Baba Ocağı Genel Yayın Yönetmeni Cihan Güner, "Kutsalı mafyanın fon müziği yapmak: Bir tesadüf değil, bir politika" ve "Ekrandaki Alevilik: Hassasiyet değil, haysiyet meselesi!" başlıklı iki yazı kaleme almıştı.

Gazeteci Güner, yazılarında Türkiye’de dizi sektörünün uzunca bir süredir tehlikeli bir illüzyonun peşinde koştuğunu ve ekranı kaplayan suç dramalarında silahlar patladığını, haraç pazarlıklarının yapıldığını, kan gövdeyi götürdüğünü ama fonda ne hikmetse hep o kadim tını olan Alevi-Bektaşi deyişlerinin yankılandığını dile getirmişti. Güner, bu yapılanın sanat özgürlüğü olmadığını aksine bunun kültürel bir gasp olduğunu belirtmişti.

ALEVİ ÖRGÜTLERİ HAREKETE GEÇTİ

Gazeteci Cihan Güner'in bu yazılarının ardından Alevi kurumları harekete geçti ve son dönemde yayınlanan kimi dizi filmlerde kullanılan deyişler üzerine bir tepki açıklaması yapıldı.

Buna göre; Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Türkiye Alevi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, dizi filmlerde kullanılan deyişler sebebiyle açıklama yayınladı.

Yazılı açıklamada, deyişlerin mafyatik filmlerde fon müziği olarak kullanılmasına itiraz edildi. Açıklama şöyle denildi:

“Alevi Bektaşi inancı, yüzyıllar boyunca sözlü kültürle taşınmış; deyişler ve nefesler, hak aşıklığı ve ozanlık geleneğiyle bugüne ulaşmıştır. Bu deyişler yalnızca birer müzik eseri değil; Alevi toplumunun ibadet vesilesi, inanç hafızası, yol erkânının sesi ve kolektif oluşturulmuş inanç eserleridir.

Son dönemde, bazı dizi film ve yapımlarda, Alevi deyişlerinin, özünden koparılarak ve çoğu zaman da inancın ruhuyla örtüşmeyen sahnelerde kullanıldığını üzülerek gözlemliyoruz. Özellikle; şiddet, mafyatik ilişkiler ve güç gösterileriyle örülü anlatılar içinde yer alan bu kullanım biçimi, Alevi Bektaşi öğretisinin özüne aykırı durmakta, deyişleri, şiddetin, suçun ve kötülüğün fon müziğine indirgemektedir.

Alevi Bektaşi edebiyatında, her deyiş, yaşamın bir alanına dokunan, düstur, öğüt ve kuşaktan kuşağa aktarılması gereken bir yol bilgisi barındırır. Kalu Belâ’dan bugüne taşınan bu sözlerin, ortak bir özelliği vardır. Deyişlerde; kötülük, şiddet, yıkım ve yok etme kültürü yoktur. Ulu ozanlarımız, tam tersine, bu kavramlardan uzak durmayı, rızayı, adaleti ve insan sevgisini öğütlemiştir.”

Ankara'da IŞİD ve FETÖ'ye operasyon
Ankara'da IŞİD ve FETÖ'ye operasyon
İçeriği Görüntüle

BOYKOT UYARISI

Açıklamanın devamında, Alevi Bektaşi kültürüne ait sözlü mirası kullanırken daha hassas olunması talep edilirken şu ifadelere de yer verildi:

“Bizler, insanı kamil olmayı salık veren bir inanç topluluğu olarak, sanatsal üretimin ve ifade özgürlüğünün kıymetini biliyoruz. Ancak; inançsal değerlerimizin, rızalık ilkesinden ve tarihsel bağlamından koparılarak kullanılmasının, iyi niyetle olsa bile, incitici sonuçlar doğurabileceğini hatırlatmak isteriz.

Bu nedenle, yapımcıları, senaristleri, eser sahiplerini ve eser mirasçılarını; Alevi Bektaşi kültürüne ait sözlü mirası kullanırken, daha özenli ve daha sorumlu bir yaklaşım benimsemeye davet ediyoruz.

Alevi Kurumları olarak beklentimiz; Deyişlerin, ait olduğu inancın, edebi, felsefi ve inançsal bütünlüğü gözetilerek ele alınmasıdır.",

"Bu çağrımız, bir yasakçı anlayışla değil; inancımızın düsturunun doğru aktarılması ile ilgilidir" denilen açıklama, "boykot" uyarısıyla son buldu:

"Bu konudaki yaklaşımımızı görmezden gelen yapımcılara yönelik boykot hakkımızı saklı tutarak, herkesi bu konuda duyarlı davranmaya davet ediyoruz.”