CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında borsa ve yatırım fonlarında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Öztrak, geçen hafta ortaya çıkan tabloyu Türkiye’nin finans piyasaları açısından ağır bir kriz olarak nitelendirirken, sürecin yalnızca fon yöneticileri veya piyasa aktörleriyle sınırlı tutulmaması gerektiğini savundu.
Öztrak, SPK, Borsa İstanbul ve diğer ilgili kurumların daha önce çeşitli risk işaretleriyle karşı karşıya olduğunu belirterek, gerekli müdahalenin neden zamanında yapılmadığının araştırılmasını istedi.
“RİSK UZUN SÜREDİR BİLİNİYORDU”
Öztrak, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2025 yılının kasım ayında bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını bildiklerini söylediğini, SPK’nın da 2025’in son çeyreğinde bazı fonların düşük dolaşımlı hisselerde olağan dışı fiyat hareketlerini tespit ettiğini hatırlattı.
Piyasa profesyonelleri ve uluslararası endeks sağlayıcılarının da belirli hisseler, fonlar ve likidite riski konusunda uyarılarda bulunduğunu belirten Öztrak, buna rağmen müdahalenin geciktiğini savundu.
FONLARDAKİ ZİNCİR NASIL İŞLEDİ?
Öztrak’ın anlatımına göre kriz, işlem hacmi düşük hisselerde yoğunlaşan fonların alımlarıyla başlayan bir fiyat yükselişi ve bu yükselişin yeni yatırımcı girişini teşvik etmesiyle büyüdü.
Hisse fiyatlarının yükselmesiyle fonların kağıt üzerindeki değerinin de arttığını belirten Öztrak, ortaya çıkan yapının yeni yatırımcı girişine bağımlı hale geldiğini savundu. Nakit akışının yavaşlamasıyla birlikte bazı fonların yatırımcılarına ödeme yapabilmek için kısa vadeli kaynak aramaya başladığını ifade eden Öztrak, bunun da krizin başka fon türlerine yayılmasına yol açtığını öne sürdü.
Öztrak, yüksek riskli hisse fonlarında başlayan sorunun para piyasası fonlarına taşınmasının finansal sistem açısından güven sorunu oluşturabileceğini söyledi.
“VATANDAŞIN PARASINA ULAŞMASI ZORLAŞTI”
Krizin, tasarruflarını daha düşük riskli olarak gördüğü para piyasası fonlarında tutan yatırımcıları da etkilediğini savunan Öztrak, bazı vatandaşların günlük ihtiyaçları ve borç ödemeleri için kullanmayı planladıkları paraya ulaşmakta güçlük yaşayabileceğini belirtti.
Yaşanan gelişmelerin yalnızca belirli fonlarla sınırlı kalmayarak diğer yatırım araçlarına yönelik güveni de zedeleyebileceğini ileri süren Öztrak, bunun daha geniş bir finansal güven sorununa dönüşebileceği uyarısında bulundu.
131 FONUN TASFİYESİ GÜNDEMDE
Öztrak, SPK’nın 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdiğini hatırlattı. Ancak tasfiyeye tabi fonlarda kaç yatırımcı bulunduğu ve toplam varlık büyüklüğünün ne olduğu konusunda kamuoyuna yeterli açıklama yapılmadığını savundu.
Öztrak, bazı uluslararası haberlerde yaklaşık 353 bin yatırımcının 891 milyar liralık varlığının tasfiye kapsamındaki fonlarla bağlantılı olduğuna ilişkin bilgilerin yer aldığını aktararak, rakamların resmi makamlar tarafından açık şekilde ortaya konulmasını istedi.
“FATURA MİLLETE KESİLMEMELİ”
Öztrak, oluşan zararın kamu kaynaklarıyla doğrudan karşılanmasına karşı olduklarını belirterek, haksız kazanç elde edildiği tespit edilen kişilerin mal varlıklarının araştırılması gerektiğini savundu.
Fon yöneticileri, ilgili şirketlerin sahipleri ve olağan dışı kazanç elde eden yatırımcıların yanı sıra, varsa süreçte sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin de araştırılması gerektiğini ifade eden Öztrak, “Kârlar manipülatörlere, zarar millete” anlayışının kabul edilemeyeceğini söyledi.
MECLİS ARAŞTIRMASI İSTEDİ
Öztrak, finansal yapı içerisindeki ilişkilerin ve denetim süreçlerinin bütün yönleriyle incelenmesi amacıyla TBMM’de Meclis Araştırma Komisyonu kurulması için önerge verdiklerini açıkladı.
Manipülasyonların nasıl başladığı, kimlerin bundan kazanç sağladığı, düzenleyici kurumların hangi uyarıları aldığı ve neden zamanında müdahale edilmediği gibi başlıkların araştırılmasını isteyen Öztrak, sürecin siyasi bağlantılarının da incelenmesi gerektiğini söyledi.
Öztrak, söz konusu iddiaların peşinen suç isnadı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, soruşturmanın tarafsızlığının yanı sıra tarafsızlığı konusunda şüphe bulunmayacak şekilde yürütülmesinin önem taşıdığını ifade etti.
“SİYASİ VE HUKUKİ HESAP SORULACAK”
Yaşananların siyasi ve hukuki boyutunun araştırılması gerektiğini söyleyen Öztrak, “Kimse unvanına, makamına, Saray’daki bağlantılarına güvenmesin. Bu finansal cinayetin siyasi hesabı TBMM’de, hukuki hesabı bağımsız yargı önünde mutlaka sorulacaktır” dedi.
Öztrak ayrıca hükümetin bazı köprü ve otoyolların işletme haklarının devrine yönelik planlarına ilişkin de değerlendirmede bulundu. Bu tür işlemlerin seçimlere yakın bir dönemde yapılmasının doğru olmadığını savunan Öztrak, mevcut iktidarın değişmesi gerektiğini ve çözümün erken seçim olduğunu ileri sürdü.