kazanmıştır. Beşiktaş Jimnastik Kulübü öncülüğünde Fenerbahçe Stadı'nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir. Bu organizasyondan bir süre sonra düzenlenen Spor Kongresi'nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni, kutlanan Atatürk Günü’nün yalnızca spor camiasıyla sınırlı kalmayıp tüm gençliğe mal edilmesi gerektiğini belirterek, her yıl “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” adıyla kutlanmasını teklif etmiştir. Kongrede oylanan bu öneri kabul edilmiş ve Atatürk'ün de onayıyla yasalaşmıştır. Böylece 19 Mayıs, 20 Haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” adını almıştır.
19 MAYIS COŞKUSU
1980 sonrası adı bugünkü halini aldı: 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Günümüzde bu anlamlı gün, başkent Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin her köşesinde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde büyük bir coşkuyla kutlanıyor. Spor etkinlikleri, resmi törenler ve gençlerin aktif rol aldığı çeşitli organizasyonlarla bu büyük günün ruhu yaşatılmaya devam ediliyor.
19 Mayıs, Atatürk’ün gençliğe olan inancını ve milletin azimle sürdürdüğü bağımsızlık mücadelesini simgeleyen bir tarihtir. Bu gün yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin başlangıcıdır.
O'NUN HAYATI MÜCADELELERLE GEÇTİ, ASLA PES ETMEDİ!
24 YAŞINDA
Kurmay yüzbaşı olarak Harp Akademisi’ni bitirdi. İmparatorluğun en çalkantılı bölgelerinden Şam’daki 5. Ordu’da ilk görevine adımı attı.
25 YAŞINDA
Teslimiyetçi zihniyete karşı direnişin ilk tohumlarını ekti. Şam’da arkadaşlarıyla birlikte gizlice Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu.
26 YAŞINDA
Kolağası rütbesine yükseltildi ve vatan toprağını savunma azmiyle Selanik’teki 3. Ordu’ya atandı.
28 YAŞINDA
Meşrutiyete ve yeniliğe karşı hortlayan gerici 31 Mart Ayaklanması’nı bastırmak üzere, Hareket Ordusu’nda kurmaylık görevini üstlendi.
30 YAŞINDA
İstanbul’da binbaşılığa yükseldi. Trablusgarp işgal edilince durmadı. “Vatan elden gidiyor” diyerek gizlice ve gönüllü olarak cepheye Şark Gönüllüleri Komutanlığı’na koştu.
31 YAŞINDA
Yerel halkı örgütleyerek İtalyan kuşatmasına karşı Tobruk Savaşı’nı başarıyla yönetti. İmkansızlıklara karşı direnişin sembolü oldu.
32 YAŞINDA
Balkan Savaşları sonrasındaki zorlu dönemde Sofya askeri ataşeliğine atandı. Diplomasiyi öğrendi.
34 YAŞINDA
Çanakkale’de, Arıburnu’nda düşmanı dehasıyla durdurdu. Anafartalar Kahramanı oldu. İngilizAnzak birliklerini bozguna uğratıp “Çanakkale geçilmez” dedirtti.
35 YAŞINDA
Doğu Cephesi’nde Rus istilasına karşı umut oldu. Generalliğe (Mirliva) yükseltildi. Üstün stratejisiyle Bitlis ile Muş’u Rus işgalinden kurtardı.
37 YAŞINDA
Mondros Mütarekesi imzalanıp ülke karanlığa gömülürken Yıldırım Orduları Grubu komutanı oldu. Silahların teslim edilmesine karşı çıktı, direniş hazırlıklarına başladı.
38 YAŞINDA
“Geldikleri gibi giderler!” diyerek 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastı. Havza ve Amasya Genelgeleri ile milli bilinci uyandırdı. Askerlik mesleğinden istifa etti. Sine-i millete döndü. Erzurum ve Sivas Kongrelerinde manda ve himayeyi reddederek başkan seçildi, milli iradeyi örgütleyip Ankara’ya geldi.
39 YAŞINDA
İstanbul teslim olmuş, idama mahkum edilmişti ama onun millete inancı tamdı. Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açarak tam bağımsızlığın merkezini kurdu.
40 YAŞINDA
Meclis tarafından Başkomutanlık yetkisiyle donatıldı. Bizzat yönettiği Sakarya Meydan Muharebesi’ni büyük bir zaferle taçlandırdı. Mareşallik ve Gazi ünvanıyla onurlandırıldı.
41 YAŞINDA
“Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emriyle Büyük Taarruz’u başlattı. Dumlupınar’da Başkomutanlık Meydan Savaşı’nı kazanarak 9 Eylül’de İzmir’i düşmandan temizledi. Ardından saltanatı kaldırdı.
42 YAŞINDA
İzmir İktisat Kongresi ile ekonomik bağımsızlığın temelini attı, Halk Fırkası’nı kurdu ve 29 Ekim’de Cumhuriyeti ilan ederek yeni devletin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.
46 YAŞINDA
Geçmişin ve geleceğin muhasebesi olan tarihi Nutuk’u okuyarak cumhuriyeti gençliğe emanet etti.
47 YAŞINDA
Cehalete karşı savaş açtı. Yeni Türk harflerinin kabul edilmesini sağlayarak bizzat kara tahtanın başına geçti.
49 YAŞINDA
Demokrasinin yerleşmesi için Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulmasını sağlayarak çok partili yaşam idealinden vazgeçmediğini gösterdi.
53 YAŞINDA
Durmaksızın memleketi gezmeye, halkıyla kucaklaşmaya devam etti. Meclis tarafından kendisine Türk’ün atası ATATÜRK soyadı verildi.
56 YAŞINDA
Sağlığı bozulmaya başlamışken bile “Şahsi meselem” dediği Hatay davasından vazgeçmedi. Yürüttüğü dahi diplomasi ile Hatay’ı vatana kattı. Milletler Cemiyeti’ne kabul ettirdi.
57 YAŞINDA
Arkasında sönmeyen bir Cumhuriyet meşalesi bırakarak ebediyete göçtü.




