Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa’da meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki depreme de değinen Emir, can kaybı yaşanmamasının sevindirici olduğunu belirterek kentlerin ve binaların depreme karşı daha güvenli hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Depremle ilgili toplanan vergilerin kentlerin ve binaların güçlendirilmesi amacıyla kullanılması gerektiğini ifade eden Emir, bu konuda gerekli adımların ivedilikle atılması çağrısında bulundu.
“FON KRİZİNDE ÇOK GEÇ KALDINIZ”
Fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emir, devlet kurumlarının gözetim ve denetimi altında büyük bir yolsuzluk yaşandığını savundu.
Emir, Maliye Bakanlığı, BDDK, SPK ve Borsa İstanbul’un gözetim ve denetimindeki süreçte büyük bir vurgun yapıldığını ileri sürdü. SPK’nın yaklaşık bir yıl önce olağanüstü fiyat hareketleri konusunda uyarıda bulunduğunu belirten Emir, dokuz ay önce Mehmet Şimşek’in de yanlışlıklar bulunduğunu ve adım atılacağını söylediğini ifade etti.
Gazeteciler, ekonomistler ve siyasetçilerin de konuya ilişkin uyarılarda bulunduğunu söyleyen Emir, buna rağmen gerekli müdahalenin yapılmadığını savundu.
Emir, 28 Ağustos’a kadar bazı kişilerin kazanç sağladığını, hükümetin ise daha sonra harekete geçtiğini belirterek Mehmet Şimşek’in Finansal İstikrar Komitesi’ni toplayarak fon krizinin etkilerini nasıl ortadan kaldırabileceklerini değerlendireceğini açıkladığını söyledi.
Emir, iktidara yönelik eleştirisinde, “Siz bu sorunun, bu krizin, bu vurgunun içindesiniz, tam göbeğindesiniz. Siz sorumluluk makamındasınız, görevini yapmayansınız. Bir an evvel istifa etmelisiniz” ifadelerini kullandı.
MAĞDURLAR İÇİN YENİ TASFİYE YÖNTEMİ ÖNERİSİ
Emir, yatırım fonlarında yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için yeni bir tasfiye yöntemi oluşturulması gerektiğini söyledi.
YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale’nin açıkladığı kanun teklifine işaret eden Emir, mevcut mevzuat uygulanırsa hak kaybına uğrayan vatandaşların yalnızca yüzde 10’unun zararının karşılanabileceğini, yüzde 90’ının ise haklarına kavuşamayacağını belirtti.
Emir, yeni bir düzenleme yapılması ve öncelikle yeni bir tasfiye kurulu oluşturulması gerektiğini ifade etti. Tasfiye kurulunun hak kaybına uğrayan vatandaşların gerçek zararlarını hesaplaması gerektiğini söyledi.
28 Ağustos’tan önce fonlarını satanlar ile para ve mal transferlerinin dört gün boyunca dondurulmasından önce paralarını başka yerlere aktaranların tespit edilmesi gerektiğini belirten Emir, bu kişilerden tahsil edilecek paralarla mağdur vatandaşların zararlarının karşılanabileceğini savundu.
Bu yöntemin uygulanması halinde kamu kaynağı kullanılmadan hak kaybına uğrayan vatandaşların yüzde 80’inin zararının karşılanabileceğini öne sürdü.
Emir, “Çalanlar belli, götürenler belli, yurt dışına transfer edenler belli, seyredenler belli, içinde olanlar belli” diyerek, söz konusu paraların ve malların takip edilmesi gerektiğini söyledi.
“MASUM VATANDAŞI SUÇLAYAMAYIZ”
SPK ve diğer kurumların fonlardaki olağanüstü fiyat hareketlerini gördüğünü belirten Emir, bazı kamu görevlileri ve siyasetçiler hakkında da çeşitli iddialarda bulundu.
Emir, SPK içerisinde bakan çocukları ve bakan eşlerinin bulunduğunu, SPK Başkanı’nın ise bir milletvekilinin oğlu olduğunu söyledi. Önceki SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun kardeşi Zehra Taşkesenlioğlu ile ilgili geçmişte yaşanan süreçleri de gündeme getiren Emir, bazı yolsuzlukların takipsizlik kararlarıyla kapatıldığını savundu.
Emir ayrıca Şahap Kavcıoğlu’nun da aralarında bulunduğu bazı isimleri gündeme getirerek, olağanüstü fiyat hareketleri ve fonlardaki yükselişler konusunda siyasal destek olmadan bu sürecin yaşanmasının mümkün olmadığını ileri sürdü.
Kanun tekliflerinin Meclis’e geldiğini belirten Emir, bundan sonra gerekli adımların atılması gerektiğini söyledi.
Fonlara yatırım yapan vatandaşların suçlanamayacağını da vurgulayan Emir, birikimlerini değerlendirmek isteyen kişilerin mağdur edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Emir, “Kıt kanaat biriktirdiğini, ‘Zaten ben bununla bir şey yapamam ama bak burada yüksek bir getirisi varmış, buraya yatırayım da belki bir otomobil, belki bir ev alabilirim’ diyen masum vatandaşı da asla suçlayamayız” dedi.
“TÜRKİYE’DE HUKUK DEVLETİ YERE ÇAKILDI”
Ekonomi politikalarını da eleştiren Emir, emekli maaşları ile asgari ücretin açlık sınırının altında olduğunu, öğretmen, polis, doktor ve mühendis gibi meslek gruplarının maaşlarının da yoksulluk sınırının altında kaldığını söyledi.
Türkiye’nin gıda enflasyonunda dördüncü, toplam enflasyonda ise dünyada beşinci sırada olduğunu savunan Emir, yüksek faiz ve yüksek enflasyon nedeniyle vatandaşların ağır bir ekonomik kriz yaşadığını ifade etti.
Tek Adam Rejimi’ne geçilmesinin üzerinden 96 ay geçtiğini belirten Emir, bu dönemde yalnızca üç ay tek haneli enflasyon görüldüğünü söyledi. Bu sürenin 36 ayında enflasyonun yüzde 30’un üzerinde gerçekleştiğini belirten Emir, ekonomik politikaların bedelinin yoksul halkın sırtına yüklendiğini savundu.
Hukuk devleti tartışmalarına da değinen Emir, Birleşmiş Milletler’de Türkiye’nin hukuk devleti ve öngörülebilirlik açısından iyi durumda olduğuna yönelik açıklamalara tepki gösterdi.
Türkiye’de her sabah yeni gözaltı ve tutuklama haberlerinin gündeme geldiğini savunan Emir, siyasetçilerin iftiralar üzerinden tutuklu tutulduğunu ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını ileri sürdü.
“FON KRİZİNİ ÇÖZEMEYENLER SANSÜRE SARILDI”
Fon krizine ilişkin sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerini de eleştiren Emir, krizle ilgili ekonomist, gazeteci ve sanatçıların susturulmaya çalışıldığını savundu.
Bu süreçte takipçisi 12 milyona ulaşan 194 hesabın engellendiğini söyleyen Emir, söz konusu hesaplara erişimin engellenmesiyle fon krizinin üzerinin örtülemeyeceğini belirtti.
Emir, erişim engeli getirildiğini söylediği hesaplar arasında ekonomistler Bilge Yılmaz, Veysel Ulusoy, Uğur Gürses, Emin Şirin ve fon analisti Ted Peskus’un bulunduğunu ifade etti.
Gazeteciler Dinçer Gökçe, Nazlı Yüzbaşıoğlu ve Orhan Aydın ile sanatçı ve Gelecek Partisi kurucusu Yavuz Değirmenci’nin de engellenen hesaplar arasında olduğunu söyledi.
“TÜRKİYE’NİN BAĞIMSIZ BİR ROTAYA GİRMESİ ŞART”
Emir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler temaslarını da değerlendirdi. Türkiye’nin savunma sanayisi ve dış politika alanındaki adımlarını eleştiren Emir, F-16’ların modernizasyonunun hâlâ tamamlanmadığını, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmediğini ve bu program kapsamında ödenen yaklaşık 2 milyar doların akıbetinin belirsiz olduğunu söyledi.
KAAN savaş uçağının motorunun hâlâ gelmediğini ve CAATSA yaptırımlarının devam ettiğini belirten Emir, buna rağmen hükümetin dış politikadaki gelişmeleri başarı olarak sunduğunu savundu.
Boeing’den yapılan uçak alımına da değinen Emir, Türkiye’nin 150 Boeing uçağı için imza attığını belirterek bu adımın ABD politikalarına bağımlılığın göstergesi olduğunu ileri sürdü.
Mekke Savunma Anlaşması’nı da gündeme getiren Emir, anlaşmanın içeriğinin kamuoyuna açıklanmadığını ve Meclis’e getirilmediğini savundu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın anlaşmayı NATO benzeri bir pakt olarak nitelendirdiğini belirten Emir, Türkiye’nin bağımsız ve kendi çıkarlarını merkeze alan bir dış politika izlemesi gerektiğini söyledi.
“BÖYLESİNE SİYASALLAŞMIŞ YARGIYI KABUL ETMİYORUZ”
Emir, Kocaeli’de bir arsa ve tarlaya ilişkin iddialar üzerinden avukat Mehmet Nazım Gençtürk ve haber yapan Cihat Polat hakkında yürütülen süreci de gündeme getirdi.
Söz konusu taşınmazın bir milletvekilinin yakınlarına ve danışmanına ait olduğu yönünde bilgi bulunduğunu söyleyen Emir, iddianamenin iki günde hazırlandığını belirtti.
İlk iddianamede suç bulunmadığını savunan Emir, daha sonra savcı ve hakimin değiştirildiğini ve avukat Mehmet Nazım Gençtürk’e 2 yıl 1 ay hapis cezası verildiğini söyledi.
Avukatın kamu hakkını savunduğunu, gazetecinin ise konuyu haberleştirdiğini belirten Emir, haberin dayandığı konunun mahkeme kararlarıyla sabit olduğunu savundu.
“YAVAŞ TÜRKİYE’NİN ÖNEMLİ SİYASETÇİLERİNDEN BİRİ”
Emir, basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın istifasının ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına ilişkin görüşü sorulan Emir, Bahçeli’nin neden rahatsız olduğunu bilemeyeceğini ve bunu değerlendirmesinin kendisine düşmeyeceğini söyledi.
Emir, Yavaş’ın Türkiye’nin önemli siyasetçilerinden biri olduğunu ve attığı adımların Türkiye’de gündem olmasının normal olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler temaslarını da değerlendiren Emir, Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle gerçekleştirdiği görüşmelerden somut sonuç alamadığını savundu. Boeing uçaklarının satın alınmasını da eleştiren Emir, bu nedenle Yavaş’ın istifasının gündeme gelmesinin normal olduğunu söyledi.
“GÖZ YUMULMUŞSA BAŞSAVCILIK GÖREVİNİ YAPMAMIŞ DEMEKTİR”
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in fon krizine ilişkin başlatılan soruşturmayla ilgili açıklamalarının hatırlatılması üzerine Emir, Gürlek’in sorunun üzerine gitmek istemesi halinde hukuk çerçevesinde atabileceği adımlar bulunduğunu söyledi.
Emir, SPK ve ilgili kamu kurumlarına başvurularak soruşturma izni istenmesi gerektiğini belirtti. Böyle bir izin talep edilmişse bunun kamuoyuna açıklanması gerektiğini ifade etti.
Soruşturma izni istenmemiş ve suçun işlendiği görülmesine rağmen sürecin beklendiği iddiasında bulunan Emir, bunun Başsavcılık görevinin gereği gibi yapılmadığı anlamına geleceğini savundu.
Emir, ikinci yöntemin ise örgütlü suç soruşturması yürütülmesi olduğunu belirtti. İstanbul Başsavcılığı döneminde bu yöntemin kullanıldığını söyleyen Emir, fon krizindeki işlemlerin örgütsüz ve herhangi bir organizasyon olmadan gerçekleşmesinin mümkün olmadığını ileri sürdü.





