AHBAP Derneği soruşturması kapsamında tutuklanan ünlü şarkıcı Haluk Levent, sosyal medya hesabından 'Veda' mektubu paylaştı.
Mektubunda Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslenen Levent şunları yazdı:
"Veda Öncesi
Arkadaşlar, ben dolandırıcı değilim. Ben dolandırıcılıktan hiç hüküm giymedim. Neden, biliyor musunuz? Herkese geç de olsa iki üç katını ödediğim için.
Kumar tutkum ara sıra gelir. Özellikle battığım, iflas ettiğim dönemlerde kumar oynarım. Çok yüksek borçlanırım. Kumar çok kötü bir hastalıktır. Umarım çocuklar benim hayatımdan ders alır.
"NASIL BATTIĞIMA DAİR İNANILMAZ HİKAYELERİ SONRA YAZACAĞIM"
Kumar şöyledir: Diyelim ki 50 lira borcum var ve ödemiyorsun birinden 20 lira istiyorsun karşılığında 50 lira vereceğim diyorsun. 20 TL'yi kumara basıyorsun, kaybediyorsun ve borcun 100 TL'ye çıkıyor. Bu döngü bir gün son buluyor ve böylelikle rezil oluyorsun.
Nasıl battığıma dair inanılmaz hikayeleri sonra yazacağım. Ben yeteri kadar iyi bir insan değilim, borçlarım için insanlardan borç almak adına 2-3 katını teklif eden biriyim. Hastalık yani...
Ailem, dostlarım, arkadaşlarım benden bu konuda utanabilirler. Daha ortaya çıkmayan, borçlu olduğum çok kişi var. Yüzlerce insandan borç aldım. Kimi insanlar faiz istemedi aynısını ödedim, kimilerine üç-dört kat borçlandım. 35 milyon borç 6 ayda 250 milyon olur mu? Hepsini sonra anlatacağım.
"AHBAP DERNEĞİNE KİŞİSEL BORCUMUN TAMAMI DERNEK KARAR DEFTERİNDE VARDIR"
Beni alacaklılarımla, borçlarımla, insanları üzmekle yargılayın. AMA SAKIN AHBAP DERNEĞİ BAĞIŞLARI İÇİN YARGILAMAYIN.
Ahbap Derneğine kişisel borcumun tamamı dernek karar defterinde vardır. Çalmadım! bu yıl borçlandım doğrudur. Ama bir işin şu tarafı var aynı şekilde MASAK yetkililerine sesleniyorum 2017-2026 tarihleri arasındaki hesaplarını kullandığım kişilerin hesaplarını incelesinler. Hesabıma göre kişisel olarak kendi cebimden 400 milyon lira üzerinde yardım yapmışım, Ahbap Derneğine bağışlamışım. 1520 aileye karşılıksız, cebimden yardım yapmışım. Haydi, yalansa yalan desinler! 30 bin, 10 bin, 100 bin TL'lik havaleler var. Ayrıca şiddete, cinsel istismara uğramış 17 kız, bir erkek çocuğun hayata tutunması için 9 yıldır en iyi okullarda okutup kiralarını ödüyorum. Bunu ilk kez açıklıyorum. Çünkü tvlerde bu ufak paraların örgüt elemanlarına gönderildiği konuşuluyor. Bunlar çocukları incinmiş hasta olan gariban aileler, örgüt üyesi değil! MASAK lütfen açıklasın.
Ben yeterince iyi bir insan değilim, kötü bir babayım. Ünüme, hırsıma, zaaflarıma yenildim. Son bir yıl çok açıldım. Ben kendimi affetmezken kimsenin beni affetmesini beklemiyorum.
"DEPREM DÖNEMİNİN 1 TL'Sİ BİLE ÇALINMADI"
Son Mektup- Veda
Deprem döneminde Ahbap'ta toplandığımız sanatçı kardeşlerim, sevgili Ahbap Derneği bağışçıları, sevgili dostlarım, Adana'da yaşayan ablalarım, yeğenlerim, akrabalarım...
Lütfen başınızı öne eğmeyin, alnınız açık olsun. Çünkü ben Ahbap Derneğine yapılan bağışlara ihanet etmedim. Deprem döneminin 1 TL'si bile çalınmadı.
Son bir yıl Dernek bünyesinde usulüne uygun olmayan borçlanmalara girdim. Bunun suçu da cezası da bellidir. 50 milyon lira karşılığında altın alımı ve bir arazi teminatı vardı. İçişleri Bakanlığı denetimi gelmeden hepsini yerine koyacak gücüm vardı. Sadece biraz zaman lazımdı. Çünkü son bir yıl oradan al buraya ver, buradan al buraya ver mantığıyla borç 5'e katlandı. Usulsüz işlem yaptım ama nasıl olsa denetim öncesi borcumu kapatırım dedim.
Sonra şahsi çeklerimden mahkemede ceza aldım. Kardeşim, Şile Belediyesi dosyasından tutuklandı. O sıra yurt dışındaydım, hemen döndüm. Çünkü sıranın bana geleceğini biliyordum. Ahbap'tan usulsüz borçlandığım rakamları iade etmek için geçtiğimiz Cuma, yani 10 Temmuz 2026 günü harekete geçtim. Çünkü beni gözaltına alacaklarını biliyordum çünkü pasaportuma tahdit konulmuştu.
Neyse, Cuma günü Ahbap'a geri ödemem gereken her şeyi ayarladım: 50 milyonluk altın
Ayrıca Çerkezköy Müdürüne Ahbap Derneği çalışanını gönderdim. Borcuma karşılık bugün değeri 150 milyon TL olan 20 adet 3+1 evin girişleri yapıldı. Maalesef Cuma akşamı yetişmedi, Pazartesiye kaldı. HTS kayıtları ile tapudaki görüntüler bu dediğimi doğrulayacaktır. Eksikliğim olan 140 milyon TL'yi de hazırladım. İnanmayan olacaktır. 10 Temmuz Cuma günü Ataşehir Halkbank Zafer Yay hesabına 140 milyon TL geldi MASAK bunu doğrulayacaktır.
"CUMARTESİ AKŞAMA DOĞRU SAYIN BAKAN AKIN GÜRLEK..."
Her şey tamamdı. Bir telefon geldi. Arayan iş insanı Yüksel Ersoy'du Ona da borcum vardı ufak ufak ödüyordum. Şeker gibi adam, oğlu da öyle Allah var. Telefonda bana sordu "Ne yaptın" diye "Abi Ahbap'ın eksikliklerini giderdim ölsem de gam yemem" dedim. Pazartesi yanındayım, borç yapılandırmasına geliyorum dedim.
Ne oldu biliyor musunuz? Cumartesi akşama doğru Sayın Bakan Akın Gürlek, Yüksel Ersoy'un mekanına gidiyor. Diyelim ki tesadüf.. Konu bana geliyor. Yüksel Bey, Bakana Ahbap'tan bahsediyor, benim Ahbap'ın hesaplarını kapatacağımdan bahsediyor. Sonra ne oluyor biliyor musunuz? Pazartesi ben borcumu ödeyemeyeyim diye "Ahbap operasyonu" Pazar öğle saatine alınıyor (bilirsiniz böyle operasyonlar eş zamanlı olarak sabahın köründe yapılır).
Ben Pazartesiye yetişmeyeyim, Ahbap Derneği elemanları Pazartesi tapulara yetişmesin hesapları diye beni Pazar günü Bursa'da gözaltına alıyorlar. İnanılmaz bir kumpas!
Sayın Bakan Akın Gürlek, "Ben Beylerbeyine gitmedim, Yüksel Ersoy ile görüşmedim" diyebilecek misiniz? Diyemeyeceksiniz. Çünkü HTS kayıtları devletin elinde var zaten.
Sayın Bakan, benim alacak-verecekli olduğum insanla onun mekanında ne konuşmuş olabilirsiniz? Ardından gözaltına alındım. Eğer gözaltına alınmasaydım Pazartesi gününden sonra Ahbap'tan para çaldı yalanını diyemeyeceklerdi. Benim usulsüz borçlanmamı kapatmamı istemediler.
Gözaltı akşamı haberlere bakalım: "7 milyar parayı kumarda batırmış" diyerek MASAK rapori deyip herkesi manipüle ettiler. Suçsuz, dernekten 1 TL dahi almamış insanları tutukladılar.
"BENİMLE İLGİLİ DE AĞIR KONUŞMUŞ, HAKLIDIR"
Ya Ece Güner ya Ece Güner !
Türkiye'nin en iyi hukukçularından birinin tek suçu bana borç verip (ki parça parça zor ödedim) geri almak. Benimle ilgili de ağır konuşmuş, haklıdır. Dernekle gram alakalı değil. Ama sırf İmamoğlu'nun hukuk danışmanlığını da yaptığı için onu da tutukladılar.
Sorgu sırasında bu konuları anlatacakken polis müdürü Ertan bakanla ilgili ifadelerimi almadı ve dışarı çıkarıp savcıyı telefonla aradı. Yüksel Ersoy meselesini de savcıya anlattı. Ne oldu biliyor musunuz? Sayın Bakan Akın Gürlek, Yüksel Bey'e hemen ulaştı ve benim hakkımda suç duyurusunda bulunmasını istedi. Geriye dönüp polis ifademin alındığı Salı gününe bakın göreceksiniz her şeyi. Aynı akşam Yüksel Ersoy suç duyurusunda bulundu.
Muazzam bir kumpas, muazzam!
3 gün boyunca sizlere Ahbap Derneğinin 7 milyarının nasıl kumarda yenildiğini anlattılar. Masak raporları dediler. Sonra "yok yok 990 milyonu yemişl, kumar oynamış" dediler. Ardından "yok yok 80 milyon çalmış" dediler. Ama olan bana, Ahbap çalışanlarına, Ahbap Derneği. gönüllülerine bağışçılara, Ahbap'a destek veren sanatçılara, aileme, kardeşlerime oldu..
"O KADAR KORKUYORLAR Kİ NE YAPSINLAR"
Şimdi Sayın Bakan Akın Gürlek'e sesleniyorum: Size adliyedeki savcıların, hakimlerin, avukatların taktığı bir isim var: "Ekber". O kadar korkuyorlar ki ne yapsınlar...
"Ekber"in bir anlamı da kimi dillerde "Allah" demektir. Sayın Bakan, suçsuz insanları masumiyet karinesini gözetmeden tutukladınız. Unutmayın, sizden büyük Allah var! Bir gün Allah'ın adaleti ile karşılaşacaksınız
Sayın Bakan, (gazeteci arkadaşlar iyi okuyun)
Mart 2025 tarihinde şahıslara yönelik aynı MASAK raporuna ilişkin İçişleri Bakanlığına bağlı Başmüfettiş İ. S. ve dört denetçi Ahbap'a ani baskın yaptılar. Ve 3 ay dernekte kalıp herkesi, her hesabı sorguladılar, inceleme yaptılar. Ve Alper Çelik, Zafer Yay ve Emrah Gödeliner hesaplarının ve para giriş çıkışlarının Ahbap Derneği ile ilgisi olmadığını, bunun Haluk Levent'in borç alacak ilişkisiyle ilgisi olduğunu Bakanlığa raporladılar.
Sayın Bakan, bu raporları veren müfettişleri neden tutuklamıyorsunuz?
Öyle ya, beni "7 milyarı kumarda batırdı" yalanı ile topluma linç ettirdiniz, küfür ettirdiniz. Gereğini yapacak mısınız? İçişleri Bakanlığı bu konuda ne diyecek?
Sayın Bakan, deprem dönemi boyunca yapılan milyarlarca liralık yardımların valiliklerde, kaymakamlıklarda kayıtları var. 1 lira çalmışsak, demek ki onlarla beraber çalmışız! Deprem dönemine ait tüm makbuzları, faturaları, kaç liralık yardım yapıldığını basın açıklamasıyla kamuoyuna açıklar mısınız?
Ahmet Minguzzi cinayetini işleyenler aileleriyle görüntülü konuşurken benim daha suçum sabit değilken neden beni başka cezaevine gönderdiniz? Kızım Ela'nın davranış bozukluğu var bana ihtiyacı var. Allah'ın adaleti bir gün herkese ulaşacak, inanıyorum.
"HANGİ KANUNLA AÇIKLAYACAKSINIZ BUNU?"
Sayın Bakan,
siz hukukçusunuz. Değeri 22 milyon dolar olan taşınmazı 60 milyon dolara satan Hüseyin Başaran'a (4 milyon doları peşin ödediğim banka kayıtlarında mevcutken) henüz 1 yıllık senet vadesi dolmadan, hukuk mahkemelerinde ya da icra mahkemelerinde takibe başlanmadan beni niye dolandırıcılıktan tutukladınız? Stajyer avukatlar bile şaşkın, yazıp duruyorlar. Hangi kanunla açıklayacaksınız bunu?
Sayın Bakan,
Gözaltına alınan insanlar cep telefonu şifrelerini devletin namusuna emanet ediyorlar. Sizin savcılarınız ise 3 saat sonra telefondaki özel mesajları (suç unsuru olmayan özel mesajları) Yeni Şafak gazetesinden Burak Doğan'a servis ediyorlar. Magazine aç toplum bunlarla günlerce oyalanıyor. Devletin mahremiyetini yok ettiniz, devletin güvenliğini yok ettiniz.
Sayın Bakan!
Benim bu kadar borçlanmamı sağlayan sebeplerden biri de 2023 yılıdır. Deprem asıl beni vurdu...
Öyle yerlere, öyle kişilere sırf "Ahbap'a el konulmasın" diye korkularıma yenilerek verdiğim paraları açıklamamı istemediniz. Ama hiçbir şey gizli kalmaz. Bu sayfa üzerinden yayınlanacaktır zaten. Ayrıca kimler tefecilikte kaç TL verdi, kaç TL aldı, hepsi ifşa olacak.
"BUGÜNDEN SONRA GÜN YÜZÜ GÖREMEYECEĞİMİ BİLİYORUM"
Sayın Bakan,
bugünden sonra gün yüzü göremeyeceğimi biliyorum. Kumar tutkunu bir sanatçıdan, insanlardan borç alıp iki-üç katına imza atan bir salaktan kim korkar? Bugünden sonra size bu cümleleri kurduğum için benim sonumun göründüğünü biliyorum, başıma gelecekleri biliyorum. En fazla Dernekler Kanunu'na muhalefetten yargılanacağım dosyada sırf susmadığım için kumpası yazdığım için bundan sonra ömür boyu hapiste tutacağınızı biliyorum.
Bugünden itibaren benimle borç-alacak ilişkisi olan herkesi toplayacaksınız, hakkımda her şeyi üreteceksiniz, 350-400 yıl isteyeceksiniz. Bin yıl bile yatırırsanız yatırın yapmazsanız namertsiniz!
Susmayacağım! Bu da size ders olsun
Sayın Bakan,
sakın ola iddianameyi değiştirmeyin! Bütün halkın önünde iddianameyi "Deprem paralarını kumarda yedi, 7 milyarı iç etti" şeklinde düzenleyin. Çünkü siz beni toplumun önüne atip öylece yargıladınız. Söylediklerinizin arkasında durun! Sakın ha "Ben öyle demedim, şüphelerimiz vardı dedim" demeyin. Siz sadece AK Parti'nin Adalet Bakanı değilsiniz, siz bütün vatandaşların Adalet Bakanısınız. Neden topluma "Durun arkadaşlar, ne yapıyorsunuz?" demediniz? Çünkü işinize geldi. Unutmayın, sizin planlarınız varsa hayatın da size dair planları vardır.
"BENİ 500 YIL İÇERİDE TUTUN AMA ONLAR BIRAKIN"
Sayın Bakan,
Ahbap Derneği üyelerini serbest bırakın! Masum yönetim kurulu üyelerimizi serbest bırakın! Bırakın ki bu ay Malatya'daki tadilat bitecekti, Ahbaplar olarak Nurdağı'ndan sonra Malatya evleri teslim edilecekti. Ahbap'a kimsenin çökmesine izin vermeyin. Daha sırada okullarımız, gençlik merkezlerimiz var, bırakın onlar yürütsünler. Beni 500 yıl içeride tutun ama onlar bırakın.
"AMA BİR KUMAR TUTKUNU MÜZİSYEN BUNLARA YENİLMEYECEK"
Değerli arkadaşlar,
siz de bundan sonra ne kadar zorda olduğumu anlamışsınızdır. Bundan sonra başıma neler gelecek hep beraber göreceğiz. Ama bir kumar tutkunu müzisyen bunlara yenilmeyecek. Aylarca beni işleyecekler, onlar işlemeden ben söyleyeyim: Battım, çıkamadım. iyi bir hayat yaşayamadım. Borsa oynadım, iddaa oynadım, kumar oynadım. Buyurun, tüm rezaletlerimi burada itiraf ediyorum! Sevilecek bir tek yanım yok.
Ama tekrar ediyorum: Ahbap'tan kişilere haksız menfaat elde etmek için hiçbir şekilde para aktarılmadı. Çıkan her şey karar defterine bağlandı.
Sadece bana değil, siz Ahbap bağışçılarına da kumpas kurmuş oldular. Hakkınızı arayın! Valiliklere, İçişleri Bakanlığına mail atın. Deprem döneminin tüm harcamalarını makbuz makbuz, fatura fatura isteyin. Bu kadar yıpratılmışken belki kimse arkamda durmayacak haklılar. Ama siz kendi hakkınızı arayın."