Fon soruşturmasında iktidara yakın isimlerin de yer almasını değerlendiren Berkant Gültekin, soruşturmanın birkaç kişinin üzerine yıkılarak kapatılmak istenebileceğini yazdı. Gültekin’e göre asıl tartışılması gereken başlıklardan biri de iktidarın siyasi sorumluluğu.

BirGün yazarı Berkant Gültekin'in köşe yazısı şu şekilde:

"KASITLI VE SORUNLU"

"Fon meselesini bireylerin cezai sorumluluklarıyla sınırlayan, iktidarın siyasi sorumluluğunu tartışmayan her yaklaşım kasıtlı ve sorunludur.

İktidar mensupları ile iktidara yakın isimlerin merkezinde yer aldığı fon skandalı tartışılmaya devam ediyor. “Ucu kime dokunursa dokunsun sonuna kadar gideceğiz” denilen skandalla ilgili henüz Fatma Betül Sayan Kaya’nın (FBSK) tanık sıfatıyla bile ifadesi alınmadı. Hileli vurgunla para kazanan Kaya’ya dokunulmazken Vahap Seçer gibi rekor oyla seçim kazanan belediye başkanları ise tutuklanıp cezaevine gönderiliyor.

Fon meselesi AKP’yi ve etrafını hayli karıştırdı. Bu belirsizlik içinde kimse nasıl pozisyon alacağını tam olarak bilmiyor. AKP İstanbul Milletvekili Serkan Bayram krizin patlamasından sonra “ahlak timsali” rolüyle sahneye çıktı ama pek uzun soluklu bir performans sergileyemedi. Belediye başkanlarına yapılan operasyondan FBSK’nin yaptığı vurguna kadar birçok konuda eleştiriler yönelten Bayram, sonunda özür dileyerek sahneden çekildi. Çünkü bu kadar etik, göstermelik bile olsa, AKP’ye fazla geldi.

Şimdi şöyle bir kurgu yapılıyor: “Foncuları, vurguncuları, göze batanları ayıralım, buradan bir temizlik hikâyesi çıkaralım. Muhalefetin de eleştirilerini boşa düşürelim. Biz hesap soruyoruz, siz soramadınız diyelim.” Birkaç gündür iktidar çevrelerinde “Reis çok kızdı, kabahati olan herkesten hesap sorulması talimatı verdi” hikâyesi işleniyor. Ortada AKP’nin genel başkan yardımcılığı makamına kadar uzanan koca bir skandal var ama ülkenin en sorumlu siyasi aktörü olan bitenin mağduru gibi yansıtılıyor. Yeni Türkiye’ye özgü bir tuhaflık…

Ortada sistemin ortasında doğup büyümüş, iktidardan güç ve yetki alan isimlerin yürütücüsü oldukları devasa bir vurgun çarkı var. Tutuklulardan Tera YK Üyesi Emre Alkin, eski Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Kurulu Üyesi, Topkapı Üni. Rektörü; Tera yatırım yöneticisi Kerem Alkin 2021-2024 yılları arasında OECD Daimi Temsilcisi/Büyükelçi/Türkiye Varlık Fonu ve Halkbank YK Üyesi, ayrıca Sabah yazarı; Tera yöneticisi Abdulkadir Özkan eski başbakan başdanışmanı, eski MEB ve Diyanet müşaviri; Tera Finansal Yatırımlar CEO’su Erkan Kilimci eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı; Pusula Portföy yöneticisi Muhammed Yarız eski AKP Gençlik Kolları yöneticisi; Özata Denizcilik YK Başkanı Özdemir Ataseven eski AKP Tuzla ilçe örgütü yöneticisi… Dosyada AKP’nin bir diğer genel başkan yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu, Adil Varlık Yönetim AŞ’nin sahibi ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Yazıcı da var. Mustafa Yazıcı’nın ifadesi alındıktan sonra mal varlığı üzerindeki tedbir aynı gün kaldırıldı ama yurt dışına çıkış yasağı duruyor. Böyle bir tabloda, iktidarın siyasi sorumluluğu nasıl reddedilebilir? Bir de üstüne SPK gibi kurumların üzerine düşeni yapmaması, piyasayı denetleyememesi ekleniyor.

Bu baştan sonra AKP iktidarının sorumluluk alanındaki bir skandal. Kimsenin görevini layıkıyla yaptığını söylenemez. Sıklıkla Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in geçen yıl 4 Kasım günü Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'nde yaptığı “Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz” açıklaması hatırlatılarak “Şimşek uyarmıştı” deniyor. Peki bu uyarıdan sonra kendi bakanlığı ya da SPK, hangi önemleri aldı? Ayrıca Şimşek’in yakın çalışma ekibinde yer alan Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı İskender Balcı'nın da soruşturma kapsamında tutuklananlar arasında olması çarpıcı bir ironi. Balcı, Özata Denizcilik eski bağımsız YK üyesi. Özata şirketi malum, FBSK’nin eşiyle birlikte 163 milyon lira yatırıp 2,2 milyar lira kazanmasına vesile olan fonların sahibi…

Bir gazetede ya da internet sitesinde herhangi bir haberle ilgili soruşturma başlatılsa, hemen o yayının yöneticileri, sorumluları gözaltına alınıyor, en iyi ihtimalle ifadeye çağırılıyor. Bunun örneğini defalarca gördük. Ancak ülkeyi sarsan tarihi fon vurgununda, iktidara yakın onca isim işin içinde olmasına ve denetleyici kurumlar ayan beyan ortada olan bir manipülasyon karşısında görevini yapmamasına rağmen ülkeyi yöneten siyasi irade skandaldan ayrı tutuluyor. Bu akla, mantığa sığacak bir durum değil. Fon meselesini bireylerin cezai sorumluluklarıyla sınırlayan, iktidarın siyasi sorumluluğunu tartışmayan her yaklaşım kasıtlı ve sorunludur.

24 yıllık AKP iktidarı kendi zenginlerini yarattı ve bu tabaka gelinen aşamada halktan tamamen koptu. İktidar olanaklarından yararlanarak tartışmalı yöntemlerle servetlerini büyüten bu elitler, ağır geçim krizi içinde geleceklerinden endişe eden milyonların olduğu bir ülkede istisnai bir hayat yaşıyor. AKP düzenin yarattığı derin sınıfsal ve ekonomik çelişkiler, kendi kaymak tabakasının su yüzüne çıkan devasa servetleriyle kristalize oluyor. Her skandal birkaç ismi tartışılır hale getirse de aslında düzenin kazananları çok daha fazla.

Altın güne kayıpla başladı: Gram ve ons altın geriledi
Altın güne kayıpla başladı: Gram ve ons altın geriledi
İçeriği Görüntüle

Açık ki fon dosyası birkaç kişinin üzerine yıkılarak kapatılmak istenecek. “Gerekli temizlik yapıldı” mesajının verilebilmesi için taşınmasının maliyeti ağır olacak isimler kontrollü bir şekilde yol kenarında bırakılacak. Ancak asla gerçek bir hesap sorulmayacak. Çünkü süreç, AKP iktidarına zarar vermeyecek şekilde tasarlanacak.

Her şeye rağmen etkili bir muhalefet, iktidarın tüm planlarını bozabilir. Eşitsizliklerle örülü AKP düzeni, adaletsizliğin zırhıyla kendini koruma altına almaya çalışırken geniş halk kesimlerine bu çarkların kimin için döndüğünü, ülke kaynaklarının nerede biriktiğini anlatmak gibi önemli görev tüm muhalif aktörlerin ve kurumların önünde duruyor.

Emeğiyle geçinen ve sistemli şekilde yoksullaştırılan yurttaşların, parmağını bile kıpırdatmadan milyarlarca lira kazanan elit takımından alacağı var. Muhalif siyaset bu haklı talebin taşıyıcısı ve yürütücüsü olabilirse AKP’nin tüm baskı ve kutuplaştırma siyasetine karşın başarıya ulaşacaktır."