Eski imar müdürünün mal varlığı şaşırttı! 541 milyon liralık servet...
Eski imar müdürünün mal varlığı şaşırttı! 541 milyon liralık servet...
İçeriği Görüntüle

Yavuzyılmaz, fon şirketlerinin yöneticileri ile siyasi ve bürokratik bağlantılara ilişkin çeşitli iddialarda bulundu. Fon krizinin beş yıllık bir geçmişe sahip olduğunu belirten Yavuzyılmaz, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) süreçteki rolünün araştırılması gerektiğini ifade etti.

Yavuzyılmaz, fon şirketlerinin yöneticilerinin büyük bir zenginlik ve lüks içinde yaşadığını ileri sürerken, manipülatif şekilde şişirildiğini iddia ettiği fon hesapları üzerinden yapılan işlemlerde siyasetin içinde aktif kişilerin de bulunduğunun ortaya çıktığını öne sürdü.

“SPK BU VURGUNUN NERESİNDE?”

Fon sürecinin kapalı bir fonda yapılan ve kendisinin manipülatif olduğunu savunduğu işlemlerle başladığını belirten Yavuzyılmaz, daha sonra yüksek kârlılık görüntüsü verilen fonun halka arz edildiğini söyledi.

SPK’nın söz konusu fonu halka arz ettiğini ve beş yıl boyunca süreci denetlemediğini ileri süren Yavuzyılmaz, “Bu vurgunun neresinde, ne kadar neresinde, tüm bunlar şu anda soru işareti” ifadelerini kullandı.

Yavuzyılmaz, soruşturma sürecinde SPK’nın aynı üyelerle süreci yönettiğini savunarak, kurumun fon krizindeki rolünün araştırılması gerektiğini dile getirdi.

“SORUNU YARATANLAR SORUNU ÇÖZEMEZLER”

Yavuzyılmaz, son günlerde yaptıkları açıklamalarda bir AKP Genel Başkan Yardımcısının beş aylık süreçte milyarlarca liralık şişirilmiş hesaplarda yapılan alım-satım işlemlerinden kazanç sağladığını tespit ettiklerini öne sürdü.

Bu açıklamaların ardından Fatma Betül Sayan Kaya’nın görevlerinden affını istediğini belirten Yavuzyılmaz, Kaya’nın fon vurgununun içinde yer aldığını iddia etti. Yavuzyılmaz, bu iddialardan hareketle AKP’nin en üst kademesine kadar uzanan bir siyasi bağlantının ortaya çıktığını savundu.

“455 BİN MAĞDUR HÜKÜMET İSTİFA DEMELİ”

Yavuzyılmaz, fon soruşturmasıyla ilgili Meclis Araştırması isteyeceklerini belirterek, 455 bin fon mağdurunun yanı sıra borsada kayıp yaşayan milyonlarca vatandaş ve ailelerinin de bulunduğunu söyledi.

Yavuzyılmaz, “455 bin fon mağduru vatandaşımız, aynı zamanda da bu süreç nedeniyle borsada kayıplar yaşayan milyonlarca vatandaşımız ve milyonlarca onların aileleri, artık hep birlikte ‘hükümet istifa’ demelidir” dedi.

Bu çağrının bir isyan, hakaret veya küfür olmadığını savunan Yavuzyılmaz, “Bu demokratik bir tepkidir” ifadelerini kullandı.

Fonlara para yatıran vatandaşların araçlarını, evlerini sattığını veya borçlanarak yatırım yaptığını ileri süren Yavuzyılmaz, vatandaşların mağdur edildiğini savundu.

“GERİYE KÜÇÜK BİR TORTU TABAKASI KALDI”

Yavuzyılmaz, vatandaşların yatırdığı paraların tamamının geri ödenmesinin planlanmadığını ileri sürerek, yatırılan tutarın küçük bölümler halinde geri verilerek mağdurların tepkisinin sınırlandırılmak istendiğini iddia etti.

Fonlara aktarılan yüksek miktarlardaki paraların bir bölümünün yurt dışına çıkarıldığını öne süren Yavuzyılmaz, daha önce bilgi sahibi olan kişilerin paralarını farklı ülkelere ve offshore hesaplara aktarabildiğini savundu.

Yavuzyılmaz, fon hesaplarında geriye yalnızca küçük bir miktarın kaldığını ve bunun mağdurlara dağıtılmasının sorunu çözmeyeceğini söyledi.

Kendi partisinin iktidara gelmesi halinde fon vurgunu ve AKP dönemindeki diğer yolsuzluklarla ilgili tahsil edilecek tutarların vatandaşlara aktarılacağını savunan Yavuzyılmaz, mağdurların yatırdıkları tutarların yanı sıra geçen süreye ilişkin faiz nedeniyle de hak kaybı yaşamamasını sağlayacaklarını ifade etti.

“FATURAYI VATANDAŞ ÖDEYECEK”

Fon krizinin Hazine üzerindeki etkilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yavuzyılmaz, Hazine’de büyük bir açık oluştuğunu ileri sürdü.

Bu açığın kapatılması için kamu işletmeleri, kurum ve kuruluşların özelleştirilebileceğini savunan Yavuzyılmaz, söz konusu yöntemin Hazine’deki açığı tamamen kapatmaya yetmeyeceğini ve vatandaşların özelleştirmeler nedeniyle yüksek bir maliyetle karşılaşacağını iddia etti.

Yavuzyılmaz, fon operasyonunun 17 Eylül 2026’da başladığını, bundan 12 gün önce ise 5 Eylül 2026’da iki Boğaz köprüsü, sekiz otoyol ve iki çevre otoyolunun 30 yıllığına özelleştirilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı alındığını hatırlattı.

“OTOYOL VE KÖPRÜ ÜCRETLERİ ARTABİLİR”

Yavuzyılmaz, devlet tarafından işletilen ve özelleştirme kapsamına alınan otoyolların kilometre başına geçiş ücretleri ile yap-işlet-devret modeli kapsamında şirketler tarafından işletilen otoyollar arasındaki fiyat farkına dikkat çekti.

Yavuzyılmaz, özel şirketler tarafından işletilen otoyolların kilometre başına ücretlerinin dört-beş kat daha yüksek olduğunu ileri sürerek, özelleştirmelerin gerçekleşmesi halinde geçiş ücretlerinin de kademeli olarak artacağını savundu.

Bu durumda vatandaşların otoyol ve köprülerde daha yüksek ücretlerle karşılaşacağını öne süren Yavuzyılmaz, fon krizinin maliyetinin de vatandaşlara yansıtılacağını iddia etti.