Mahkemeden dikkat çeken emekli maaşı kararı! SGK kaybetti
Mahkemeden dikkat çeken emekli maaşı kararı! SGK kaybetti
İçeriği Görüntüle

İktisatçı Dr. Mahfi Eğilmez, “İkarus’tan Fon Krizine” başlıklı yazısında son dönemde gündeme gelen fon krizini yalnızca yaşanan gelişmeler üzerinden değil, finansal sistemde risklerin nasıl büyüdüğü ve denetimin nerede aksayabileceği üzerinden değerlendirdi.

Eğilmez, Yunan mitolojisinden Pandora’nın kutusuna, Babil Kulesi’nden “kobra etkisi” ve “devekuşu etkisi”ne uzanan örneklerle finansal piyasalardaki risklerin zaman içerisinde nasıl görünmez hale gelebildiğini anlattı. Yazısında fon krizinin tüm nedenlerinin henüz ortaya çıkmadığını belirten Eğilmez, özellikle denetim mekanizmasına dikkat çekti.

'DENETİM YETERSİZ MİYDİ?'

Fon krizinin nedenlerinin bütün yönleriyle bilinmediğini belirten Eğilmez, soruşturulması gereken başlıkların başında denetimin geldiğini ifade etti.

Eğilmez, “Denetim yetersiz miydi? Yoksa denetim sorunları ortaya çıkardığı halde, bu sorunların üzerine zamanında gidilmedi mi?” sorularını yöneltti.

İKARUS: GETİRİ ARTTIKÇA RİSK UNUTULUYOR

Eğilmez’in ilk durağı Yunan mitolojisindeki İkarus oldu. Finansal piyasalarda yüksek getirilerin yatırımcıların risk algısını değiştirebileceğini belirten Eğilmez, piyasalar yükseldikçe daha fazla risk almanın giderek normalleşebileceğine dikkat çekti.

Denetim mekanizmasına duyulan güvenin de bu süreci etkileyebileceğini belirten Eğilmez, yatırımcının aldığı riskin kontrol altında olduğunu düşünebileceğini ifade etti. Ancak belirli bir noktadan sonra asıl tehlikenin risk almak değil, “alınan riskin artık risk olarak görülmemesi” olduğunu vurguladı.

PANDORA’NIN KUTUSU: KRİZİN MALİYETİ GÜVEN KAYBI

Fon krizinin etkilerini anlatırken Pandora’nın kutusuna başvuran Eğilmez, finansal piyasaların birbirine bağlı yapısına dikkat çekti.

Bir fonda ortaya çıkan sorunun yalnızca o fonla sınırlı kalmayabileceğini, güven kaybının diğer fonlara ve piyasanın geneline yayılabileceğini belirten Eğilmez, finansal krizlerde kaybedilenin yalnızca para olmadığını vurguladı.

Eğilmez, “Pandora’nın kutusunda geriye umut kalmıştı. Ancak finansal piyasalarda umut tek başına bir risk yönetimi stratejisi değildir” ifadelerini kullandı.

BABİL KULESİ: HERKES AYNI YAPIYA BAKIP FARKLI RİSK GÖREBİLİR

Finansal sistemin giderek karmaşıklaşmasını Babil Kulesi örneği üzerinden değerlendiren Eğilmez, fonların içerisine farklı fonlar, borçlanmalar, türev ürünler ve çeşitli finansal araçlar eklendikçe risklerin de takip edilmesinin zorlaşabileceğini belirtti.

Yatırımcı, denetçi, derecelendirme kuruluşu ve fon yöneticisinin aynı yapıyı incelemesine rağmen farklı riskler görebileceğini kaydeden Eğilmez, asıl tehlikenin herkesin kendi açısından doğru bir değerlendirme yaparken bütünün taşıdığı riski gözden kaçırması olduğunu ifade etti.

KOBRA ETKİSİ: KURALLAR YENİ RİSKLER DOĞURABİLİR

Eğilmez’in yazısındaki bir diğer örnek ise “kobra etkisi” oldu.

Delhi’de kobra sayısını azaltmak amacıyla ölü kobra getirene ödül verilmesi, insanların ödül kazanmak için kobra yetiştirmeye başlamasına neden olmuştu. Uygulamanın kaldırılmasıyla yetiştirilen kobraların doğaya salınması ise başlangıçtaki sorunun daha da büyümesine yol açmıştı.

Eğilmez, bu hikâyeyi finansal düzenlemeler açısından ele alarak bir kuralın yalnızca yasakladığı davranışlara değil, teşvik ettiği davranışlara da bakılması gerektiğini belirtti.

Bir riski azaltmak amacıyla getirilen düzenlemenin başka bir davranışı teşvik ederek yeni bir risk alanı yaratabileceğine dikkat çeken Eğilmez, bu nedenle “Kural var mı?” sorusunun tek başına yeterli olmadığını savundu.

DEVEKUŞU ETKİSİ: UYARIYI GÖRMEK YETERLİ DEĞİL

Yazıda finansal sistemdeki risklerin fark edilmesine rağmen gerekli adımların atılmaması ihtimalini ise “devekuşu etkisi” üzerinden değerlendiren Eğilmez, olumsuz veya rahatsız edici bilgilerin görmezden gelinmesinin kurumsal düzeyde de ortaya çıkabileceğine işaret etti.

Bu bölümde İzlanda örneğini ele alan Eğilmez, ülkenin üç büyük bankasının 2000’li yıllarda hızla büyüdüğünü, 2007 sonunda toplam varlıklarının ülke GSYH’sinin yaklaşık dokuz katına çıktığını hatırlattı. Bankacılık sistemindeki kırılganlıklara yönelik uyarılara rağmen gerekli önlemlerin alınamadığını belirten Eğilmez, 2008 küresel finans krizinin ardından üç büyük bankanın kısa sürede çöktüğünü aktardı.

Eğilmez, bu örnekten hareketle “Finansal sistem büyürken denetim ve risk yönetimi kapasitesi de büyümelidir” değerlendirmesinde bulundu.

FON KRİZİ SONRASI YANIT BEKLEYEN SORULAR

Eğilmez, fon krizinin ardından yalnızca yaşananların nasıl gerçekleştiğine değil, risklerin neden daha önce fark edilmediğine de bakılması gerektiğini belirtti.

Hangi risklerin alındığı, bu risklerin neden zamanında görülmediği, görülmüşse neden müdahale edilmediği ve mevcut denetim yapısının riskleri gerçekten sınırlayıp sınırlamadığının sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Eğilmez’in yazısının sonunda yaptığı değerlendirme ise finansal sistemde denetimin zamanlamasına dikkat çekti:

"Sorun çoğu kez, kimsenin tehlikeyi görmemesi değildir. Sorun, tehlike görüldüğünde herkesin başka tarafa bakmasıdır."