Finlandiya’nın başkenti Helsinki, fosil yakıt reklamlarını kamusal alanlardan kaldırmaya hazırlanıyor. Kent meclisinde 7 Ekim’de ele alınan girişim, kömür, petrol ve doğalgazın tanıtımına sınırlama getirilmesini öngörüyor. Henüz yürürlüğe girmiş bir yasak bulunmazken mevcut açık hava reklam sözleşmeleri 2035’e kadar devam ediyor. Girişim, iklim mücadelesinin yalnızca enerji üretimiyle sınırlı olmadığını, fosil yakıtların gündelik yaşamda nasıl pazarlandığının da tartışmanın bir parçası haline geldiğini gösteriyor.
Helsinki’nin adımı, fosil yakıtlardan çıkış çağrılarının yoğunlaştığı bir döneme denk geliyor. Dünya bir yandan yenilenebilir enerji yatırımlarını artırırken diğer yandan kömür, petrol ve doğalgaz üretimini sürdürüyor. Bilim insanları ise küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmak için emisyonların hızla azaltılması gerektiğini hatırlatıyor.
COP28’DEN COP31’E FOSİL YAKITLARDAN ÇIKIŞ TARTIŞMASI
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, eylül ayında New York’ta düzenlenen iklim zirvesinde ülkelere fosil yakıtlardan çıkış için açık takvimler hazırlama çağrısında bulundu. Ulusal iklim planlarının 1,5 derece hedefiyle uyumlu olması gerektiğini vurgulayan Guterres, enerji dönüşümünün çalışanları ve kırılgan toplulukları koruyacak biçimde gerçekleştirilmesini de istedi.
BM Genel Sekreter Yardımcısı Amina Mohammed de COP31 öncesinde iklim krizinin etkilerini ağır biçimde yaşayan Pasifik ada ülkeleri Fiji ve Tuvalu’yu ziyaret etti. Fiji’de düzenlenen COP31 ön hazırlık toplantısında Mohammed, “Pasifik Adaları'nda bugün doğan her çocuğun büyüyüp, gelişip yuva olarak isimlendirdikleri adalarda yaşayabilmesi için acil önlemler almalıyız” dedi.
Mohammed, küresel sıcaklık artışının 1,5 derece sınırını geçici olarak aşmasının iklim mücadelesinden vazgeçmek için gerekçe olamayacağını vurguladı. Emisyonların hızla azaltılması ve COP28’de verilen fosil yakıtlardan uzaklaşma taahhütlerinin uygulanması çağrısında bulundu.
Bu çağrıların temelinde, Dubai’de düzenlenen COP28’de varılan uzlaşma bulunuyor. Ülkeler, enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan adil, düzenli ve hakkaniyetli biçimde uzaklaşılması yönünde anlaşmıştı. Ayrıca 2030’a kadar küresel yenilenebilir enerji kapasitesinin üç katına çıkarılması ve enerji verimliliğindeki yıllık iyileşme hızının iki katına yükseltilmesi çağrısı yapılmıştı.
İklim müzakereleri açısından önemli bir eşik olan bu kararlar, bağlayıcı bir küresel fosil yakıtlardan çıkış takvimi içermiyordu.
Bugün temel sorun da bu noktada düğümleniyor. Ülkeler enerji dönüşümünün gerekliliğini kabul ederken fosil yakıt üretiminin ve tüketiminin hangi hızla azaltılacağı konusunda görüş ayrılıkları sürüyor. Yeni kömür, petrol ve doğalgaz yatırımları ise uzun vadeli iklim hedefleriyle çelişiyor.
HEDEF “35’E 35”: ELEKTRİĞİN PAYI ARTIRILMAK İSTENİYOR
Antalya’da 9-20 Kasım tarihlerinde düzenlenecek COP31, bu tartışmaların merkezinde olacak. Türkiye’nin başkanlığı ve Avustralya’nın müzakere başkanlığında yapılacak zirvede elektrifikasyon, yenilenebilir enerji ve iklim finansmanı öne çıkıyor.
COP31 Başkanlığı’nın duyurduğu “35’e 35” girişimi, elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payının 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarılmasını hedefliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) eylül ayında yayımladığı analize göre bugün yaklaşık yüzde 23 olan bu pay, mevcut teknolojilerle 2035’te ekonomik açıdan yüzde 33’e ulaşabilir. Elektrikli ulaşım, sanayi ve binalarda enerji kullanımının dönüşümü bu artışta belirleyici rol oynuyor.
Ancak elektrifikasyon tek başına fosil yakıtlardan çıkış anlamına gelmiyor. Artan elektrik talebinin kömür ve doğalgaz yerine yenilenebilir kaynaklarla karşılanması gerekiyor.
Eylül ayında uluslararası 92 sivil toplum kuruluşu ve ağı, COP31 Başkanlığı’na gönderdikleri ortak açık mektupta elektrifikasyon hedefinin fosil yakıtlardan çıkış ve adil enerji dönüşümüyle birlikte ele alınması çağrısında bulundu. Kuruluşlar, COP28’de kabul edilen enerji dönüşümü hedeflerinin yalnızca yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışla değil, fosil yakıt kullanımındaki gerçek azalmayla da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Helsinki’nin reklam panolarından başlayan tartışma, Antalya’daki müzakere masasına kadar uzanıyor. Bir kent fosil yakıtların tanıtımını sınırlandırmayı değerlendirirken dünya ülkeleri bu kaynaklara bağımlılığı azaltmanın yollarını arıyor. Ancak iklim krizinin hızı ile siyasi kararların hızı arasındaki mesafe kapanmış değil.
TÜRKİYE İÇİN KÖMÜRDEN ÇIKIŞ SORUSU
İstanbul Politikalar Merkezi’nin (İPM) COP31 Diyalogları toplantısında, Türkiye’nin iklim taahhütlerini somut adımlara dönüştürmesi gerektiği vurgulandı.
İPM İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, elektrifikasyon hedefinin ancak yenilenebilir enerji ve fosil yakıtlardan uzaklaşma politikalarıyla desteklenmesi halinde inandırıcı olacağını belirtti. Şahin, Türkiye’nin kömürden kademeli çıkış için somut bir hedef ve takvim oluşturması gerektiğine dikkat çekti.
İPM Araştırmacısı Onur Akgül ise 2035’e kadar küresel ölçekte yüzde 35 elektrifikasyon hedefinin fosil yakıtlardan çıkış hedefi ve yenilenebilir enerji politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Akgül, Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedefleriyle 2038’e kadar emisyon artışı öngören Ulusal Katkı Beyanı arasındaki çelişkiye dikkat çekti.





