Ersöz, tahliye talebinin gerekçeleri arasında suçlamaya konu edilen eylemin üzerinden geçen süre nedeniyle zamanaşımının dolmuş olmasını ve dosyadaki mevcut delil durumunu gösterdi.
Günday’ın avukatı tarafından hazırlanan dilekçede, soruşturma makamının suçlama tarihine ilişkin değerlendirmesindeki hataya da dikkat çekildi. Müvekkiline yöneltilen isnadın tarihinin 10 Mart 2011 olduğu belirtilirken, tutuklama sevk yazısında tarihin 12 Kasım 2012 olarak gösterildiği ifade edildi.
“ZAMANAŞIMI SÜRESİ DOLDU”
Dilekçede, 2014 yılında yürürlüğe giren 2937 sayılı Kanun’un ilgili hükmünün Anayasa’nın 38’inci maddesi ve Türk Ceza Kanunu’nun 7’nci maddesi uyarınca geçmişe yürütülemeyeceği savunuldu.
Avukat Ersöz, savcılık makamının hukuki nitelendirmesinin doğru olduğu varsayılsa dahi isnat edilen fiiller bakımından zamanaşımı süresinin 10 Mart 2026 tarihinde dolduğunu belirtti.
Bu nedenle Günday’ın tutukluluğunun hukuki dayanağının yeniden değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.
“İKİNCİ TUTUKLAMA YEDEK TUTUKLAMA GÖRÜNÜMÜ TAŞIYOR”
Tahliye dilekçesinde Günday hakkında verilen ikinci tutuklama kararı da gündeme getirildi.
İlk tutuklama kararına yönelik itirazın henüz incelenmediği belirtilen dilekçede, herhangi bir örgütsel faaliyete ilişkin yeni delil ortaya konulmadan Türk Ceza Kanunu’nun 220’nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında ikinci bir tutuklama kararı verilmesinin “yedek/ikiz tutuklama” görünümü taşıdığı savunuldu.
Ersöz, bu ikinci tutuklama kararının Günday’ın tutukluluğunun devamını sağlamak amacıyla kullanıldığı yönünde değerlendirmede bulundu.
Dilekçede ayrıca soruşturma dosyasına sonradan giren yeni bir tanık ifadesine dikkat çekildi. Dönemin Cihan Haber Ajansı muhabirinin 21 Eylül 2026 tarihli ifadesinin, Günday’ın Kaşif Kozinoğlu’nu ilk teşhis eden veya görüntüleyen kişi olmadığını teyit ettiği belirtildi.
“OLAY ÇOK SAYIDA GAZETECİNİN TAKİP ETTİĞİ BİR FAALİYETTİ”
Günday’ın avukatı, olayın çok sayıda gazetecinin takip ettiği bir gazetecilik faaliyeti olduğunu belirterek, mevcut delil durumunun da tutukluluğun sürdürülmesini gerektirmediğini savundu.
Dilekçede, Günday açısından kaçma veya delil karartma tehlikesinin bulunmadığı ifade edildi. Yaklaşık 15 yıl önce yaşanan olaya ilişkin delillerin tarihsel ve sabit nitelikte olduğu, bu nedenle delillerin karartılmasının söz konusu olamayacağı belirtildi.
KOZİNOĞLU’NUN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN ŞÜPHELERİ HABERLEŞTİRMİŞTİ
Tahliye talebinde Günday’ın 2011 yılındaki gazetecilik faaliyetlerine de yer verildi.
Günday’ın o dönemde Kaşif Kozinoğlu’nun avukatı Hüseyin Derin Yarsuvat ile röportaj yaptığı ve Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin şüpheleri Doğan Haber Ajansı ile Hürriyet gazetesinde haberleştiren gazetecilerden biri olduğu belirtildi.
Avukat Ersöz, müvekkilinin uzun yıllardır gazetecilik yaptığını, uzun süre adliye muhabiri olarak görev aldığını ve sabit ikametgah sahibi olduğunu belirterek kaçma şüphesinin bulunmadığını savundu.
Dilekçede, Günday’ın 2011 yılında Kozinoğlu’nun adliyeye giriş görüntülerini çektiği yönündeki iddiaya da itiraz edildi. Günday’ın söz konusu görüntülerin çekildiği alanda bulunmadığı ve görüntüleri kendisinin kaydetmediği savunuldu.
DURUŞMALI İNCELEME TALEP EDİLDİ
Günday’ın avukatı Hüseyin Ersöz, Silivri Sulh Ceza Hakimliğinden tutukluluğun duruşmalı şekilde incelenmesini ve müvekkilinin tahliye edilmesini talep etti.
Talepte, tahliyenin herhangi bir adli kontrol yükümlülüğü uygulanmadan gerçekleştirilmesi, mahkemenin gerekli görmesi halinde ise adli kontrol tedbirlerinden birinin veya birkaçının uygulanması istendi.
Günday’ın tutukluluğunun 22’nci gününde yapılan başvurunun ardından tahliye talebine ilişkin değerlendirme süreci başladı.



