Sermaye piyasalarında geçen hafta yaşanan fon paniği ekonomi gündeminin merkezine oturdu. Erdal Sağlam, ekonomi yönetiminin aldığı likidite önlemleri ve sert tedbirlerle krizin kontrol altına alındığını ancak fonlardan alacaklı olanların ne kadarını geri alacağının, şirketlerde oluşan zararın ve kamuya yansıyabilecek mali yükün önümüzdeki dönemde ortaya çıkacağını yazdı.

ANKA Ekonomi Koordinatörü Erdal Sağlam'ın kaleminden Haftalık Ekonomi Analizi: "Ekonomide kötü giden seyre 'fon yangını' eklendi"

"Savaş nedeniyle süren küresel enerji krizi, faiz artırım furyası ve içeride düşürülemeyen enflasyon sıkıntılarının üzerine, bir de sermaye piyasasında çıkan “fon yangını” eklendi. Göz göre göre gelen, fonlardaki büyük yangın söndürülmüş gözüküyor ama faturasının zaman içinde netleşmesi bekleniyor.

Savaş nedeniyle süren küresel enerji krizi, faiz artırım furyası ve içeride düşürülemeyen enflasyon sıkıntılarının üzerine, bir de sermaye piyasasında çıkan “fon yangını” eklendi. Göz göre göre gelen, fonlardaki büyük yangın söndürülmüş gözüküyor ama faturasının zaman içinde netleşmesi bekleniyor.

Geçtiğimiz hafta bir fonun ödemelerini yapamaması üzerine alevlenen yangın, piyasalarda paniğe neden oldu. Ekonomi yönetiminin aldığı likidite önlemleri ve sert tedbirler sonucunda, yangın ancak kontrol altına alınabildi.

500 bin kişisel yatırımcının bulunduğu, yaklaşık 900 milyar TL’lik, 131 adet fon büyüklüğünden söz ediyoruz. Bu tutar toplam fonlara kıyasla küçük denilse de paniğin para piyasaları ve bankacılığa sıçramasını önlemek önemliydi. Bu riskin önlendiği, sert tedbirler sürerse, önemli bir sıkıntı yaşanmayacağı söylenebilir.

BDDK, bir bankanın faaliyet iznini kaldırdı
BDDK, bir bankanın faaliyet iznini kaldırdı
İçeriği Görüntüle

Ancak önümüzdeki dönemde fonlardan alacaklı olanların paralarının ne kadarını alabilecekleri, hisse senedi piyasasında yarattığı maddi ve moral hasarın ne kadarının onarılabileceği, zaman içinde görülecek. Katılımevim, Birevim gibi fonlarla ilgili şirketlerdeki çıkan hasarın netleşmesi önemli. Çünkü bu şirketlerin bir kamu bankası olan Emlak Yatırım tarafından satın alınacağı söylendi. Dolayısıyla buradan kamuya doğrudan gelen yükün ne kadar olacağı, yani halka çıkacak doğrudan faturaya ne kadar ekleneceği, o zaman ortaya çıkacak.

5 MİLYAR DOLARLIK REZERV KAYBI

Tabii ki kamuya binecek başka maddi yükler de olacak. Bunların arasında Varlık Fonu’nun, sürekli daha çok kendine bağlı, yani kamunun sahip olduğu şirketlerin hisse senedi fiyatlarının düşmemesi için yaptığı alımları sayabiliriz.

Fon yangınının bir etkisi de ülkenin döviz rezervlerinde yaşandı. Yangının alevlendiği geçtiğimiz çarşamba günü Merkez Bankası’nın rezervden 5 milyar dolarlık satış yaptığı saptandı.

Merkez Bankası bilançosuna yansıyan bu rakamın ardından, perşembe ve cuma günleri ne kadar satış yapıldığı ise netlik kazanmadı. Bu rakamları önümüzdeki salı akşamı yayımlanacak Merkez Bankası bilançosuyla görebileceğiz.

Piyasa uzmanlarından aldığım bilgiye göre, çarşamba günkü 5 milyar doların ardından perşembe ve cuma günü toplam 3,5 milyar dolarlık daha rezerv erimesi yaşanmış olabilir. Ancak bir süredir hafta sonundaki bu 2 iş gününde zaten rezervlerde erime olduğunu, bu nedenle fon paniğinin rezervlerdeki etkisinin artık sönümlendiğini tahmin ettiklerini kaydettiler.

Aslında mevsimsel olarak da artık rezervlerin erimeye başladığı bir döneme giriyoruz. Bir önceki hafta da rezervlerde 3,5 milyar dolarlık bir azalma olmuştu. Bu erimenin ardında, altın fiyatlarındaki oynaklığın da yattığını söyleyebiliriz. Bundan sonra rezervlerde meydana gelecek hareketlerin, ekim ayı toplantısında faiz indirimi yapılıp yapılmayacağında etkili olması bekleniyor.

MERKEZ FAİZ DÜŞÜRMEK İSTİYOR AMA…

Merkez Bankası’nın faiz kararında etkili olacak başka bir unsur da Eylül ayı enflasyon oranı olacak. Eylül enflasyonunda, enerji krizlerinin etkisiyle, önemli düşüş beklenmiyor. Toplantıya kadar Ekim ayına ilişkin alacağı öncü veriler de Merkez Bankası’nın kararında etkili olacak.

Ekonomideki mevcut seyre bakacak olursak, aslında Merkez Bankası’nın faiz indirimine biran önce başlaması gerektiği açık. Çünkü Eylül ayına ilişkin veriler de üretim ve satışlarda başlayan durgunluğun sürdüğünü gösteriyor. Buna bağlı olarak iş kesiminde gelen şikayetler daha da büyürken, enflasyonun ve faizin düşeceğine olan inanç da giderek kayboluyor.

FED’in faiz artırımı yapıp, artırımlara devam edeceği işaretini vermesi, küresel petrol fiyatlarının 100 dolar üzerindeki seyrini sürdürmesi, kış nedeniyle gereken doğalgaz ve petrol stoklarındaki yetersiz seyir, zaten küresel bazda yükselen enflasyon ve artırılan faizleri beraberinde getiriyor. Bunlara, “büyüyen ülke borçlulukları” ve “yapay zekada balon riski” eklendiğinde, “küresel ekonomide işlerin iyi gitmediğini gösteren bir tablo” ortaya çıkıyor.

Böyle bir tablo, zaten dengesini bir türlü oluşturamayan Türkiye ekonomisi için hiç umut vermiyor. Tüm sorunlara ek olarak çıkan fon yangınının ucuz atlatıldığını, bundan sonra çıkmayacağını varsaysak bile; hem yarattığı maddi ve moral bozulma, hem de zaten ekonominin dengelerindeki çarpıklık, tüm toplumsal kesimlerin umutlarını iyice zayıflatıyor.

Böyle bir iklimde seçim sürecine de giriyoruz. Yaşanan fon krizi, birçok alanda olduğu gibi, bu alanda da birilerinin kayırıldığını, küçük tasarrufçunun korunması için yeterli önlem alınmadığını, yani “kötü yönetildiğimizi” bir kez daha açığa çıkardı. Kötü yönetimin seçimlere etkisini ise sonra göreceğiz."