Hakkari Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Başkomiser Mehmet Cengiz, 12 Şubat’ta mesai saatinde kafasına ateş ederek, hayatına son verdi. Cengiz, makamı odasında ya da bürosunda değil, müdürlüğün girişinde x-ray cihazının bulunduğu bölümde canına kıydı. Burada tesadüf eseri beklemiyordu. Ailesi Cengiz’in mobbinge uğradığı için bu muameleyi gururuna yediremediğini ileri sürdü.

MOBBİNG İDDİASI

CHP'li Müzeyyen Şevkin’den emeklilere asgari ücret tutarında bayram ikramiyesi teklifi
CHP'li Müzeyyen Şevkin’den emeklilere asgari ücret tutarında bayram ikramiyesi teklifi
İçeriği Görüntüle

35 yaşındaki Cengiz, Yozgat’ın Kadışehri ilçesinde toprağa verildi. Taziyeleri kabul eden ağabeyi Ertuğrul Cengiz, Halktv'den İsmail Saymaz'a kardeşinin intiharı üzerine konuştu.

Cengiz, cenaze için Hakkari’den Yozgat’a gelen arkadaşlarının “Mehmet mobbingden öldü” dediğini aktardı. Hakkari Emniyet Müdürü Attila Ataya’yı sorumlu tutarak, şu iddialarda bulundu:

“Beş ay önce emniyet müdürü değişmiş. Ayata, çarşıda gezerken polise denk geliyor. Polisin kepi yok. Çağırıyor, ‘Komiserin kim?’ diyor, başkomiserin ismini alıyor. Daha sonra kardeşimizi fırçalıyor. Bir başka zaman kardeşimin görevli olduğu karakola geliyor. Polis tanımıyor, yeni geldiği için. ‘Beni nasıl tanımazsınız’ diye kardeşimi çağırıyor ve fırçalıyor. Kardeşime milletin içinde devamlı şunu diyormuş: ‘Rezil karakolun rezil amiri.”

Cengiz, 9 Şubat günü kardeşine ve bir başkomisere jandarmalar tarafından uyuşturucu operasyonu yapıldığını, bu arama işleminin kumpas olduğunu iddia etti.

Operasyondan sonra kardeşinin emniyet müdürlüğünün girişinde görevlendirildiğini ileri süren Cengiz, şöyle devam etti:

“Nizamiyede x-ray cihazına veriyor ve ‘her gelip geçende bana selam vereceksin’ diyor. Diğer polisler gelip kontrol ediyor başkomiser yerinde duruyor mu durmuyor mu diye. Gururuna yediremiyor. Narkotik olayına çok canı sıkılmış. Çünkü itibarsızlaştırılmış.”

Cengiz, vali ve emniyet müdürünün kendilerini aramadığını ve cenaze için tören yapılmadığını belirterek, şunları söyledi:

“Bizim çocuğumuz kaç yüz kilometre karayoluyla geldi. Devlet hava atıyor ya, kadın doğum yapıyordu, hastaneye yetiştirdik diye… Benim kardeşime bir helikopter ayarlayamadılar. Devlet bana bu zaman lazımdı. Ölümde bile yardımcı olamıyorsa… Bize kimse izah bile etmedi. Cenazemizi almaya gidiyorduk. ‘Gelmeyin’ dediler. Büyük ihtimalle olayları öğreneceğimizden korktular. ‘Cenazeyi aldık, çıkacağız birazdan, zahmet etmeyin’ dediler.”

Cengiz, kardeşinin başından geçenleri kendilerine anlatmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Ancak geçen aylarda şöyle bir şey oldu: Biz ticaretle uğraşıyoruz. Mehmet, diğer kardeşime ‘Bıraksam gelsem, ticarete devam etsek, nasıl olur’ demiş. Kardeşim de ‘Şark görevin bitti, bu tarafa geldiğin zaman beraber devam ederiz’ demiş. Şark görevinin bitmesine üç ay kalmıştı. Kardeşim silah taşımazdı. Evimize geldiği zaman silahını getirmezdi. Dağda hayvana bile sıkmazdı, kendi canına sıktı.”

Cengiz, suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

‘UYUŞTURUCU SEVKİYATINDA ADI GEÇİYOR’

İçişleri Bakanlığı, iki müfettiş görevlendirdi.

Bakanlık kaynakları Cengiz’in bir komiserle birlikte uyuşturucu sevkiyatında adının geçtiğini, arama yapıldığını ve pasif göreve çekildiğini kaydediyor. Başkomiserin operasyondan sonra bu durumun ortaya çıkmasından kaygılanarak, hayatına son verdiğini belirten kaynaklar intiharı özendirmemek için tören yapılmadığını söylüyor.