Mevsim Altay / BabaOcağı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, 9 Mart’ta Silivri’de görülecek Ekrem İmamoğlu davasının “siyasi bir dava” olduğunu savunarak, yargılamayı “Türkiye’de demokrasi mücadelesinin başlangıcı” olarak nitelendirdi. Çiftçi, İmamoğlu’nun duruşmadaki savunmasının bir manifesto niteliğinde olacağını belirtirken, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik de sert eleştirilerde bulundu.

DOSYA SİYASİ..

Soru: Yorucu bir dönemdesiniz ve daha da yorucu, mücadele verici bir sürece evrileceksiniz. 9 Mart'ta Silivri'de Sayın İmamoğlu'nun davası görülecek. Öncelikle 9 Mart'la ilgili nasıl bir atmosferle karşılaşacağınızı düşünüyorsunuz, öngörüyorsunuz.

Gül Çiftçi: Şimdi mahkeme heyetinin yazmış olduğumuz ek kereye bakarsak, pazartesi günü itibariyle başlayacak İBB yargılamalarında yargılamayı kaçırır bir hal ile karşı karşıya kalacağız. Çünkü aslında en başından beri şunu söylüyoruz, Silivri'deki bina bir duruşma salonu değil, duruşma salonu adliye içerisinde olur. Bu davanın görülmesi gereken yer Çağlayan Adliyesidir. Ancak Sayın İmamoğlu'nun sesini, görüntüsünü yasaklamaya, onu yurttaştan kaçırmaya çalışan akıl bu duruşmayı Silivri'ye taşıyarak, orada da kapasitesi yetersiz bir salona mahkum ederek aslında duruşmayı kaçırır bir halde olduğunu değerlendiriyoruz. Buna ilişkin görüşmelerimiz devam ediyor. Ama müzekere kapsamında elbette avukatlar, aileler, siyasiler, basın mensupları o duruşma salonunu izleyecekler. Nereye kaçırırlarsa kaçırsınlar. Biz o gün o duruşma salonunda olacağız. Ancak biz burada şunu önemsiyoruz. Bu dosya siyasi bir dosya. Dolayısıyla bu dosyanın savunması siyaseten yapılacak. O gün o salonda başlayacak yargılamayla Türkiye demokrasisi savunulacak. Demokrasimiz bir sınavdan geçiyor ve bu sınavın çetin bir şekilde cevaplarının verilmesi gerekecek. Dolayısıyla oradaki sözümüzün önüne geçecek hiçbir şeyin olmaması için biz de elimizden gelen dikkati ve özeni göstereceğiz. Ancak Türkiye'nin dört bir yanından yurttaşlarımız, partilerimiz, basın mensupları bu davayı takip etmeye gelecekler. Onların da yapacakları işleri sağlıklı bir ortamda yapmalarını sağlayacağız. Bizim orada bir Silivri dayanışma merkezimiz var. O merkezde duruşma salonunda önünde arkasında biz de elimizden geldiğince şehir dışından gelen, Türkiye'nin dört bir yanından gelen yurttaşlarımızla Cumhuriyet Halk Partisi olarak kollarımızı açacağız tabii ki.


Soru: Bir engelleme düşünüyor musunuz? Bir engellemeyle karşı karşıya kalınacağınıza dair bir düşünce var mı?

Gül Çiftçi: Yani salonun kapasitesi elverdiği ölçüde yapmayacaklardır diye bir değerlendirmem var ama salonun kapasitesinin yetersizliği düşündüğümüzde o gün orada elbette ufak tefek aksaklıklar olacaktır.

16 bakanlığa 16 ayrı Acil Durumlar ve Savunma Planlaması Daire Başkanı atandı
16 bakanlığa 16 ayrı Acil Durumlar ve Savunma Planlaması Daire Başkanı atandı
İçeriği Görüntüle

"EKREM BAŞKAN TÜRKİYE'Yİ NASIL YÖNETECEĞİMİZİ ANLATACAK"

Soru: Sayın İmamoğlu da Pazartesi günü yapacağı savunmanın sadece bir savunma olmadığını, bir nevi manifesto, hatta daha demokratik, daha layık bir Türkiye Cumhuriyeti'nde nasıl yaşanması gerektiğinin bir yol haritasını çıkaracağına dair böyle bir çalışma üzerinde durduğunu ve o çalışmayı aslında kamuoyuna duyuracağını belirtti, bunu vurguladı. Siz neler söylemek istersiniz?

Gül Çiftçi: Tabii Ekrem Başkan'ın savunmasını o gün hep birlikte orada dinleyeceğiz. Ama şunu söyleyebilirim. Bu dava siyasi bir dava. Siyasi davaların savunmaları siyasi olur. Ve o gün biz nasıl bir Türkiye hayal ediyoruz? Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarında Türkiye'yi biz nasıl yöneteceğiz? Bunları anlatacak Ekrem Başkan. Çünkü bu dosyanın altı boş bir dosya. Her ne kadar mali soruşturma diye başlamış bile olsa bu dosya. Dosyanın içerisinde herhangi bir delil yok. Dosyanın temel dayanağı gizli tanıklar bir de iftiracılar. Sayın Bakan da zaten dün yaptığı açıklamada dosyanın temel dayanağının gizli tanık olduğunu kabul ve tespit etmiş durumda. O yüzden Ekrem Başkan'ın iftiracılara ya da gizli tanıklara verecek en ufak bir cevabı yok. Çünkü kendisi de bugün söylediği, verdiği röportajda şunu söylüyor. Kendim kadar eminim yol arkadaşlarıma diyor. Biz de eminiz. Başta Ekrem Başkan olmak üzere bütün yol arkadaşlarımızın suçsuz olduğuna. Zaten suçlu olsalardı bugüne kadar biz o delilleri yandaş basında çarşaf çarşaf okumuş olurduk. Ancak ortada bir suç yok. Bu dosyan bir siyasi dosyadır. Sayın İmamoğlu'nu yenemeyeceğini anlayan iktidar partisinin araçsallaştırdığı yargı eliyle İmamoğlu'nu, Cumhuriyet Halk Partisi'ni ve onun Cumhurbaşkanı adayını engelleme çabasıdır. Çünkü bu dosyalar ya da bu siyasi operasyonlar ne zaman başladı? 31 Mart 2024 tarihinde. Niye başladı? Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin birinci partisi oldu, 412 tane belediye kazandı ve her gün güçlenerek emin adımlarla yoluna devam etti diye başladı. Önce dediler ki silkeleyin, olmadı ekonomik gelirlerini kısalım, o da olmadı bu tarz operasyonlar başlayalım. Hadi o da yetmedi partinin tüzel kişiliğine çeşitli operasyonlar yapalım diye bir sonraki iktidar partisinin yani partimizin bir sonraki seçimi kazanacak olan partimizin önündeki hizmet çabasıdır tamamen.

“AKIN GÜRLEK’İN HEDEFİ İKTİDARA ÇALIŞMAK”

Soru: Adalet Bakanı Akın Gürlek yakın zamanda Ankara'da temsilcilerle bir araya geldi ve İmamoğlu davası da kuşkusuz kendisine soruldu. Bu davayla ilgili süresizlik vurgusu yaptı. Neler söylemek istersiniz? Bir taraftan da iktidar eliyle CHP yargı kıskıcı altında bunu görüyoruz. En ufak şeyde bir mutlak butlan davası iki ayda bir karşımıza çıkıyor. Bunların karşısında CHP aslında on farklı cephede savaşıyor. Nasıl olacak?

Gül Çiftçi: Gerçek demokrasiler zaten zor zamanlarda oraya çıkar. Ülkemizde ciddi bir demokrasi sorunu var. Demokrasi sorunu olduğu için aslında iktidar partisi var olan küçük iktidarını, bir grup azınlığının servetini, iktidarını kaybetmemek adına bunları yapıyor. Genel Başkanımız en başından söyledi. Bunlar bir sonuç değil, süreç meselesi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin yargı alanını kıstırmak, o alanı kapatmak ve orada bir mücadele etmesini sağlayıp, yurttaşın gerçek gündeminden, halkın gerçek gündeminden kopma amacıyla yapılan, kopması amacıyla yapılan operasyonlar bunlar. Ancak Bugüne kadar nasıl kopmadıysak bugünden sonra kopmayacağız. Hep şunu söylüyoruz. Bugün araç sağlaştırdıkları yargı bu ülkenin adaletine, hukuk sistemine, hukuka olan inancı azalttığı için aslında ekonomi bugün bu halde. Siz şöyle bir ekonomi düşünebilir misiniz? hukuki öngörülebilirliğin olmadığı bir ülkede yerli ya da yabancı yatırımcı gelip yatırım yapar, yapmaz. Çünkü hukuki öngörülebilirlik yoktur. Bugün bu ülkede aslında hukuki öngörülebilirliği yok ettiler. Vatandaşın, yurttaşın, yatırımcının, emeklinin, emekçinin, herkesin hukuku olan inancını azalttılar. Hukuku olan güvenini azalttılar. Ve bunu iktidar partisi kendi eliyle yaptı. Niye yaptı? küçük azınlık iktidarını koruyabilsin diye yaptı. Yani demokrasilerde yargı bağımsızdır. Biz hep şunu söyleriz, yani yasama yürütme yargı erkeğinin bağımsızlığından bahsederiz ama yargı hep bağımsız olmalıdır. Her zaman bağımsız olmalıdır. Yasamayla yürütme elbette birbirini denetleyebilir olmalıdır ama yargı her zaman üstündür, liyakatlidir ve bağımsızdır. Bağımsız olduğu için aslında yargıdır. Bağımsız olduğu için herkes onun önünde eşit olduğunu düşünür. Bağımsız olduğu için herkes ona olan güvenini, inancını korur ve aslında hatırlayın yargı kararlarının hepsinde Türk Milleti adına verilmiştir der. Bu sebepledir yargının bağımsızlığı. Ancak geldiğimiz noktada maalesef yargı iktidar partisinin bir aracı haline gelmiştir. İktidar partisinin iktidarını korumak için bir araç sallaştırmıştır. Bunun da en büyük örneğini İstanbul'da ilk yapılacak seçimi kazanacak Cumhurbaşkanı adayının önünü kesen Başsavcının getirilip buraya Adalet Bakanı olması olarak görüyoruz. Sayın Adalet Bakanı ilk yaptığı şey neydi? AKP'ye, AKP iktidarına çalışmak olduğunu söylemekti. Sonra ne yaptı? Gitti il, ilçe teşkilatlarını gezdi. Dolayısıyla Sayın Bakan'ın tek hedefi AKP iktidarına çalışmak. Zaten bunu kendi ağzıyla da dillendirdi.

"CHP'YE OY VEREN HERKESE ÇOK CİDDİ GÖREVLER DÜŞECEK"

Soru: Siz de bir avukatsınız. Şunu da sormak isterim. Sizce süreç daha da keskinleşecek mi?

Gül Çiftçi: Bugünden yarına bunu söylemenin doğru olduğunu değerlendirmem. Ama şunu söyleyebilirim, bu süreç ne kadar keskinleşirse keskinleşsin, o sandık gelecek ve bu iktidar partisi gidecek. İşte o gün Türkiye'de gerçekten demokrasi inşası için Cumhuriyet Halk Partisi'ne bu partiye oy veren, gönül veren herkese çok ciddi görevler düşecek.

Soru: Sayın Çiftçi bir de Ekrem İmamoğlu basına verdiği yazılı demeçlerde en çok şuna dikkat çekti. Benim derdim cumhurbaşkanı olmak değil, ben demokrasinin derdindeyim dedi. Benim yerime başka biri de olsa benim yaşadığım şeyleri aynısını ona da yaşayacaklar. Burada önemli olan cumhurbaşkanlık makam mevkii değil, demokrasi vurgusu yaptı. Siz de böyle mi düşünüyorsunuz? Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanı adayı olduğunu biliyoruz. Ancak alternatif isimler de ilerisi için düşünülebilir mi?

Gül Çiftçi: Cumhuriyet Halk Partisi Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu. Bu adayı ben belirlemedim, Sayın Genel Başkan belirlemedi. Partinin yetkili organları da belirlemedi. Bu adayı 15,5 milyon yurttaşımız ile 2 milyon parti üyemiz geldi sandıklarda oy kullanarak belirledi. Dolayısıyla biz demokrasiye, halkın iradesine, halkın seçtiğine saygı duyan bir partiyiz. Yıllarca iktidar olamamış ama hep saygı duymuş ve hatayı kendisinde aramış bir partiyiz. Dolayısıyla halkın iradesiyle seçilmiş, belirlenmiş bir cumhurbaşkanı adayımız buradadır. Cismen de, ismen de buradadır. Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve ona gönül vermiş, oy vermiş herkesin adayıdır.

Soru: 9 Mart kritik bir eşik mi olacak dava için, davanın gidişatı için?

Gül Çiftçi: Bir kritik eşik değil, bir demokrasi mücadelesinin, demokrasi savunulmasının başlangıcı olacaktır 9 Mart. Ancak bu yargılama oldukça uzun sürecek, öyle görünüyor. 105 tane yol arkadaşımız tutuklu bu dosyadan, 400'ün üzerinde de sanıklı bir dosyadan bahsediyoruz. Dolayısıyla yargılamaların çok uzun süreceğini değerlendiriyoruz. Bu tarz yargılamalar Türkiye Cumhuriyeti tarihinde aslında kara bir leke olarak durmakta. Geçmişte Ergenekon, Balyoz dosyalarını biz çok gördük. Kaçırılan ve bu kadar kalabalık, sanıklı, çok sayfalı iddianamelerle yapılan yargılamaları çok gördük. O yargılamaların neticesinde gün geldi, kandırıldık dediler. Demokrasi kazandı. Gün gelecek yine demokrasi kazanacak. O yüzden 9 Mart'i bir başlangıç olarak değerlendiriyoruz. Demokrasinin savunulması adına bir başlangıç olarak değerlendiriyoruz.

Soru: Özellikle bu süre zarfı içerisinde çok insanlık dışı anlar da yaşadık. Hatta o insanların aileleri de bizzat yaşadılar. Örneğin Sayın Murat Çalık'ın sağlık problemleri ve ailesinin yaşadığı sıkıntılar. Bugün de kendisi İzmir'den Silivri'ye götürüldü. Önce bir otobüsle, araçla daha doğrusu cezaevi aracıyla naklinin gerçekleştirilmesiyle ilgili bir tartışma yaşandı ki en nihayetinde kendisi uçakla götürüldü. 2026 yılının Türkiye'sinde içinde bulunduğumuz konumu ayrı tutarak böyle insanlık dışı muamelelere karşı Ne denir bilemedim, sormak istedim.

Gül Çiftçi: Yani şöyle hiçbir şey, diyecek bir şey yok. Lafın sözün bittiği yer aslında burası. Sayın Çalık'ın sağlık durumunun cezaevinde kalmasına uygun olmadığı, işte ameliyatından sonra yarasına mikrop katması, defalarca çeşitli olaylar yaşandı. Ancak vicdanla, akılla hareket etmeyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Dolayısıyla bir insan hakkının ne kadar kıymetli olduğunu, adaletin bugün bizim için, yarın onlar için ne kadar önemli olduğunu ya da bir başkası için ne kadar önemli olduğunu akıl süzgecinden geçirip anlamayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu sadece sağlık değil, bir sürü baskı gördük biz. Ailelerle tehdit edildiler, mal varlıklarıyla tehdit edildiler, özgürlükleriyle tehdit edildiler. Bir yıldan fazladır tutuklu bu insanlar. Kimisi çocuğu da tutuklu, kimisinin eşi de tutuklu, kimisinin anne babası gözaltına alındı, kimisinin ailesini yurt dışı yasağa kondu, mal varlıklarının hepsini bloke kondu. Dolayısıyla o kadar çok hak ihlali var ki işte o yüzden diyoruz ki demokrasimiz sınanıyor bunların hepsi bu demokrasinin birer parçası hak ihlallerinin korunması da seçimlerin serbestçe yapılması da bu seçimlerin adil sonuçlarla tanınması da yani Ekrem İmamoğlu'nun Mesela hangi suçlamasıyla biz yarın mahkemeye şunu söyleyecek bize. Evet sen burada şu suçu işlemişsin, şu mali suçu işlemişsin, bu da delili diyecek. Öyle bir şey yok. Çünkü biz de inceledik. O klasörleri günlerce okuduk. Gecelerden sabahlara kadar okuduk. Hiç böyle bir delil yok. Ne diyecekler biliyor musunuz Ekrem İmamoğlu'na? Biz seni yenemedik, yenemediğimizi görüyoruz. O yüzden bu baskıların hepsi yapılıyor diyecek. Pardon, pazartesi başlayacak duruşmada bütün duruşma günleri boyunca biz bunu meğerle göreceğiz zaten.

Soru: Duruşmanın canlı yayınlanması talebi aslında herkesin de dile getiriliyor ama icraata geçilmiyor. Sebep nedir?

Gül Çiftçi: İlk söylediğim cümleydi aslında sebep. Ekrem İmamoğlu'nun sesini, görüntüsünü yasaklayıp kendisinin yurttaştan kaçırılmasıdır. Sebep tam anlamıyla budur. Yoksa bir yasal düzenlemeye bakar. İktidar Partisi istiyor. Bakan istiyor. İktidar Partisi'nin ortağı istiyor. Biz istiyoruz. Halkın hepsi istiyor. Kim istemiyor? Küçük azınlık istemiyor.