Güneş aktivitesindeki artış, hafta boyunca uzay hava koşullarında hareketliliğe neden oldu. Salı günü Güneş yüzeyinde meydana gelen M sınıfı güçlü patlamaların ardından iki büyük plazma bulutu uzaya savruldu. Dünya yönünde ilerleyen bu kütlelerin, gezegenin koruyucu manyetik alanıyla temas etmesi bekleniyor.
CUMA SABAHI BAŞLAMASI BEKLENİYOR
Phobos hava durumu merkezinin uzmanlarından Mikhail Leus, uluslararası tahmin merkezlerinin verilerine dayanarak manyetik fırtınanın zamanlamasına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Leus, Güneş’ten kopan plazma bulutlarının 9 Ekim Cuma günü sabahın erken saatlerinde Dünya’ya ulaşma ihtimalinin yaklaşık yüzde 80 olduğunu belirtti.
Uzmanlar, jeomanyetik alanda meydana gelecek bozulmanın yalnızca bir günle sınırlı kalmayacağını, etkilerin cumartesi günü boyunca devam ederek 11 Ekim Pazar gününe kadar sürebileceğini ifade etti.
MİGREN, BAŞ AĞRISI VE HALSİZLİK GÖRÜLEBİLİR
G1 ve G2 seviyesindeki manyetik fırtınaların organ fonksiyonlarını doğrudan bozacak fiziksel bir tehlike oluşturmadığı, ancak insan vücudundaki ve uzaydaki hassas dengeleri etkileyebildiği belirtildi.
İnsan vücudunun ve beyninin kendine özgü zayıf bir manyetik alanı bulunduğu aktarılırken, Dünya’nın manyetik alanında yaşanabilecek ani dalgalanmaların özellikle hava değişimlerine duyarlı kişilerde, migreni bulunanlarda ve kronik hastalığı olanlarda bazı belirtilere yol açabileceği ifade edildi.
Bu süreçte baş ağrısı, nedensiz halsizlik ve sersemlik hissinin ortaya çıkabileceği belirtildi. Ayrıca uyku hormonu melatoninin salgılanma ritminin etkilenebileceği, bunun da gece uykusuzluk veya huzursuzluk yaşanmasına neden olabileceği aktarıldı.
İLETİŞİM VE GPS SİSTEMLERİNDE KESİNTİ YAŞANABİLİR
Manyetik fırtınanın iletişim sistemleri üzerinde de etkili olabileceği belirtildi. Yüksek frekanslı radyo haberleşmesinde ve harita ile GPS uygulamalarında geçici sinyal sapmaları veya anlık kesintiler yaşanabileceği ifade edildi.
Şebeke voltajlarında da dalgalanmalar meydana gelebileceği aktarılırken, jeomanyetik hareketlilik nedeniyle kutup ışıklarının, yani Aurora’nın, normalden çok daha düşük enlemlerden izlenebilme ihtimalinin doğacağı belirtildi.




