Hayvan hakları savunucuları, kamuoyunda “katliam yasası” olarak anılan 7527 sayılı Kanun’un kabul edilmesinin ikinci yılında Ankara’da eylem düzenledi. Yasanın hayvanların yaşam hakkını korumadığı, bilimsel ve hukuki temelden uzak olduğu savunularak, iptal edilmesi çağrısı yapıldı.
Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi’nin çağrısıyla hayvan hakları savunucuları, “katliam yasası” olarak anılan 7527 sayılı Kanun’un kabul edilmesinin ikinci yılında, Ankara'da Sakarya Caddesi’nde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Eyleme Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu, Yaşamdan Yana Veteriner Hekimler Platformu ve Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi de katıldı.
“Toplayamazsın, hapsedemezsin, öldüremezsin” yazılı dövizler taşıyan eylemciler, “Kurtuluş yok tek başına, ya tüm türler ya hiçbirimiz” ve “Hayvana, insana, yeryüzüne özgürlük” sloganları attı.
“İKİ YILDIR BARINAKLARDA YAŞANANLARA TANIKLIK EDİYORUZ”
Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi adına açıklama yapan Güliz Gündüz, düzenlemenin yürürlüğe girmesinden bu yana Türkiye’nin birçok kentindeki barınaklarda hayvanların yaşamını yitirdiğini ve kötü muamele iddialarının arttığını belirtti. Gündüz, “Katliam Yasası’nın ikinci yılında yasımızı ve öfkemizi alıp buraya geldik. İki yıldır İzmir’den Van’a, Trabzon’dan Hatay’a her bir barınakta çeşitli cinayetlere şahit olduk” dedi.
Sokakta yaşayan köpeklerin büyük bölümünün toplandığı yönündeki açıklamaları hatırlatan Gündüz, barınakların kapasitesi dikkate alındığında çok sayıda hayvanın yaşamını yitirdiğini öne sürdü.
Ankara’da NATO Zirvesi öncesinde toplanan bazı sahipsiz köpeklerin akıbetinin açıklanmadığını savunan Gündüz, Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi, ODTÜ ve Ayrancı’dan alınan çok sayıda köpeğin nerede olduğunun açıklanmasını istedi. Gündüz, “Katliam yasası değişene, sokaklar özgürleşene kadar bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Sokaklarımıza özgürlüğü, sokaklarımıza neşeyi yeniden getireceğiz” diye konuştu.
“BARINAKLARIN TAMAMI ÖLÜM KAMPINA DÖNÜŞTÜ”
Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu Başkanı Haydar Özkan da yasanın görüşüldüğü süreçte hayvanların barınaklarda güvenli koşullarda yaşayacağının söylendiğini ancak gelinen noktada bunun gerçekleşmediğini savundu.
Yasa hazırlanırken yaptığı uyarıları aktaran Özkan, “Keşke haklı çıkmasaydık. Bütün hayvanseverler haklı çıktı. Barınakların tamamı birer ölüm kampına dönüştü. Mamak’ta, Aksaray’da, Bursa Osmangazi’de, Niğde’de, Kars’ta, Edirne’de gördük. Ölüm kampı olmayan bir yer yok” dedi.
Yasa iptal edilinceye ve hayvan ölümleri sona erinceye kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Özkan, geri adım atmayacaklarını ifade etti.
“BİLİM YERİNE CEZALANDIRMA TERCİH EDİLDİ”
Yaşamdan Yana Veteriner Hekimler Platformu adına konuşan Selin Güler de düzenlemenin tüm bilimsel uyarılara rağmen yürürlüğe girdiğini belirterek, iki yıllık uygulamanın toplum güvenliğini sağlamadığını, hayvan refahını korumadığını ve bilimsel hiçbir temele dayanmadığını söyledi.
Sokakta yaşayan hayvanların yaşam alanlarından koparıldığını, barınaklarda hastalık, açlık ve kötü bakım nedeniyle ölümlerin yaşandığını belirten Güler, “Buna rağmen ne sokaklar daha güvenli oldu ne de sorun çözüldü. Nüfus kontrolü şiddetle değil; bilimsel, sürdürülebilir ve etik yöntemlerle sağlanır. Bilim susturuldu, meslek örgütleri yok sayıldı. Yeni olan bilim yerine cezalandırmayı, yaşam yerine ölümü tercih eden siyasi iradedir” dedi.
“SORUN HAYVANLAR DEĞİL, KAMU YÖNETİMİNİN İHMALLERİ”
Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı Avukat Tuğba Gürsoy ise iki yıl önce yasanın kitlesel toplama ve ölümlere yol açacağı yönündeki uyarılarının haklı çıktığını savundu.
İl Hayvanları Koruma Kurullarında açıklanan verilerin çok sayıda hayvanın ihmal ve kötü uygulamalar sonucunda yaşamını yitirdiğini gösterdiğini öne süren Gürsoy, “Sorun sokakta yaşayan hayvanlar değil; yıllardır yeterince yapılmayan kısırlaştırma çalışmaları, denetlenmeyen üretim ve satış faaliyetleri ile kamu idaresinin ihmalleridir” dedi.
Gürsoy, belediyelere yönelik toplama talimatlarının hukuki açıdan da tartışmalı olduğunu belirterek, toplama ve ölüm verilerinin kamuoyuyla paylaşılması, bakımevlerinin bağımsız denetime açılması ve bilimsel ve hukuki temelli politikalara dönülmesi çağrısında bulundu. Gürsoy, “Yaşam hakkı pazarlık konusu yapılamaz. Yaşamı korumak devletin anayasal, hukuki ve vicdani sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.
Basın açıklamasının ardından eylemcilerden biri gitar eşliğinde dinleti sundu.